Reckless ~Anne Stuart || Yorum

11 Mar 2013



Reckless || Anne Stuart

Bu kitabı geçen sene okumuştum ama bi' arkadaşım nasıl bir konusu olduğunu sorunca yorum yapmaya karar verdim.Aslında ilk kitabını düşünürsek bu kitap beni pek etkilemedi. En azından sonlarına kadar.. İlk kitabı için yorumuma ; KALPSİZ 'den ulaşabilirsiniz.

Bu yazarın kitaplarda çift karakter uygulamak gibi bir tarzı var. Ana çiftimizin yanında birde onlara destek veren bir çift oluyor. Ve bu kitapta özellikle ben yan karakterler olan Lina ve Simon'a hayran kaldım. Onlar için kitabın gözümdeki değer çok yüksek. Keşke yazar sırf onlara indekslenseymiş dediğim bir çok nokta var..Neyse.


Gelelim konumuza ; 
Charlotte ailesini kaybedince dul kalmış kuzeni (Evag)Lina’nın yanına taşınmış ve beraber yaşıyorlardır.Lina uçarı , Charlotte ise sessiz bir kızdır.Lina’ya oranla içine kapanık , dahası erkeklerden uzak duran 30'larına merdiven dayamış bir bâkiredir.Lina kuzenine yardım etmek için evinde bir parti verir ve başta uslanmaz çapkın Lord Adrian Alistair Rohan olmak üzere birçok erkeği bu partiye davet eder.


Charlotte Adrian’ı ilk sezonundan tanımakta ve hafiften aşıktır.Ama onu ve uslanmaz yaşam tarzını hiç beğenmez.Ondan uzak durmanın en iyisi olduğuna karar verir. Amma velakin, Lina kuzeninin biraz toplum görmesi ve bilimsel bilgisi kadar sosyal bilgisinin de yetişmesini ister.O yüzden evindeki partiden sonra Londra’ya Cennet Konağı’na giderken kuzenini de götürmek ister.Charlotte başta bu işe karşı çıksa da sonunda kendisini bu pis konakta ‘’Ne istersen yap!’’ sloganını tehlikesinden –erkek erkeğe ,kadın kadına her türlü ilişki- korumak adına Lina’nın aklına uyup Rahip kılığına girerek kendisini konakta bulur. Garip kılığı derken çok ciddiyim (!) Lina'nın düşüncesine göre serbestçe konakta gezip kendisini koruma altında tutmanın en iyi yolu bir çizvit kılığında konakta dolanmak. Fakat işler umdukları gibi gitmiyor kiiiii :p
Adrian , Charlotte'i her zaman fark etmiştir ama kızımız bâkire olduğundan onun için yasak elmadır. İşte bu yasak elmayı bir anda kendi konağında görünce ve dahası rahip kılığında görünce çok şaşırır. En çok güldüğüm yerse Adrian'ın kuzeni-daha doğrusu babasının kuzeni Etieene- onu bu rahibe bakarken yakalayınca ; " Ne o kuzen tercihlerin mi değişti?" diyor ve beni kahkahalara boğuyor.Neyse…
Diğer yandan kitabımızın yan karakterleri Lina ve Simon'a değinelim..

Lina’nın hayatı da pek parlak geçmemiş.Evlendiği kont Lina’yı iğrenç fantezilerini uygulayıp , zorla sahip olabileceği , kimsenin bilmediği bir yere götürüp Lina’ya sürekli işkence etmiştir.Lina başlarda karşı koydukça işler uzuyor diye , karar değiştirmiş ve bu pislik bir varis edinirse kendisini rahat bırakır umuduyla, eşinin kendisini hamile bırakmasına razı gelmiştir...
Ama hamileliği biraz ilerlemeden kocasına bir şey söylemek istemez. Ve lanet olası hayvan Lina’nın onu oyalayıp kandırdığını düşünerek kızı ölesiye döverken kızcağız bebeğini düşürür.Eh, takdiri ilahi işte o sırada hayvan herif fenalaşır Lina’dan yardım ister , ve kaderin oyunuyla geberip gider…

Gelelim günümüzdeki Lina’ya , kuzeniyle Cennet Konağı’na gelince Adrian’ın arkadaşı Lord Monty’le takılmayı planlarken işler karışır ve yolu bir rahip ile kesişir. Rahip Simon –henüz yemin etmemiş-  bir erkek olmayı ve doğasının getirdiği arzularını, Lina’yı görünce daha çok fark eder , çünkü bizim uçarı kızımız Simon’u kızdırmaya bayılır.Kızdırmak derken, gerçekten çileden çıkarmaktan söz ediyorum. Adam rahip yâhu. Buna rağmen, Lina'nın inadına Simon'u kışkırtıp sınırlarını zorlamaktan acayip bir tatmin duyduğunu söylmem gerek.Adamı nerede görse resmen ayartıyor. Hoş kitaptaki Simon tasvirini Lina'nın ağzından dinlerseniz adam çizvit değil de, rüyalarınızın şekil bulmuş hali falan olur...
Ama Simon’da bazen dengesizliğin sınırı zorluyor.Bir yerde Lina’ya ’Tanıdığınız her erkek aşağılık mı , Bayan Whitmore ? O halde neden hepsine bacaklarınızı açıyorsunuz ?’’ diyor ki dediği anda yediği tokatın acısından çok Lina’yı kırmanın acısını çekiyor. 

Ve çiftimizin arasında geçen küçük bir diyalog; 
'Sen arzuyu hissetmiyor , hatırlamıyorsun. Peder?''
 ''Ben arzuya teslim olmam. Bu onu tamamen hissetmediğim anlamına gelmez. Senin aksine.''
 Lina dondu. ''Komik olma. Senin kibarca öne sürdüğün gibi , bacaklarımı kimse için açmıyorum. Erkeklerle uyumayı seviyorum. Buna inanmak bu kadar zor mu ? Sence sadece erkekler mi arzu hisseder ? ''
 ''Bence kadınlar da arzu hisseder. Sadece senin hissetmediğini düşünüyorum. Sen bir sahtekarsın , dolandırıcı. Leydi Whitmore.... ''
 ''Vaazlerini bana harcama. Peder , onlar beni hasta ediyor. ''


Ben bu ikiliyi Charlotte ve Adrian’dan daha çok sevdim. Zira Adrian hiç beklediğim gibi biri değil , daha ilk rastladığı yerde Charlotte’i baştan çıkardı. Hoş kızımızda dünden razı ama pek bir yadırgadım. Babası Franchis Rohan’ın Elinor’a kızın bâkire olmadığını bildiği halde el sürememesi daha çok gözüme girdi. Bu biraz kaypak biri..

 Gerçi Adrian’da kendince acılar çekmiş. Abisi attan düşüp ölünce babasını varisi olmuş ama her zaman ikinci planda kalmıştır.

Kitap çıkarsa sırf Simon ve Lina için tekrar okurum. Gerçekten bu çifte değer.. :))

MY RATING:



.


2 yorum:

Yorumunuz için teşekkür ederim.

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS