Aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Şans Bilekliği / Cathy Lamb [Kitap Yorumu]

9 Haz 2014



Bir gün şizofren olan anneniz, sizi ve küçük kardeşinizi köprüden derin, kapkaranlık sulara atsa ve siz kardeşinizin ölümünü izlerken duyduğunuz tek şey annenizin söylediği şarkı olsa?
Stevie o gece bedenen kurtuldu. Ve bu kitap onu anlatıyor.

Hayatın bir çok yönüne değinen, acıklı, hüzünlü, ürkütücü kimi zamansa keyif veren bir hikaye; Şans Bilekliği. Bir sonraki sayfayı merakla çevireceğiniz, heyecanla okuyacağınız bir kitap. Ben çok ama çok beğendim. Bu yazarın kalemi beni büyülüyor. Çünkü karakterler sanki bizden biri. Hepsinin bir derdi var. Hepsi çatlak. Normali yok. Aynı benim gibi... Hangimiz normaliz ki?

''Bu dünyada birileri, başka milyarlarca kişi, daima sizden daha kötü durumdadır. Daima.''

Neyse ben geri kitaba döneyim. :-) Stevie olanlardan sonra teyzesinin ailesi ile birlikte yaşamaya başlıyor. Fakat ne aile ne aile. Ağlar mısın, güler misin bilemiyorum. Eniştesi, teyzesinin kendi başına düşünmesine bile izin vermeyen bir mahlukat. Teyzesi güzel görünüp, uysal davranan, kendisine karşı hiç saygısı olmayan bir zavallı. (Ah, tabi kırk yıl sonra öyle bir kopuyor ki... Ağzınız açık kalır. Benim kaldı. Tabi bir de 'Eh yani sonunda' dedim.) Kuzeni Lance ve Polly'e gelirsek... Lance multimilyoner ve son girişimi de şişme kadınlar. :-) Dediklerine göre acayip yumuşacıklarmış. :-P Polly ise anaroksi hastası. Yani ölümüne sebep olacak kadar zayıf... Stevie ise obez... Alın ise aile. Ama işte sihirli sözcük 'aile.'

''Bir aileniz olması, kasırgada yaşamak gibi bir şey. Bazen etrafında dönüyor, bazen tek başınıza dışarı fırlatılıyorsunuz. Bazende içinde birbiriyle el ele tutuşup lanet olası şeyin bitmesini bekleyebiliyorsunuz.''

Obeziteyle mücadele eden Stevie, zayıfladıkça ayna da kendisinin değil annesinin yüzünü görmeye başlıyor... En yakın obez arkadaşının kıskançlıklarıyla uğraşıyor... Yan komşusuna aşık. Yakışıklı ve seksi yan komşusuna. Belirtmeden geçmek olmazdı. ;-) Onu her gördüğün de kendini görünmemek için yere atıyor. Kelimenin tam manasıyla. O kendini yere atsın vallahi, ben de kahkahamı attım pek güzel. 

''Kalbin onunkiyle şarkı söylesin. Kaderleriniz buradan cennete kadar birbirine bağlansın.''

Tabi zayıfladıkça değişmeyen şeyler de var. Kendine güvensizliği, utangaçlığı... Buna bir de geçmişinin kabusları da eklenince şu sorunun cevabını arıyor: 'Ben kimim?' İster istemez siz de kendinize soruyorsunuz. Kimim ben? ... Kim..?
Şans Bilekliği ruhunuzu aydınlatacak bir kitap.

''Asla kaybolmayacak yaralar almıştım ama hayatın böyle olduğunu da anlamıştım. İçimde de, dışımda da yaralar vardı.
Herkesin yok mu sanki? Ve bir şekilde bu yaralar bizi güçlendirmiyor mu? Bize neredeyse ölümcül baş ağrıları verseler de? Güçlendirmiyorlar mı?''

Şu kitapta en beğendiğim kısımlardan biri de olayların olağan seyrini okurken yazarın sadece tek bir cümle ile bombaları patlatması oldu. Her defasında neye uğradığımı şaşırdım. 

İşte böyle millet... Ben kitabı elimden bırakamadım. Kitabı okuyun da okutun da. ;-) 







CAN DOSTUMUN YOLCULUĞU | W. Bruce Cameron [Kitap Yorumu]

14 May 2014



 Can Dostum'un devam niteliğinde olan Can Dostumun Yolculuğu'nu kah gülerek kah ağlayarak okudum. Bir köpeğin bağlılığın ne kadar derin olduğunu ve onun varlığının amacını bulma serüvenini anlatan muhteşem bir romandı.
Bu kitapta da yine olaylar köpeğin bakış açısından anlatılmış ve reenkarnasyon olayına devam ediyoruz... Bir köpeğin defalarca hayata gelmesi inanılmaz bir şey. 

''Küçük Clarity geldi aklıma. Kendisine göz kulak olması için başka bir köpeği bulmasını ümit ettim. Herkesin bir köpeğe ihtiyacı vardır ama Clarity için bu ihtiyaç daha da fazlaydı.''

Serinin ilk kitabında çocuğum dediği Ethan öldükten sonra, onun da ölümüyle dünya üzerinde ki amacına ulaşmış olduğuna inanan 'Buddy' günlerini Ethan'ın karısı Hannah geçirmektedir... Tabi Buddy olarak öldükten sonra 'Molly' olarak tekrardan doğmayı kendisi de beklemiyordu. Fakat hayat onu Ethan'ın torunu Clarity ile karşı karşıya getirdiğinde yeni bir amacı olduğunu anlar... Onu korumak, sevmek... ve sevmek...

''Keşke bu işte daha başarılı olsaydım. Bazen CJ'nin içindeki karanlık duygular o kadar derinde oluyordu ki, sanki sonsuza kadar orada kalacaklardı.'' 

Yazarın kalemi çok iyiydi. Bize bir köpeğin neler hissedebileceğini ve bizim onun gözlerine bakıp, onu okşadığımız da neler hissettiğimizi çok iyi yansıtmış. Ya da benim diyeyim... Benim de köpeğim olduğu için belki de bu kadar çok etkilendim. (Fotoğraflardaki benim Odi'm)
Ve yazar öyle doğru şeylere parmak basmış kibir nevi hatırlatma sanki; bir köpeğin insanların yanında olması gerektiği ve onların  kaderine bizlerin
karar verdiğimiz gibi... 
Sadece bu da değil, Can Dostumun Yolculuğu'nda ailevi bağlara hatta aşka da değinmiş. 

''Sen dünyanın en iyi eşisin Trent. O kadar şanslıyım ki.''
''Şanslı olan benim, CJ. Bütün hayatım boyunca tek bir kızı gerçekten istedim ve şimdi o kızla evliyim.''

Fakat beni en çok etkileyen yer kitabın sonları oldu. Ağlamaktan helak olmuş vaziyetteydim. Yazar kelimeleriyle okuyucusunun  kalbine dokunmuş. (İşte o sonu gene hatırladım ve gözyaşlarım akmaya başladı bile.)

''Adım Toby'di, Buddy'di, Molly'di, Max'ti, Bailey'di ve Ellie'ydi. İyi bir köepk olmuştum, bu da ödülümdü. Artık sevdiğim insanlarla birlikte olacaktım. 
Neşeyle mırıldanarak döndüm ve o altın kıyılara doğru yüzdüm.''



''Benim güneş ışığım gökyüzünden değil, güzel köpeğimin gözlerindeki sonsuz sevgiden gelir.'' diyen herkese bu kitabı şiddetle tavsiye ederim!




Son Kamelya | Sarah Jio [Kitap Yorumu]


Sarah Jio'nun kalemi her zaman bana ayrı bir tat vermiştir. Öyle ki kitaplarını almadan önce arka kapağını okuma gereği bile duymuyorum artık. Son Kamelya'yı da beğeneceğime emindim, nitekim öylede oldu. 

Yazarımız her zaman aynı tarz da yazmayı tercih ediyor; bir bölüm geçmişten, bir 
günümüzden günümüzden. Bu kitabında da geleneğinden şaşmamış;





Kitap 1803 yılında nadir bulunan Middlebruy Pembesi bir kamelya ağacının değeri üzerinde durarak başlıyor. Öyle ki bu 'son kamelya' çiçek hırsızları tarafından tüm İngiltere'de aranmaktadır. 
Devamında ise 1940 yılında Flora, Livingston Malikane'sin de dadı olarak işe başlıyor. Halbuki asıl amacı [ailesini geçindirebilmek için çiçek dolandırıcılığı işine bulaşmış halde] Middlebruy Pembesi'ni bulmak... Son Kamelya'yı ararken evin hanımı dahil bir çok genç kadının ölümünün ardındaki gizemi bir bir ortaya çıkarıyor. Kendi canı pahasına.

''Lord Livingston'ın fark edemediği şey, bir eşin, bir insanın kilitli kapılar ardında tutulamayacağıydı. Dünyanın en nadir bulunan çiçeklerinin olduğu yerde bile.''

Günümüzde ise geçmişi sırlarla dolu Addison, eşiyle birlikte Livingston Köşkü'ne gelir. Bir yandan geçmişinde ki hayaletten kurtulmaya çalışırken bir yandan da Son Kamelya'nın gizeminin peşine düşer. 
Ve her sayfa da biraz daha o dillere destan kamelyanın kanla sulandığının gerçeğine yaklaşır.

"İstilacı bitkiler şeytana benzer ; tekrar çıkmayacaklarından emin olmak için yapılabilecek tek şey direkt onlarla yüzleşmek , savaşmak ve kazanmaktır. Diğer yollar, sadece geçici çözüm olur. Kendi hayatımı düşünerek iç geçirdim. Otların her yanımı sarmasına izin veriyordum. Onlar mutluluğumu ve hatta çoğu açıdan hayatımı tehdit ediyorlardı. Peki neden ben de yüzleşemiyordum?"

Aile dramı, aşk ve sırlar... Bu kitabı muhteşem yapan üç şeyin karışımı. Bu şaşırtıcı ve baş döndürücü kitabı soluksuz okuyacaksınız. 

''İnsan çoğu şeyle mücadele edebilir, ama seveceği kişiye asla kendi karar veremez. Kalbin seçtiği kişiyi, istese de değiştiremez.''


Kristin Hannah Kitapları

12 May 2014



Ateşböceği yolu birbirlerinden tamamen farklı olan iki kadının kendilerine imrendiren,çocukluktan başlayan dostluklarının ve yaşadıkları olayların anlatıldığı bir kitap. kitabın son sayfalarında boğazınızın sürekli düğümlenmesine ve gözlerinizin dolmasına engel olamayacaksınız.


DOSTLUĞUN BÜYÜSÜ ÜZERİNE OLAĞANÜSTÜ BİR ROMAN
Ateşböceği Yolunda Kristin Hannah sevgi ve sadakat üzerine keskin ve unutulmaz bir hikaye yazmıştır.
Jacquelyn Mitchard


Kristin Hannah 70 ve 80lerin heyecanını ve enerjisini ortaya sermektedir ve bunu öyle bir derin seviyede yapmaktadır ki okuyucuları iki kadın arasındaki dostluğun tam kalbine taşıyor.
Ateşböceği Yolu bir şaheser.
Elin Hilderbrand


Hayatımızdaki en önemli şeylerden biri olan ebedi dostluk üzerine dokunaklı, enfes bir roman
Elizabeth Buchan


Bu muhteşem romanın sayfalarını çok hızlı geçmek istemeyeceksiniz. Kapıyı kilitleyin, telefonunuzu kapatın, ve yanınıza bir paket mendil alıp koltuğunuza yerleşin. (Sonra uyarmadı demeyin.) Kristin Hannahdan başka hiç kimse kadınların dostluğunu tüm acısı, tatlısıyla bu kadar güzel yazamazdı.
Harika bir yazar.
Susan Elizabeth Phillips


Ateşböceği Yolu okumayı neden sevdiğimizi bize bir kez daha hatırlatıyor.
Patricia Gaffney

Bu duygulu ve güzel hikâye otuz yıl önce bir gece Ateşböceği Yolu’nda Tully ve Kate’in tanışmasıyla başlar. Arkadaşlıkları ile hayatlarına sihirli değnek değen bu ikili hiç ayrılmazlar. Evet, gerçekten de hiç ayrılmayacaklardır onlar.
Kristin Hannah’nın dünyayı kasıp kavuran ve en çok beğenilen kitabı Ateşböceği Yolu,  Ateşböceğinin Şarkısı ile devam ediyor.
Ateşböceğinin unutulmaz hikâyesi devam ediyor...

Uzun zaman önce, hayatımın en kötü gecesinde Ateşböceği Yolu denen kapkaranlık bir sokakta yapayalnız yürürken ruhuma dokunan biriyle karşılaştım.

O gün bizim başlangıcımızdı. Aradan otuz yıl geçti... Tully ve Kate. Sen ve ben dünyaya karşı. Seninle sonsuza dek dost kalacağız. 

Ama her hikâyenin bir sonu vardır, değil mi? Bir şekilde yola devam etmen gerekir.

Geçmişi yaralarla dolu Tully...
Fedakârlığıyla etrafına ışık saçan Kate...
Onların dostluğunu ölüm bile bozamaz.


"Ailesi için büyük bir savaş verenlerin hikâyesi... Ateşböceğinin Şarkısı sizi çok şaşırtacak."
-Publishers Weekly-

"Derin ve etkileyici karakterlerin olduğu duygu dolu bir roman..." 
-Wisconsin Book Watch-

"Fedakârlığı, sevgiyi ve affetmeyi Kristin Hannah kadar güzel anlatabilen başka bir yazar yok."
-Kristine Huntley-





Kış Bahçesi, hüzünlü aile geçmişini anlatan sımsıcak bir roman.


Bir anne ile kızları arasındaki karmaşık bağlara ve geçmiş ile gelecek arasındaki yıkılmaz bağa dair sürükleyici, yürek sızlatacak kadar etkileyici ve güzel bir roman. Bazen annenin geçmişine bir kapı araladığında, kendi geleceğini bulursun! Meredith ve Nina Whitson birbirine taban tabana zıt karakterlerdeki kız kardeşlerdir. Biri evde kalıp çocuklarına bakmış ve aile işinin başına geçmiş, diğeriyse hayallerinin peşinden gidip dünyayı gezmiş ve ünlü bir foto muhabir olmuştur. Ancak sevgili babaları hastalandığında bu birbirine yabancı iki kadın, kendilerini yine bir arada, şimdi bile kızlarına herhangi bir avuntu vermeyen, aşırı mesafeli anneleri Anyanın yanında bulacaktır. Anneleriyle aralarındaki tek bağ, onun, çocukluklarında bazı geceler kızlara anlattığı bir Rus masalıdır. Ölüm döşeğindeki babalarınınsa, hayatındaki kadınlardan son bir arzusu vardır. Anya kızlarına bir masal anlatacaktır; yıllar önce başladığı ama hiç bitirmediği o masalı. Hem de bu kez sonuna kadar. Bu masal daha önce duydukları hiçbir şeye benzememektedir; altmış yıldan uzun bir zamanı kapsayan, savaş mağduru Leningradda başlayıp günümüz Alaskasına kadar uzanan, sürükleyici, gizemli bir aşk hikâyesi. Ninanın gerçeği açığa çıkarma konusundaki saplantısı, onları annelerinin geçmişlerinde,ailelerini tümüyle sarsacak ve tamamen değiştirecek bir sır öğrenecekleri, beklenmedik bir yolculuğa sürükler. 

İlk sayfasından son sayfasına kadar büyüleyen Kış Bahçesi, hem epik bir aşk hikâyesi hem de yaşamları kesişen kadınların detaylı bir portresi olması bakımından nadir bulunur bir eser. 

İlham verici şiirsel yazımıyla, son sayfa okunduktan uzun süre sonra bile okuyucunun aklından çıkmayacak. 

Okuyucular, anne ve kızlar yakınlaştıkça hem gülmekten hem de ağlamaktan kendilerini alamayacaklar. -Publishers Weekl


 Kristin Hannah hayatta sahip olduğumuz güçlü bağlar hakkında yazmaya devam ediyor. Gerçek Renkler de kız kardeşlerin arasındaki ilişkiyi ve güçlü bağları anlatıyor.


Bir gün gelir, en yakınlarınız size sırt çevirebilir; Kız kardeşiniz bile...

Dünyanın dört bir yanında kadınlar Kristin Hannah'nın Ateşböceği Yolu romanını okuduktan sonra güldüler, ağladılar ve arkadaşlarının değerini bir kez daha anladılar. Yazar bu kez kız kardeşlerin dokunaklı, muhteşem ve karmaşık dünyalarını keşfe çıkıyor...

Gerçek Renkler, New York Times'ın çok satan yazarı Kristin Hannah tarafından şimdiye dek anlatılan en kışkırtıcı, en etkileyici ve en yürek burkan hikâye. Kimliğiyle özdeşleşen parlak kalemi ve unutulmaz karakterleriyle yazar, birbirine kenetlenmiş dünyaları kıskançlık, ihanet ve türüne nadir rastlanan bir ihtirasla darmadağın olan üç kardeşin hikâyesini anlatıyor.

"Kristin Hannah kız kardeşler arasındaki güçlü bağlar, bir aileyi parçalayabilecek tatsızlıklar ve aşkın şifa veren gücü hakkında büyüleyici bir hikâye anlatıyor. Sürprizlerle dolu samimi bir içgörü ve eski güzel günlere has bir anlatım... Merak uyandıran bu roman için şöyle denebilir: 'Koltuğunuza kıvrılın ve tadını çıkarın!''
-Kate Jacobs-

"Hannah, kız kardeşlerin derin, duygusal ilişkilerini inceledikçe, bir çırpıda okunacak, güzel ve sürükleyici bir aşk, rekabet ve aile hikâyesi yaratıyor."
-Booklist-

"Hannah, kadınların karakterlerinin ve okuyucularının ne istediğini iyi biliyor."
-Publishers Weekly-

"Son derece romantik ve yürek burkan, içine girmek ve mümkün olduğu kadar orada kalmak isteyeceğiniz bir roman."
-People Magazine- 

Kristin Hannah, Gece Yolu ile affetmeyi, anneliği, aşkı, dostluğu derinlemesine işlediği bu romanıyla da bizi yüreğimizin en derin yerlerinden etkilemeye devam ediyor.


 Hayat size bir dizi seçenek sunar. Beklemek... Geçmişe tutunmak... Unutmak... Affetmek... Siz hangi yolu seçerdiniz?

 On sekiz yıldır çocuklarının ihtiyaçlarını her şeyden üstün tutan Jude Farradayin ikizleri Mia ile Zach zeki ve mutlu birer gençtir. Defalarca evlatlık verilen ve karanlık bir geçmişe sahip olan Lexi kısa sürede Mianın en yakın arkadaşı ve bu birbirine bağlı ailenin de bir parçası olur. Jude çocuklarının iyi bir yaşam sürmesi ve tehlikelerden uzak olmaları için her şeyi yapmıştır. Ancak lisedeki son yılları hepsini büyük bir sınavdan geçirir ve sıcak bir yaz gecesi, verilen yanlış bir kararla hepsinin hayatları altüst olur. Farraday ailesi göz açıp kapayıncaya kadar paramparça olacak, Lexi her şeyini kaybedecektir. Sonraki yıllarda, hepsi o gecenin doğurduğu sonuçlarla yüzleşir ve unutmaya çalışır. Ya da affetme cesaretini kendinde bulmaya... Hayat dolu ve evrensel bir roman... 
Gece Yolu annelik, kimlik, aşk ve affetmeye dair soruları derinlemesine işliyor. Hem kaybetmenin verdiği şiddetli acıyı hem de ümidin hayret verici gücünü gözler önüne seren aydınlatıcı, yürek parçalayıcı bir roman.
 Kristin Hannah aile özlemi, insan kalbinin direnci ve sevdiklerimizi affetme cesaretine dair unutulmaz bir hikâyeyi olabilecek en iyi şekilde anlatıyor. 

Gece Yolu insan ruhunun affetme konusundaki eşsiz gücüne dair özel bir kitap. -New York Journal of Books 

Gece Yolunu okuyup da hikâyesinden ve karakterlerden etkilenmemeniz imkânsız. Kitabı bitirdikten sonra bile etkisini birkaç gün üzerinizden atamayacaksınız. -The Huffington Post 

Gece Yolunu son sayfasına kadar ağlayarak okuyacaksınız. -The Daily Mail Vaycanına! 

Sanırım Kristin Hannah en güzel kitabını yazdı. Hannah her zaman harika hikâyeler yazıyor ama Gece Yolu ilk sayfasından itibaren sizi etkisine alıp bitinceye kadar elinizden düşürmek istemeyeceğiniz türden bir hikâye. Bestsellersworld.com


Aynı şeyin özlemini çeken iki kadın…Ailenin ne anlama geldiğini öğrenecekleri duygusal ve dokunaklı bir yolculuk…

Aynı Şeyin Özlemini Çeken İki Kadın... Ailenin Ne Anlama Geldiğini Öğrenecekleri Duygusal ve Dokunaklı Bir Yolculuk...

Yıllar süren uğraşına rağmen çocuk sahibi olamaması Angie Malone'u çok üzmüştür. Acı dolu bir boşanmanın ardından Pasifik Northwest'teki kasabasına döner ve aile restoranının yönetimini devralır. Hayatın dalgalar gibi yükselip alçaldığı West End'de, problemli genç bir kadınla tanışıp arkadaşlık etmeye başlayan Angie'nin hayatı bütünüyle değişmeye başlar.
Angie, Lauren Ribido'yu işe alır çünkü on yedi yaşındaki bu kızda farklı bir şeyler bulur. Aralarında sıkı bir bağ oluşur ve annesi Lauren'ı terk ettiğinde Angie ona kalacak bir yer verir. Ama bu iyiliğin sonuçlarına göğüs gerecek güçte değildir henüz. Biri çocuk özlemi çeken, diğeriyse anne sevgisine hasret bu iki kadın kimsenin hayal edemeyeceği bir şekilde sınanacaktır.

"Harika... Çok dokunaklı... Karakterlerin sıcaklığı ve karmaşık kişilikleri derinlerde kalmış duyguları ortaya çıkarıyor."
-RT Book Reviews-

"Hannah, okuyucuyu karakterlerin hayatına sürükleyip onları kendi arkadaşlarıymış gibi hissettirirken ailedeki acıları ve sevinçleri ele alarak neden kadın edebiyatının yıldızı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor."
-Booklist-

"Hannah başkahramanlarının ruh halini derinlemesine yansıtıp hislerindeki ufak farklılıkları betimlemekte çok başarılı."
-The Washington Post Book World-

"Yürek burkucu... Hem acı hem tatlı."
-Publishers Weekly-




 Bir aile dram ile savaşın iç yüzü birbirine karışırsa ne olur? Bir anne çocukları için neleri göze alabilir? 

Bütün evliliklerde bir kırılma noktası vardır.
Bütün aileler yara alır.
Bütün savaşların bir bedeli olur...

Yirmi yıllık evlilikleri bitme noktasına sürüklenirken birçok çift gibi Michael ve Jolene de çocuklar, kariyer, fatura, ev işleri gibi günlük yaşamın sıkıntılarıyla uğraşmak zorundadırlar. Ancak hayatları beklenmedik bir biçimde değişir, ailenin direği olan Jolene tehlikeli bir savaşa doğru ilerlerken, kızlarına tek başına nasıl ebeveynlik yapacağına dair en ufak bir fikri olmayan Michael evde kalır. Bir anne olarak ailesinden uzak kalmak Jolene için çok ıstırap vericidir ancak bir asker olarak da sorumlulukları vardır. Savaş Jolenei hiç kimsenin öngöremediği biçimde değiştirecek, Michael ve Jolenein en büyük korkularıyla yüzleşmelerini sağlayacaktır.
Kristin Hannah bu duygusal kitabında, âşık ve birbiriyle savaş halinde bir karı kocanın ilişkisine yoğunlaşarak sıkıntılı bir evliliğin mahrem topraklarındaturizm-gezi-sehir-87.html'>geziniyor

Seni artık sevmiyorum. Dev bir dalga gibiydi o cümle, hiç umulmadık bir anda gelen, binaları temelinden yıkıp evleri un ufak eden bir dalga gibi

Cesur, gerçekçi ve düşündürücü bir roman.
Kristin Hannah tüm kalbiyle yazan şefkatli ve inandırıcı bir yazar.
-Luanne Rice

Evden Çok Uzakta önce kalbinizi kıracak, sonra da sizi iyileştirecek.
-Janis Owens

Bu kitap beni çok derinden etkiledi, herkese şiddetle tavsiye ediyorum.
-Francine Mara





Sevgi adına yapılan hatalarYeni bir başlangıç yapabilme umuduVe sadece iki kız kardeşin arasında kalacak anılar


Meghann Dontess yıllar önce kimsenin cesaret edemeyeceği bir tercih yaparak tüm hayatını sil baştan kurmaya karar verir ve başarılı bir kariyere sahip olabilmek için ağır bedeller ödemek zorunda kalır: Kız kardeşini terk etmek. Başarılı ama yalnız bir kadın olan Meghannın yıllar sonra tekrar bir araya geldiği kız kardeşi Claire şimdi bir dönemecin eşiğindedir ve hayatında ilk kez âşık olup kısa süre içinde evlenmeye karar vermiştir.

Meghann kız kardeşini hata yapmaması için evlenmekten vazgeçirmeye çalışırken kader onları tahmin bile edemeyecekleri kötü bir sürprizle karşı karşıya bırakır. Ancak zorlukların üstesinden gelmek için gösterdikleri çaba onları yakınlaştıracak ve birbirlerini anlamaları için bir fırsat sunacaktır

Kız Kardeşler Arasında acı veren pişmanlıkları, kalbin küçük bir köşesinde saklanan güzel hatıraları ve ne olursa olsun yitirilmeyen tekrar sevebilme umudunu anlatıyor


Hannah bize harika bir ders veriyor:
Sevgi, birbirimizin hatalarını kabullenmekten geçer.
People

Kız Kardeşler Arasında aşkı, samimiyet ve şefkatle ele alıyor.
Luanne Rice

Kristin Hannah bir kez daha dramlar kraliçesi olduğunu kanıtlıyor.

Büyülü bir ormanın sonsuz karanlığında saklanan
mucizevi bir inci

Yağmurlu bir günde, dehşet içindeki bir kız çocuğu kasabadaki bir ağacın dallarına sığınmış halde bulunur. Kimsesi olmayan bu küçük orman kızının karanlık geçmişi, parçalanmış bir ailenin kaderini değiştirecektir.
Kariyerinde yaşadığı büyük skandalın ardından şehirden uzaklaşıp kasabasına geri dönen psikiyatr Julia ve yaşadığı küçük çevrede gerçek aşkı hiç tatmamış ablası Ellie, ailesi bulunana kadar Alice adını verdikleri küçük kızın bakımını ve tedavisini üstlenirler. Alice için gösterdikleri fedakârlık ve çaba, iki kız kardeşi yakınlaştırıp geçmişte kendilerine bile itiraf edemedikleri sırların gün yüzüne çıkmasına yol açar. Julia ve Ellie hayatlarında eksikliğini hissettikleri her şeyin aslında çok yakında olduğunu keşfederken sevginin, umudun ve bir aile olabilmenin anlamını yeniden öğrenirler.

Göz alıcı, vahşi ve capcanlı bir roman.
Kristin Hannah her cümleyi sevgiyle kuruyor.
Luanne Rice

Hannah insan ruhunun derinliklerine dokunuyor. Ümit ve neşe dolu.
Romantic Times

Daha en baştan zihninizi kuşatıp sevgi,
aşk ve şefkat hisleriyle içinizi ısıtacak bir hikâye.
Southern Pines Pilot






İlkbahar Rüyası aşkın ve hataları telafi etmenin hikâyesini anlatıyor. 

Hataların daima bir bedeli olur.
Ancak gerçek sevgi geçmişi telafi edecek sonsuz olasılıklara sahiptir...

Madelaine on altı yaşındaki kızı Linayı tek başına büyüten bekâr bir annedir. Dünyaca ünlü bir cerrah olarak başarılı bir kariyere sahip olsa da ergenlik çağındaki kızının sorunlarıyla başa çıkamaz. Annesiyle neredeyse iki yabancı haline gelen Lina ise kim olduğunu bir türlü öğrenemediği babasının izini bulmak için her şeyi göze almıştır.
Holywooddaki ışıltılı hayata kendini kaptıran, tüm kadınların hayran olduğu yakışıklı aktör Angel DeMarco alkol ve uyuşturucu bağımlılığının sınırına dayanan, vurdumduymaz bir hayat yaşamaktadır. Ancak zayıf kalbi onu bir gün yarı yolda bıraktığında Angel hayatını tamamen değiştirmesi gereken bir yol ayrımına gelir. Bu noktada unutmak istediği her şeyle yüzleşmek durumunda kalacaktır.

Zorlukların ve sıkıntıların hiç tahmin edilmeyen güzelliklere kapı açabileceğini gösteren İlkbahar Rüyası kalbinize hiç solmayan çiçekler ekecek

Duyguların önemini, bağışlamayı ve mucizelerin her an gerçekleşebileceğini anlatan şefkat dolu bir roman.
Publishers Weekly

İlkbahar Rüyası aşkın ve hataları telafi etmenin hikâyesini anlatıyor.
Library Journal

Sarsıcı, düşündüren ve duyguları harekete geçiren bir kitap
RT Book Reviews

Kristin Hannahyı tüm dünya seviyor
Newsday


       


Böğürtlen Kışı / Sarah Jio [Kitap Yorumu]

3 Kas 2013



''Böğürtlen kışı,'' diye mırıldandı Frank.

''Efendim?''
''Fırtına,'' diye devam etti. ''Ona Böğürtlen Kışı diyorlar. Meteorologlar, mevsim sonu görülen ani soğukları böyle adlandırıyor. İlginç, değil mi? 

Bu kitabı okumayı istemeden önce konusuna bile bakmadım. Yazarın daha önce çıkmış iki kitabını okuyan biri olarak Böğürtlen Kışı'nın da diğer kitapları gibi olağanüstü olacağına adım gibi emindim. Ve beni şaşırtmadı. Bu büyüleyici romana çarpıldım. Sarah Jio'nun sürekleyici kalemine bir kez daha kendimi kaptırdım. Elime aldığım gibi saatler içersin okudum, bitirdim. 

Böğürtlen Kışı; sırların, tarihin, aşkın ve anneliğin iç içe geçtiği muhteşem bir roman. Karakterlerin gerçekçiliği büyülüyor. Kitapta ki acı hüzünlendiriyor... Aşk ise kıskanç bir iç geçirmene sebep oluyor. Onların hataları seni doğrulara yönlendiriyor.

''Bir insanın kişiliğini hatalar oluşturur.''

Gel gelelim konusuna. ;-) Olaylar iki farklı zaman da, iki karakterin ağzından kurgulanmış.

Vera aşık olduğu adamdan bir çocuk dünyaya getiriyor. Tabi adamımız zengin. Charles'in de Vera'ya gerçekten aşık olduğuna düşünsem de, peşinden koştuğuna da inanmıyorum. Kitabı okuduğunuz da benim gibi gıcık olmazsınız umarım.  Kaldı ki Vera, Charles'in ailesinden onay alamayınca, hamile olduğunu bile söylemeden kaçıyor. İlk hatasını da böyle yapıyor. Hele Charles'in bir kız kardeşi var ki ömrüm boyunca ağzımdan çıkmayan küfürleri bir bir sıralattı bana. 
3 yıl sonra, 1933 Mayıs ayında Seattle'a kar düşer. Vera fakirlik değil resmen fukaralık çekmektedir. Kar yağdığı o gece oğlunu evde bırakarak, hizmetçilik yaptığı otele gider. Eve döndüğünde ise oğlu, Daniel kayıptır. Kitapta böyle başlıyor... Daniel'in kaybıyla hayatı daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Vera kederin içinde kaybolmuş bir hayalet gibi... Onun acısı kelimelere dökülmüş. Her okuduğum cümleyle sanki o benim kederim oluyor... 

100 yıl sonra Mayıs ayında Seattle bir kez daha karla örtünüyor... Bir gazete muhabiri olan ve çocuğunu kaybetmenin ne anlama geldiğini çok iyi bile Claire, Daniel'in kaybolma hikayesini haber yapmak için araştırmasına başladığında geçmişin de gizemi bir bir ortaya dökülür. Aslında o gizemi burada spoi olarak yazmamak için içim gidiyor. =))=)) Tamam sustum! =))

Claire'nin içinde de çocuğunu kaybetmenin acısı vardır ve yazar resmen bir de buradan vurmuş. 

Benim Böğürtlen Kışı'ndan en sevdiğim yanlardan biri ise iki karakterin de olağanüstü dostluklara sahip olmasıydı. 

''Bee yengem her zaman der ki, çoğu insanın sandığının aksine gerçek arkadaş, sen zor bir dönemden geçerken yanına koşan değildir,'' diyerek başını iki yana salladı. ''Bunu herkes yapar. Yengeme göre gerçek arkadaş, kendisi mutlu değilken senin mutlu olmana sevinen -hatta mutluluğunu kutlayan- kişidir.'' 

Kitabın kapağında bir soru sorulmuş; 'Kalbinizin derinliklerine işlenen acıyı tek kelimeyle nasıl dile getirirsiniz?' diye. Bu sorunun cevabını ruhunuzun derinliklerinden çekip çıkartabilmek için okuyun. Bu kitabı adı için okuyun... Pişman olmazsınız. =))=))

 




Kırık Kalpler Tamircisi || Melissa SENATE

19 Mar 2013


Kırık Kalpler Tamircisi || Melissa SENATE

Bu kitaba nasıl bi' yorum yapmalıyım kararsız kaldım. Kitap gerçekten ailevi şeyler sevenler için güzel bir kurguya sahip ama ben pek bu türe yönelik okumadığım için, okurken biraz sıkıldım.Başlarda konuya girişi bakımından merak uyandırıcı bir anlatım kullanmış yazar. O yüzden ilk bölümler su gibi aktı gitti. Ama ilerisinde -ki özellikle de Joy devreye girince- biraz sıkılmaya başladım. -Tekrar söylüyorum tamamen benden kaynaklı. Sevmiyorum bu türü, ne yazık ki. :))-

Joy devreye girdikten sonra neden sıkıldım?! Bilmiyorum. Halbuki tuhaf bir durum. Zira kızımız çok canlı ama tek tabanca takılan bir tip.Buna rağmen kitabın gidişatını biraz ağır buldum. Sanırım bunda Joy ve Rebecca arasındaki soğukluğundan etkisi var. Özellikle de Joy'un karakterini düşününce daha ılıman yaklaşımlar bekliyordum. Tabi şu da bir gerçek, kızımız yetim büyümüş. Birden birisi karşınıza geçip de ; "Ben senin ablanım." dediğinde bunu hemen benimsemesini beklememek gerek. Yine de çok uzattı diye düşünmeden de edemiyorum.Her neyse.

Bu kitap yazardan okuduğum ilk kitap ama yayımcıdan çıkan ikinci kitabı. Bir önceki kitabı Aşk Tanrıçası'nın Yemek Okulu kitabını çok merak ediyordum fakat bir türlü denk gelip alamadım.Ve Kırık Kalpler Tamircisi yazarla tanışmama vesile oldu. Yazarın dilini sevdim. Akıcı bir anlatımı var. -Her ne kadar bu kitabın konusu bana pek hitap etmese de.- Eh, buna çeviride çok büyük etken olmuştur. Çünkü gerçekten çok beğendiğim bir çevirisi vardı. Çevirmen yazarın anlatmak istediklerini , verdiği mesajları oldukça güzel aktarmış dilimize..

Konumuza gelirsek; 

Kitabımız birbirlerinden habersiz iki kız kardeş etrafından cereyan ediyor. Bu kız kardeşlerden büyük olan Rebecca, sessiz ve duygusal tiplerden bir kız. Birkaç sene önce annesini kaybetmiş ve şimdi de babası son günlerini yaşamakta.Ama ölmeden önce Rebecca'nın sırtına öyle bir yük yüklüyor ki , zavallı kızımız büyük bir çıkmazda kalıyor.
Rebecca bir şirkette aile danışmanlığı yapan bir kadın. Boşanmak üzere olan çiftler arasında ara buluculuk, yani bir nevi Kırık Kalpler Tamirci'liği - işte ismini bundan ötürü çok sevdim- yapıyor. Ama işinde en parlak dönemlerini yaşan birisinin hayatı bir anda karma karışık olursa Rebecca gibi zorda kalır. Sevgili kızımız bir kardeşi olduğunu öğrendiği andan beri içi içini yer. Eh, ama haklı yıllarca hep bir kardeşi olsun istemiş fakat ondan gizledikleri bir üvey kardeşi varmış...Gel de bunu sindir.
İşte Rebecca , babasından bu gerçeği öğrendiğinden beri vermesi gereken kararları tar tar ve sonunda Joy'u bulmaya karar verir. Karar vermesine karar verir de , asıl sorun kardeşi kendisini kabul edecek midir?


Joy'dan bahsetmem gerekirse, kendisi tek tabanca yaşamaya çalışan bir kız. Mutsuz insanlar için turlar düzenleyerek onların kırık kalplerini tamir etmelerini ve yalnızlıklarına bir son vermelerini sağlıyor.Bunu da küçük minibüsüyle yapıyor. Ve aslında başkalarını mutlu ederken hep kendi içindeki acılara gem vurmaya çalışıyor. Yetim büyümenin, babası tarafından istenilmemesinin acılarını yenmek için başkalarının mutluluğunu kullanmaya çalışıyor. Ta ki , Rebecca gelene kadar.
Birçok yerinde Joy'a çok sinirlendim.Haklı, anlıyorum. Ama Rebecca'nın da elinden geleni yaptığını görmeyi reddeden bir çocuk gibi davranması beni deli etti. Sonuçta kızımızın hiçbir şeyden haberi yokmuş ve daha da önemlisi o kardeşini tanımaya gelmiş, en azından bu şansı hak ediyordu. Bi' ara hiç konuşmayacak ve Rebecca'yı kovacak sanmıştım fakat beklediğim tepkiyi vermedi.

Kitap ilerledikçe de Joy'un aslında ablasına ve babasına ne kadar ihtiyacı olduğunu ama bunu kendine bile itiraf edemediğini görmüş oldum.Zira bir yerinde babasına olan özlemini şu şekilde dillendirdi ve beni bitirdi.


İşte bizim kızların hikâyesi böyle.. Kitabın sonunu gerçekten beğendim ama bu tür kitaplar beni biraz bunaltıyor. O yüzden çok nadir okuyorum.Ailevi kitapları , aile bağlılıklarını sevenler için bulunmaz ve tadında yenmez bir konu işlemiş.Denemenizi tavsiye ederim.


MY RATING:
 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS