Ön Okuma Partisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ön Okuma Partisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aşkın Gölgesi | Gülşah Elikbank [Ön Okuma Partisi]

17 Nis 2014


Yine uzun zamandır bloguma bakmadığım için üzülerek başladığım bir etkinlikle buradayım. Meşhur ön okuma partimizi biliyorsunuz. Epeydir ara vermiştik ama bu güzel kitap çıkar çıkmaz hemen aday olduk. Kaçmaz dedik. Hem de bir Türk yazardan olunca belki imzalı da veririz diyerekten hemen peşine düştük. Sonuç olarak da başladık ve işte buradayız.

Öncelikle kitabımızın diğer ön okumalarına bir göz atmanızı istiyorum. Zira parti parti ilerlediğimiz için konudan kopmanızı istemeyiz. :))

Part 1: Tuğçe'nin Kitaplığı
Part 4: Anime ve Kitap Sever


--Kitap Tanıtım--

Geçmişin peşini bırakmadığı bir kadın ve zamana direnen bir aşk…
Adı: Aşkın Gölgesi
Yazar: Gülşah Elikbank
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Satın Almak için:  kitapsihirbazi.com
Edebiyat profesörü ve yazar olan Esma, kocası öldükten sonra kızı Ece ile birlikte Berlin’de yaşamaya başlar. Sürekli annesiyle sorunlar yaşayan on yedi yaşındaki kızı Ece, bir gün bodrumda bir kitap bulur ve o kitapla birlikte annesini hiç tanımadığını fark eder. Bu kitabı bulmasının ardından Ece ve annesi Esma’nın hayatı hiç beklemedikleri şekilde değişecektir.
Gülşah Elikbank’ın kaleme aldığı ve dokuz ülkede yayımlanan romanı Aşkın Gölgesi, aile, arkadaşlık ve aşk üzerine yazılmış, insanın içini ısıtan sıcacık ve etkileyici bir roman.

ÖN OKUMA PART 4:
Zaten düşünceleri,  gecenin en önemli sorusuna takılı kalmıştı: “Ona neden güvenmiyordu?” Belki de sorunun aslı, kendi ona güvenirken, onun Ahmet’e güvenmemesiydi. Bugüne kadar ona kendinden o kadar az söz etmişti ki şimdi bu  soruyu  cevaplamak  için  ona  geçmişini,  babasını, yaşadığı  hayal  kırıklıklarını,  geçmişteki  yalnızlığını, kısaca saklamak, yokmuş gibi yapmak istediği her detayı anlatmak zorunda kalmak içini daraltıyordu. İçinde gizlenecek bir köşe bırakmıyordu. Üstelik asıl korktuğu,  bunları  ona  anlatmak  değil,  anlattıktan  sonra yine aynı kâbusların, geçmişin prangalarının ayağına dolanmasıydı. Bununla tekrar başa çıkabilir miydi, bilmiyordu. Geçmişiyle gecenin sabahın kapısını araladı-ğı bu zamanda yüzleşmek istediğini de sanmıyordu. 
Düşünceleri  kahve  makinesinin  ani  sesiyle  bölündü. 
Kahvenin hazır olduğunu belli eden kırmızı ışık yanıp sönüyordu.  Kahveleri  hazırdı,  ama  Zeynep içeri  gitmeye hâlâ hazır değildi. Kahvenin dumanı yüzüne vururken, insanın böyle bir ana asla hazır olamayacağını düşündü. Böyle şeylerin planı, hazırlığı olamazdı. Her şey olup bitivermeliydi. Pandoranın kutusundan geçmişin tozlu anıları çıkmalıydı artık. Geleceğini paylaş-mayı hayal ettiği biriyle geçmişini de paylaşmalıydı.
Kahveyi uzatırken Ahmet’in yüzünde gördüğü teşekkür gülümsemesi, ne kadar doğru bir adamı sevdiğinin  kanıtı  gibiydi  o  an.  Onca  kavgadan,  bağrışmadan, sonrasındaki suskun saatlerden sonra, ona bir kahve  için  teşekkür  edebilen  bir  adam.  Zeynep  onu öyle çok seviyordu ki bu sevgisinin büyüklüğüne kendi de şaşıyordu. Uçurumun en kenarında olduğu bir zamanda karşısına çıkarmıştı onu zaman ya da belki kader. Her ne olursa olsun, şimdi burada, karşısındaydı  böylesi  sevgiyle,  tutkuyla  bağlı  olduğu  adam.  Ve onun hep yanında kalması, ona her zaman böylesi içten bakıp, baktıkça da içini titretmesi için bu gece ona istediği cevapları vermeliydi.Zeynep, belki  de  artık  zamanıdır,  zihnimi  esir  eden düşüncelerden  kurtulmanın  vaktidir, diye  düşündü.  Bir 
çırpıda söyleyip kurtuluvermeliydi. Olduğu gibi, içinden geldiği gibi. Belki ağlayarak, belki zaman zaman kendini kaybederek. Aralarında anlaşılmaz bir mesafe gibi duran, aşmaya çalıştıkça üstlerine yıkılan o duvarı kırıp geçmeliydiler bu gece. Zeynep kahvesinden bir yudum alıp söze başladı.
“Bana sana neden güvenmediğimi sordun. Öncelikle sana güvenmiyor değilim. Sadece güvenemiyorum. 
İkisi arasındaki farkı biliyorsun, istesem de yapamıyorum bunu. Güvenmek o kadar eskide kalmış bir söz ki benim için. Benim sözlüğümde karşısındaki açıklama olarak ihanet yazıyor sanki. Sadece sana değil, hayatımda var olan hiç kimseye güvenemiyorum ben, hatta çoğu zaman kendime bile”
DEVAMI YAARIN YORUM DURAĞIMDA..

ÇEKİLİŞ



a Rafflecopter giveaway



Jamie McGUIRE | Cehennem [Ön Okuma Partisi&Hediye]

25 Şub 2014

Ön Okuma Partisi etkinliğimiz tüm hızılyla devam ediyor. Şimdiki ön okumamz da Yabancı Yayınları'nın çok sevilen yazarı Jamie McGUIRE'nin Providence serisinden Cehennem'e yapıyoruz. İlk kitap ARAF'ı okuyanlar bilirler Nina ve Jared'ın masalları kıskandıracak aşklarını ve birbirlerinin olmak için neler çektilerini. Bu kitabımız yani serinin ikinci kitabı Cehennem'de de Jared'la Nina'nın korkulu rüyaları birbir gerçek oluyor ve Jared sevdiği kadın için ölümüne bir savaşa meydan okuyor. Cehennem'e bir kez girdiğinizde çıkmak imkansız olacak, benden söylemesi..
Şimdi sizi ön okumayla baş başa bırakıyorum.

Kitap Tanıtım


Jamie McGUIRE / Cehennem
Nina Grey, şeytanlarla yaptığı savaşın yaralarını yeni yeni sarıyordu. Geçmişte olanlar çok uzakta kalmış gibiydi. Hem okuluna devam ediyor hem de babasından kalan şirketin başına geçmek için hazırlanıyordu. Her şey normale dönmüştü, geceleri gördüğü kâbuslar dışında…

Nina ve nişanlısı Jared için bu kâbusların tek bir anlamı vardı: Yaklaşan tehlike ve Şeytanlarla yapılacak olası bir savaş… Tatlı Belanın yazarı Jamie McGuire, Providence üçlemesinin ikinci romanı Cehennemde hem içinizi ısıtacak hem de tüylerinizi diken diken edecek!

Ön okumamızın diğer partilerine ulaşmak için;






Ön Okuma

Babamın parçalara ayrıldığı andaki görüntüsü dışında başka bir şey düşünmeye çalıştım, böylece rahatlayıp yeniden uyuyabilecektim. Jared’ın yanağımın altındaki göğsü huzur vericiydi, inanılmaz kokusunu içime çektim. Herhangi bir zaman olsaydı kendimi hemen huzurlu hissederdim, ama hayatımın en kötü kâbusunu art arda üç kez gördükten sonra Jared’ın kokusu bile işe yaramamıştı.
“Duş alacağım,” dedim hızla üzerimdeki örtüyü kenara fırlatarak.
“Saat sabahın üçü Nina. İşe gitmek için üç saat sonra uyanman gerekiyor. Neden biraz daha uyumayı denemiyorsun?”
Yatağın ucuna oturup sırtımı Jared’a dönerek ayaklarımı aşağı indirdim. “Sen uyudun mu?” diye sordum.
Kısa bir duraksamadan sonra bezmiş bir şekilde içini çekti. “Evet.”
“Öyleyse benim de uyumam için bir sebep yok, zaten uyumak istemiyorum. Gözlerimi ne zaman kapatsam hep aynı şeyleri görüyorum.” Cevap vermesini bekledim ve bir şey söylemeyince yataktan kalkarak banyoya yürüdüm.
Duşun musluğunu açtığımda borulardan bir tıslama sesi yükseldi ve suyun ısınmasını beklerken sessizlik içinde lavabonun önünde dikilmeye başladım. Gözümün önüne rüyamdan bazı görüntüler ve seslerin olduğu anlar geliyordu. Merdivenleri çıkarken babamın ayakkabılarının çıkardığı tiz sesi unutmam mümkün değildi. Anılarımı unutabilmeyi dileyerek gözlerimi sıkıca kapadım. Gördüklerim sahiden de birer anı mıydı yoksa sadece rüya mı, bilmiyordum.
“Nina, iyi misin?” diye seslendi Jared.
Ellerimi akan suyun altında birleştirip ardından yüzüme su çarptım. Burnumla çenemden akan suların lavaboya damlamasına izin verirken birbiri ardına bıraktığı izleri seyrediyordum. Önemsiz bir şeye odaklandığımda duygularımı kontrol etmek kolaylaşıyordu.
“İyiyim,” dedim aynada kendime bakmak için doğrulurken. Görünüşüm Jared’la ilk tanıştığımız zamandan bu yana oldukça değişmişti. Bacağımın iyileşmesi için yazın neredeyse tamamını evde geçirmem cildimin daha solgun ve cansız görünmesine neden olmuştu. Bunlar yetmezmiş gibi şimdi bir de gözlerimin altında birbirleriyle uyumlu olan mor halkalar vardı.
Restoranda ölümle burun buruna geldiğimiz gece bir ömür kadar uzaktaydı. Polisin bizimle ilgisi olmayan garip kazalarla ilgili zamansızca düzenlediği toplantılarla ilgili gelişmeler dışında hayatımızda sanki Grahm, Shax ya da kitap hiç var olmamış gibiydi. Geceliğimin yere düşmesine izin vererek duşa girdim ve hızla akan suyüzüme çarpınca içimi çektim.
Jared içeri girip kollarını göğsünde sıkıca birleştirerek lavaboya yaslandı.
“Her şey yolunda mı?” diye sordum.
Huzursuzca kıpırdandı. “Senin için endişeleniyorum.”
“Güz dönemi başlamak üzere. Fazladan dersim ve bir de stajım var. Eminim stresten kaynaklanıyordur.”
“Anlamıyorum,” dedi Jared. “O… onlardan birinin bizi ziyaret edişinin üzerinden aylar geçti ve bu hayatımda onlarsız geçirdiğim en uzun süre, ama sen yine de...” Boynunu ovaladı. “Bu rüyaları şimdi görmen hiç
mantıklı değil.”
“Jared, insanlar Şeytanlar olmasa da kâbus görürler. Bu hiçbir anlama gelmiyor,” dedim saçlarımı şampuanlarken.
“Sen öyle düşünüyorsun.”
Gözlerimi devirdim. “Off, hadi ama. Çok abartıyorsun. Artık rüya görmeyeceğime söz verirsem, sen de
bu kadar endişelenmemeye söz verir misin?”
“Rüya görmemeye dair söz mü veriyorsun?” Sözlerimi tekrar ederken sesindeki alaylı tınıyı fark etmiş-tim.
Yüzümden yere köpüklü su damlatarak sabunlu kafamı duş perdesinden dışarı çıkardım. “Tamam, söz
veremem, ama aklımı karıştırıyorsun. Benim bilmediğim bir şey bilmiyorsan eğer, bunlar sadece rüya.”
Gülümseyerek alnımdaki köpükleri temizleyip dudaklarıma bir öpücük kondurdu. “Tamam, sadece rüya görüyorsun.”
Onaylayarak kafamı sallayıp ardından perdeyi tekrar kapadım. “Bugün ofise uğramam lazım, senin için sorun olur mu?” diye sordum. Aslında cevabı biliyordum.
“Yani diğer günler gibi mi?”

Devamı yarın YORUM DURAĞIM'da sizleri bekliyor olacak millet!







Cehennem – Jamie McGuire | 22 – 26 Şubat

1.Gün: Tuğçe’nin Kitapligi
2.Gün: Kördüğüm Hayaller
3.Gün: Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi
4.Gün: Anime ve Kitap Sever
5.Gün: Yorum Durağım





a Rafflecopter giveaway

Tehlikeli Kızıl | Tarryn Fisher [Ön Okuma Partisi&Hediye]

24 Şub 2014


Ve, ve, ve yine bizz!
Bi Ön Okuma Partisi ile yine sahalardaki yerimizi aldık. Bu seferki kitabımız Tarryn Fisher'ın yurt dışında çok ses getirmiş serisinin ikinci kitabı Tehlikeli Kızıl. Yalnız afiş de fazla tehlikeli duruyor he. XD
Neyse efendim serimizin ilk kitabı, ki benim favorimdir, Fırsatçı'yla ilgili yorumumu merak edenler varsa -etmelisiniz bence!- hemen bir göz atın diyorum.

Fırsatçı | Tarryn Fisher[Kitap Yorumu]

İlk kitabın yorumunu okuduysanız şimdi de ikinci kitap ve Ön Okuma Partisi konuğumuz Tehlikeli Kızıl'ın kitap tanıtımını ve hemen ardından da ön okumasını okuyoruz.

Keyifli okumalar millet !


Tarryn Fisher | Tehlikeli Kızıl


Kitap Tanıtımı

Sevgili Fırsatçı,
Onu benden alabileceğini sandın ama kaybettin. Ve şimdi benim olduğuna göre onu elimde tutmak için her şeyi yaparım. Şüphen mi var? Senin olması gereken her şey benim. Olur da merak ediyorsan; aklına bile gelmiyorsun artık. Onu bırakmayacağım… Hem de hiç.
Tehlikeli Kızıl
Leah Smith sonunda istediği her şeye sahiptir. Tam olarak öyle olmasa da. Evliliği, ömür boyu sürecek bir bağlılıktan ziyade daha çok bir borç gibiydi. Oluşturmak için var gücüyle uğraştığı imajı ise gözlerinin önünde dağılıp gidiyordu. Yeni bir rol ve sırlarla dolu geçmişiyle Leah, çaldığı şeye sahip çıkmak için ne kadar ileriye gideceğine karar vermeliydi. 
****

Ve tabi ki ön okumamızın ilk partisini de es geçemyin. Sonra "N'oluyor?" burada dersiniz. :D




Ön Okuma Part#2


Gözlerimi kıstım ve birden midemin boşluğa düştüğünü hissettim. O kadınla bir alakası vardı. Biliyordum.

Bu düşüncelerimi kelimelere dökmedim. Güvensizliklerimi açık etmeyecek kadar akıllıydım, o yüzden sadece kayıtsız bir tavırla omzumu silktim ve yüzüne gülümsedim.

“Özel bir nedeni var mı?” diye sordum tatlı bir sesle.

Bir dakikalığına yüzünden bir şey, gözlerinin önünden bir gölge geçtiğini görür gibi oldum, sanki gözünün önünde oynayan bir film görüyormuş gibi. Zorlukla yutkundum. Bu
ifadeyi biliyordum.

“Tatlım—?”

Film bitti ve bana geri döndü. “Bu ismi hep sevmişimdir. O da bir Estella’ya benziyor.

Sesinde bir şey vardı.

Bana göre daha çok kel ve yaşlı bir adama benziyordu ama başımı salladım. Kocama hayır diyemedim; yani görünüşe bakılırsa çocuğun hayatının içine etmiştik.

Eve duş almaya gittiğinde yastığımın altından telefonumu çıkarttım ve Google’da Büyük Umutlar’dan ‘Estella’yı arattım. Bir internet sitesinde onun büyüleyici bir güzellikte olduğu, taş kalpli bir kişiliği ve üstünlük kompleksi olduğu yazıyordu. Bir diğerinde onun Pip’in istediği ve sahip olamadığı her şeyin can bulmuş hâli olduğu yazıyordu. Telefonu bir kenara koydum ve yanımdaki beşiğin parmaklıklarının arasından baktım. Caleb’ın her yaptığının bir amacı vardır. Acaba ne kadardır bir kız çocuğu istiyordu, merak ediyordum. Acaba dokuz ay boyunca ben erkek olmasını beklerken o da kız olmasını mı umuyordu, merak ediyordum.

Hiçbir şey hissetmiyordum; arkadaşlarımın kendi çocuklarıyla ilgili anlattıkları o coşkun annelik duygularını hissetmiyordum. Kayıtsız şartsız, her şeyin üstünde, hayatımın aşkı gibi ifadeler kullanmışlardı. Gülümsemiş, başımı sallamıştım ve bu ifadeleri kedi çocuğum olacağı zaman kullanabilmek içinde beynimde saklamıştım. Ve işte şimdi,
hissiz bir şekilde burada öylece duruyordum. Bu ifadelerin hiçbir anlamı yoktu benim için. Bir erkek olsaydı farklı hisseder miydim? Bebek çığlık çığlığa ağlamaya başladığından hemşire çağırma düğmesine bastım.

“Yardıma mı ihtiyacınız var?” diye sordu, ayıcık desenli bir önlük giymiş ellili yaşlarında bir hemşire odaya hızla girerken. Ayrık dişlerini açıkta bırakan gülümsemesine kuş-kuyla baktım ve başımı salladım.

“Onu çocuk odasına götürebilir misiniz? Biraz uykumu almam lazım.” Estella odamdan tekerlekli beşiğiyle çıktı ve rahatlayarak bir iç çektim.

Bu işte iyi olmayacağım. Ne düşünüyordum ki ben? Yogada yaptığım gibi burnumdan nefes alıp, ağzımdan verdim.

Sigara içmek istiyordum. Sigara içmek istiyordum. Kocamın sevdiği kadını öldürmek istiyordum. Hepsi o kadının suçuydu. Zaten evlenmiş olduğum adamı elimde tutmak
için hamile kalmıştım. Bir kadının bunu yapmasına gerek kalmamalıydı. Evliliğinde güvende hissetmeliydi. Bu yüzden evlenirsin: ruhunu çalmaya çalışan tüm erkeklerden kendini korumak için. Ben ruhumu Caleb’a isteyerek teslim etmiştim. Kurbanlık bir kuzu gibi ruhumu ona sunmuş-tum. Şimdi sadece başka bir kadının hatırasıyla değil, bir de
büzüşük bir bebekle de rekabet etmek zorundaydım. Daha şimdiden sanki göz bebeklerinde Büyük Kanyon’u görebiliyormuş gibi gözlerine bakıyordu.

İç çektim ve dizlerimi çenemin altına alıp ayak bileklerimi ellerimle kavrayarak top şeklinde kıvrıldım.

Bu adamı elimde tutmak içi sayısız şey yapmıştım. Yalan söylemiştim ve hile yapmıştım. Kâh seksi, kâh uysal, kâh vahşi, kâh savunmasız olmuştum. Kendim dışında her şey olmuştum.

Şu anda o benimdi ama ben ona hiçbir zaman yeterli gelmedim. Hissedebiliyordum; bana bakışlarında bunu görebiliyordum. Gözleri hep soru sorarcasına, bir şeyler arıyormuş gibiydi. Ne aradığını bilmiyordum. Keşke bilseydim. Bir bebekle - kendi bebeğimle yarışamazdım.

Ben neysem oyum.

Adım Leah ve kocamı elimde tutmak için her şeyi yaparım.


Leah'ın kocasını elinde tutmak için ne yapacağını merak ediyorsanız, devamı yarın Yorum Durağım'da! 
Bizi bekleyin.



ÇEKİLŞ


Tehlikeli Kızıl | 23 – 27 Şubat

1.Gün: Tuğçe’nin Kitapligi
2.Gün: Anime ve Kitap Sever
3.Gün: Yorum Durağım
4.Gün: Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi
5.Gün: Kördüğüm Hayaller

Mabet || Sarah Fine [Ön Okuma&Çekiliş] Ön Okuma Partisi

18 Oca 2014


Ön Okuma Partimizin de son kitabına denk geldik. Sıradaki kitabımız Sarah Fine'dan MABET. Kitabımızın ön okumasının ilk partisi dün Tuğçe'nin Kitaplığı'nda yayınlandı. Bugün ise ikinci kısmı ile devam ediyoruz. Her zamanki gibi önce kitap tanıtımımız hemen ardından da Mabet ön okuma ve çekiliş geliyor. Kitabımızı ben de en az sizin kadar merak ediyorum. Buyun bakalım neymiş bu MABET beraber görelim.


Bir önceki kitaplarımızın ön okumaları da devam ediyor.  Sevecek Biri isimli kitabımız için aşağıdaki partilere tıklayarak okumaya başlayabilirsiniz.


Sevecek Biri || Part#1 : Tuğçe'nin Kitaplığı
Sevecek Biri || Part#2 : Anime ve Kitap Sever
Sevecek Biri || Part#3 : Yorum Durağım
Sevecek Biri || Part#4 : Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi


Sessiz İntikam || Part#1 : Tuğçe'nin Kitaplığı
Sessiz İntikam || Part#2 : Anime ve Kitap Sever
Sessiz İntikam || Part#3 : Yorum Durağım



---Kitap Tanıtım---

“Planım : Şehre gir. Nadia’yı al. Bir çıkış yolu bul. Bu kadar basit.”
Bir hafta önce on yedi yaşındaki Lela Santos’un en iyi arkadaşı Nadia intihar eder. Oysa bugün, uğurlama merasiminin ters gitmesi sayesinde Lela cennette, uzaktaki büyük kapılarla çevrili şehre, cehenneme bakıyordur. Karanlık ve yolunu şaşırmış yaratıklarla dolu olan İntihar Kapıları’ndan kimse kendi isteğiyle geçmez. Ama Lela herhangi biri değildir, en yakın arkadaşının ruhunu kurtarmaya kararlıdır – kendi ahiret hayatını feda etmek zorunda kalsa bile.
Lela, Nadia’yı bulmaya çalışırken bu karanlık şehrin uçsuz bucaksız sokaklarında devriye gezen muhafızlara yakalanır. İçlerinde insana en yakın olan liderleri Malachi, diğerlerinden tek bir nokta dışında farklıdır: ölümcül etkileyiciliği. Lela ile tanıştığında Malachi de kendi planını yapar: Nadia’yı geride bırakmak pahasına bile olsa Lela’yı şehirden çıkar. Çünkü Malachi, Lela’nın bilmediği bir şeyi bilmektedir: Bu karanlık şehir Lela’nın hayatını geçirmek zorunda kalacağı en kötü yer değildir. Malachi, onu bu kaderden uzak tutmak için her şeyi yapmaya hazırdır.

Mabet || Sarah Fine ön okuma ilk partisi için; Mabet || Ön Okuma 'ya tıklıyoruz.


Başını ileri geri salladım. “Senin şu züppe mafya özentisi ha­reketlerin beni hiç mi hiç etkilemiyor. Karşıma çıkarsan ağzına sıçarım, bilmiş ol. Bana yardımcı olmaktan hoşlanacak birkaç Providencelı arkadaşım bile var. Onlarla tanışmak ister misin?”
Aslında Providence’dan arkadaşlarımın olduğu yoktu. Ama benim namıma sahipseniz ve bu cins bir çocuğa “Providencelı arkadaşlarınız” olduğunu söylerseniz tek bir şey düşünebilirler: Latin Kralları, tatlım. Madem klişelerle uğraşıyorum, niçin arada sırada bunu kendi lehime kullanmayayım?
Kirli Pantolon kafasını salladı. Gözlerimin içine bakmadı ki bu pes etmediği ve bir dahaki sefere bana arkamdan saldıracağı anlamına geliyordu. Birden yorularak saçını bıraktım.
“Seni duydum. Sen şu RAIE’nden yeni çıkan kızsın, değil mi? Bu da göz hapsindesin demek.” Ayağa kalkarken ağzından tükürük damlacıkları dökülüyordu. “Bil bakalım ne olacak? Oraya geri gidecek—”
“Hayır, gitmeyecek,” deyiverdi kız. Onun orada olduğunu ne­redeyse unutmuştum. “Eğer olanları birine anlatırsan o tatlı du­daklarımla dosdoğru müdürün odasına gider, beni taciz ettiğini söylerim. Sonra kim RAIE’ne düşüyormuş, görürüz.”
Bu kızı sevmeye başlıyordum.
Kirli Pantolon sustu. Beni ona saldırmakla suçlarsa herkes ona inanacak olsa bile kız bana arka çıkarsa kimse onu kale almazdı.
“Arkanı kollasan iyi edersin, kaltak.” Arkasını dönüp okula doğru hızlı hızlı uzaklaştı.
Kız bana döndü. O kadar rahatlamış görünüyordu ki yere dü­şecek sandım. Titreyen elini bana uzatarak, “Çok teşekkür ede­rim,” dedi. “Ben Nadia Vetter.”
Bu öyle resmi bir hareketti ki neredeyse kahkaha atıp her şeyi mahvedecektim. Onun yerini elini sıktım. “Lela Santos,” diye yanıtladım. “Önemli değil. Ben de sana teşekkür ederim.”
Zil yine çaldı ve ben bir of çektim. Nadia başını yana eğdi. “Ders ne?”
“İngilizce. Bakayım—” Cebimden buruşuk ders programımı çıkardım. “Hoffstedler ile galiba.”
Kâğıda eğilip sınıf numarasına baktı. “Koridorun sonunda Ta­rih 1 dersim var. Gel. Seni sınıfa götüreyim.” Okulun kapısına doğru gitmeye başladı, sonra durup omzunun üzerinden geriye baktı. “Gelmiyor musun? Seni ben götürsem daha iyi olur. Geç kalışını benim üzerime atarız.” Gülümseyişi içtendi. “Beni her zaman affederler.”
Bu tiki kızın bana şöyle bir üstünkörü teşekkür edip sonra yokmuşum gibi davranmasını beklerken, bana nasıl da gerçek­ten iyi davranıyor oluşunu anlamaya çalışarak ağzımı birkaç kere açıp kapadım. Sonunda doğru kelimeleri seçmeye çalışmayı bı­rakıp onu okula doğru takip ettim.
Warwick Lisesindeki ikinci günümde okulun kraliçe arısı için cehenneme gideceğimi söyleseniz size inanırdım.




Ve diğer kitaplar, diğer günler… kısacası program!!!
Secevek Biri – Addison Moore | 15 – 19 Ocak
1.Gün: Tuğçe’nin Kitapligi
2.Gün: Anime ve Kitap Sever
3.Gün: Yorum Durağım
4. Gün: Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi
5.Gün: Kördüğüm Hayaller
Sessiz İntikam – Laura Landon | 16 – 20 Ocak
1.Gün: Tuğçe’nin Kitapligi
2.Gün: Anime ve Kitap Sever
3.Gün: Yorum Durağım
4. Gün: Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi
5.Gün: Kördüğüm Hayaller
Mabet – Sara Fine  | 17 – 21 Ocak
1.Gün: Tuğçe’nin Kitapligi
2.Gün: Anime ve Kitap Sever
3.Gün: Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi
4. Gün: Yorum Durağım
5.Gün: Kördüğüm Hayaller


Sessiz İntikam | Laura Landon [Ön Okuma-Çekiliş] Ön Okuma Partisi

17 Oca 2014



Evvet!
Ön Okuma Partisi adı altındaki güzel etkinliğimiz devam ediyor. Bugünkü kitabımız Laura Landon'ın Sessiz İntikam isimli kitabı ! Ve benim deli gibi merak ettiğim. Bu hafta almayı düşündüğüm yegane kitap olur kendisi. Ve inanır mısınız, bu kadar merak etmeme rağmen Tuğçe'nin Kitaplığı'ndaki ön okumayı henüz okumadım. Çünkü parti parti okumayı kaldıramayacağım kadar merak ediyorum bu kitabı. Ne de olsa historical. Yani tam benlik kitap. Bütün ön okumayı bekleyemeyeceğim. Ben ön okumayı tamamlayana kadar kitabı alırım herhâlde. :D
Evet, lafı uzatma dediğinizi duyar gibiyim. Bu yüzden direkt olarak konuya giriyorum.Laura Landon'ın Sessiz İntikam kitabının Ön Okumasıyla da sizleri baş başa bırakıyorum.

Ayrıca;  Addison Moore | Sevecek Biri kitabının yayınlanan ön okuma kısımları için..

Sevecek Biri | Part#1 : Tuğçe'nin Kitaplığı
Sevecek Biri | Part#2 : Anime ve Kitap Sever [Bendeniz XD] 
Sevecek Biri | Part#3 : Yorum Durağım

..linklerine tıklayarak Sevecek Biri kitabının ön okumasına devam edebilirsiniz.


------KİTAP TANITIM-----
Leydi Jessica Stanton altı gün içinde yirmi beş yaşına girip kendisini, İngiltere’nin en zengin kadınlarından biri hâline getirecek kadar yüklü bir mirasın sahibi olacaktı. Bu gerçekleştiğinde de üvey kardeşi Colin, özgürlüğüyle birlikte tüm her şeyine el koymak için Jessica’ya saldıracaktı. Tek bir çözüm vardı: kendisine Colin’in karşısında durabilecek kadar güçlü bir eş bulmak. Fakat onu koruyabilecek birisini bulabilse bile, hangi adam sırrını öğrendikten sonra onunla evlenirdi ki?
Northcote Kontu Simon Warland’ın iflasın eşiğine gelmiş olmasının yanı sıra, tümLondra’da, müsrif babasının zamansız ölümünde bir parmağı olduğuna dair dedikodular da devam ediyordu. Artık onu her şeyini kaybetmekten koruyacak bir kadın bulmaya mecburdu. Fakat hangi kadın bir cinayet zanlısıyla evlenmek isterdi ki?
Tamamen mecburiyetten bir araya gelen Jessica ve Simon evliliklerinin anlaşmalı bir evlilik olduğu konusunda uzlaşırlar. Fakat Simon’un kendisiyle evlenmesinin ardında yatan gerçeği öğrendiğinde, Jessica’nın kalbini hiçbir yasal evrak koruyamayacaktır, çünkü Jessica tüm çabalarına rağmen kocasına âşık olmuştur. Oysa aşk, belki de ikisinin de en çok ihtiyaç duyduğu şey olmasına rağmen, ikisinin de istediği en son şeydir.
Sesiz İntikam Ön Okuma ilk partisi için Sessiz İntikam | Laura Landon [Part#1]'e tıklıyoruz.

Utançtan yüzü kızaran genç asilzade eğilip, vücudunu sabit tutamadığı için düşme tehlikesi yaşayarak geri çekilirken, diğer iki arkadaşı kahkahalara boğuldular.

Jessica başını çevirip hepsiyle ilişiğini keserek bakışlarını başka bir noktaya yöneltti.
Üç delikanlı yanından uzaklaşıncaya kadar bakışlarını odanın diğer tarafında tutmaya devam edip, sonrasında dikkatini tekrar balo salonuna çevirdi. Leydi Drommund görünürlerde yoktu ama Jessica’nın kuzeni, Collingsworth Düşesi Melinda Wallace, yüzünde hafif bir gülümsemeyle ona doğru yürüdü.

“Görüyorum ki tek amacı ulaşılmaz Bayan Stanton’un ilgisini
çekmek olan başka bir genç asilzedenin daha hayallerini yıktın,”
dedi kuzeni yanına otururken.

Jessica derin bir iç çekti. “Keşke şu boş çabalarına bir son
verseler.”

Melinda güldü. “Ben olsam bu konuda çok da umutlu olmazdım.
James senin adının White’s’da bir bahiste geçtiğini söyledi.”
Jessica derin bir soluk aldı ve sırtını iyice kaskatı bir şekilde
dikleştirdi. Neden onu rahat bırakmıyorlardı ki sanki?

Melinda, Jessica’nın kucağında yumruk yaptığı elini tuttu.
“Senin bu anlaşılamayan yalnız kadın olma çabaların, bu buz
gibi görüntünü ilk kimin kırabileceğine dair iddiaların ortaya
çıkmasına sebep oldu, Jessica.”

Jessica arkadaşının yüzüne baktığında şefkat ve anlayışın karışımı
olan bir ifade gördü. Melinda sadece kuzeni değil, aynı
zamanda arkadaşıydı da. Tek arkadaşı. Konuşabilecek yaşa geldiklerinden
beri arkadaşlardı. O zamandan beri kardeş gibi yakınlardı.
Melinda, koskoca Londra’da onun sırrını bilip de umursamayan
birkaç kişiden biriydi.

“Leydi Drommund hâlâ gelmedi mi?” diye sordu. Yüzünde
Jessica kadar heyecanlı olduğunu belirten sabırsız bir ifade vardı.
“Hayır. Ve beklemeye daha ne kadar tahammül edebilirim bilmiyorum.”
Melinda anlayışla gülümsediğinde bembeyaz dişleri ve mutluluktan
parıldayan yemyeşil gözleri ortaya çıktı. “Elbisem için
daha şimdiden üç iltifat aldım, Jess. Leydi Smithson böylesine
müthiş bir tasarımı nereden bulduğumu söyletene kadar pes etmedi.”
Jessica gülümseyerek karşılık verdi. “Bunun sadece senin için
tasarlanan bir orijinal olduğunu söyledin mi?”

“Evet,” dedi kıkırdayarak. “Bir anda elbiseyi hazırlayan terzinin adını da ağzımdan kaçırdım. İstemeden oldu tabii ki.”

“Tabii ki.” Jessica gülümsemesini gizlemeye çalıştı.

“Yarın öğleden sonra Madam Lamont’un yeni bir müşterisi daha olacağından eminim. Sayende.”

Melinda Jessica’nın elini güven verircesine sıktı. “Neden benimle gelmiyorsun? 

Pencerenin orada oturalım. Bu duvar dibi çok bunaltıcı bir yer ve bahçede de çok hoş bir esinti var. Eminim açık havada daha rahat edersin.”

Jessica başını salladı. “Burada olmam yeterli, Mel. Lüzumsuz risk almaya gerek yok.”
“Kimse fark etmeyecek, Jess. Söz veriyorum hep yanında duracağım ve –”
“Lütfen, Mel,” diye mırıldandı Jessica, bu kadar ilgili olmasından etkilenmişti. “Yalnız kalmaya alışkınım ve bunu tercih ediyorum.”

“Gelsen hakkındaki söylentileri haksız çıkarabilirdik, Jess. O zaman herkes senin münzevi biri olduğunu düşünmezdi.”

“Ne düşündükleri benim için önemli değil.” Jessica yüzünü boş giriş yoluna doğru çevirdi, sonra da Melinda’nın yüzündeki ciddi ifadeyi muzip bir gülümsemeyle değiştirmeye çalıştı. “Kenarda oturup fark edilmeyen kişi olarak keşfettiğim her şeyi duymak ister misin?”





Ve diğer kitaplar, diğer günler… kısacası program!!!
Secevek Biri – Addison Moore | 15 – 19 Ocak
1.Gün: Tuğçe’nin Kitapligi
2.Gün: Anime ve Kitap Sever
3.Gün: Yorum Durağım
4. Gün: Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi
5.Gün: Kördüğüm Hayaller
Sessiz İntikam – Laura Landon | 16 – 20 Ocak
1.Gün: Tuğçe’nin Kitapligi
2.Gün: Anime ve Kitap Sever
3.Gün: Yorum Durağım
4. Gün: Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi
5.Gün: Kördüğüm Hayaller
Mabet – Sara Fine  | 17 – 21 Ocak
1.Gün: Tuğçe’nin Kitapligi
2.Gün: Yorum Durağım
3.Gün: Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi
4. Gün: Anime ve Kitap Sever
5.Gün: Kördüğüm Hayaller


 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS