The Marriage Trap || Jennifer Probst [Yorum]

24 Ağu 2013

EŞ ARANIYOR…
İtalyan Milyarder kendine sahte nişanlı arıyor. Karşılığında her şeyi kabul etmeye hazır…


Orijinal Adı: The Marriage Trap
Edisyonu: Mevcut Değil.
Bağlı Olduğu Seri: The Marriage to a Billionaire# 2
Yazar: Jennifer Probst
Kitap Dili: İngilizce
Goodreads Puanı: 3,92
İnceleme Linkleri: Goodreads || Amazon


EŞ ARANIYOR…
İtalyan Milyarder kendine sahte nişanlı arıyor. Karşılığında her şeyi kabul etmeye hazır…
Kız kardeşinin evlenebilmesi için, İtalyan Milyarder Micheal Conte’nin kendine bir eş bulması gerek- hemen! Fotoğrafçı Maggie Ryan’ın Milano’ya gideceğini öğrendiğinde, onu ailesine “nişanlısı” olarak tanıtmak için bir plan yapar. Maggie’nin kendinden emin, bağımsız ve kontrol manyağı olmasını boş verir. Bir eş’te istemediği… yatağında istediği her şeye sahip olmasını da boş verir.
Micheal’ın evli arkadaşına âşık olduğuna inana Maggie, arkadaşından uzak durması karşılığında anlaşmayı kabul eder. Bir sefere mahsus, İtalya’dalarke her şey değişir- Maggie ve Micheal arasındaki cinsel çekim nükleer bir patlama noktasına gelir.Ama ikisi de mükemmel bir çift mi olacaklar… yoksa sahte evliliklerinin içinde sıkışıp kaldıklarına mı inanacaklar?






Bugün yeni bir yorumla yayındayım. Ne zamandır yorum yapmıyordum. Okumaya pek fırsatım olmuyor. Evde yığınla okunacak kitap birikti. Artı okumayı düşündüğüm ve listelediğim mangalarda çabası tabi. Neyse…

Geçtiğimiz günlerde Nemesis Kitap’tan çıkmış olan The Marriage to a Billionaire serisinin ilk kitabı, İlk Öpücüğün Büyüsü’nü okumuştum -onunda yorumuna göz atmanızı tavsiye ederim.- ve kitabı gerçekten beğenmiştim. Kısa, çerezlik bir kitaptı ve beni de oldukça etkiledi. Onu okuduktan sonra serinin devam kitabı The Marriage Trap’i de bir o kadar merak ettim ve hemen onu da okuyacaklarıma ekledim. Bir anlık hevesle de başladım, bitti.

The Marriage Trap’te ilk kitaptaki karakterlerimizden Nick’in kız kardeşi Maggie ve yeni iş ortağı Micheal’ın hikâyesini okuyoruz. Kitap tıpkı İlk Öpücüğün Büyüsü’nde Alexa’nın yaptığı gibi, Maggie tarafından Doğa Ana’ya  hayalindeki erkek için yapılan bir büyüyle başlıyor. Ama tabi onun büyüsü çoktan yazılmış durumda. Neyse. İlk kitap kadar eğlenceli olsa da ben bu kitabı ilki kadar sevemedim. Hatta okumak için acele etmesem de olurmuş yani. “Niye?” diye soracak olursanız; Micheal ve Maggie’nin hikâyesi çok fazla konuya sahip değildi. Yani ilk kitapla kıyasladığımda onda daha çok olay olduğunu düşünmeme sebep oluyor. Haa, bir de cinselliğin dozunun bunda biraz artış göstermiş olması da sıkmadı değil.Cinselliğe takılmam sevmememden ötürü değil. Daha çok ilk kitap konuya odaklıyken bunda yazacak bi’şey bulamadıkça cinselliği ortaya atayım  demiş gibi geldi. Öyle işte. Şöyle böyle bir kitaptı kısacası. Çerezlik olduğu bi’ gerçek ama çok da ayılıp bayıldım diyemiyorum, ne yazık ki.Okumasam pek de bi’şey kaçırmazmışım.

Kısaca kitaptan bahsedersem, Maggie hayatının aşkını bulan arkadaşının yaptığını –hiç inanmasa da- denemeye karar verip Doğa Ana’ya hayalindeki ideal erkeğin özelliklerinin olduğu bir kâğıt karalıyor ve onu da yakarak hayalindeki prensle karşılaşacağını umuyor.Tabi bu sırada da sevgili ağabeyi ve arkadaşı Alexa’nın yeni aile hayatını gördükçe içten içe özlemlere dalıyor. Neyse. Efendim tabi bir yandan da ağabeyinin yeni iş ortağı olduğu gibi ailenin de içinde çıkmayan Micheal Conte’yle uğraşmayı da ihmal etmiyor. Zira Conte, eline geçen her fırsatta Alexa ve ailesine yaklaşmaya çalışıyor. Bunu gören Maggie ise Conte’nin Alexa’ya karşı bir şeyler beslediğini
düşünmekten kendisini alamadığı için adamımızdan nefret ediyor.

Gel gelelim, Micheal’da  Maggie’nin kendisile uğraşmasından çok rahatsız olmasa da pek de hoşlanıyor diyemiyoruz.Tabi bir de kendi ailevî sorunları olduğunu da göz önüne alınca Maggie’yi boğazlayacak kadar seviyor diyebiliriz. Ama bir gün kız kardeşlerinden birisi evlenmek istediğini ve evlenebilmek için, kendisinden acil evlenmesini istediğinde kitabımız açılıyor. Micheal bir İtalyan ama ailesi,  aile geleneklerine çok bağlı olduğu için önce en büyük kardeşin evlenmesi gerek !  İyi de, Micheal’ın böyle bir düşüncesi yok!  Hatta hayatından da gayet memnun durumda. Eh, ama kız kardeşi Venezia’nın da önünde engel olmak istemiyor. Bu durumu çözmek için ne yapacağım diye düşünürken de aklına bir fikir geliyor ve bu fikrin temelini de Maggie oluşturuyor.Adamımız Maggie'den kendisine 1 haftalık nişanlı numarası yapmasını istiyor.

"Maggie, gitmeden önce bir dakika konuşabilir miyiz?" 
Omuz silkti. "Tabii, ne var?"
"Başbaşa, lütfen."
Nick ve Alexa bakıştı.Maggie onlara gözlerini devirdi. "Saçmalamayın, çocuklar. Bana evlenme teklif edecek değil ya."


Şimdi gelelim konun eğlenceli kısmına, Maggie anlaşmayı başta kabul etmiyor etmediği gibi ilk duyduğu anda Micheal’ı epey bir tersliyor. Ama adamımız kendisine ne isterse yapacağını söyleyince, içindeki kötü kız devreye giriyor ve Micheal’dan bu işin sonunda Alexa ve ailesinin hayatından çıkmasını talep ediyor !  O kadar kafayı bozmuş, düşünün. :D

Sonracığıma Micheal buna başta hayır dese de el mahkum, ona şu anda en çok yardım edecek, duygularını işe karıştırmayacak tek bir kişi var, o da Maggie. Anlaşma yapılıyor bizimkiler 1 hafta sürecek bir evcilik oyunu oynamak için İtalya’ya doğru yola çıkıyorlar.Kitabın bundan sonraki ilerleyişi çiftimizin evliyiz diye düştükleri durumları içeriyor, ki bazılarında gerçekten yerlere yattım gülmekten. Ama tabi işler umdukları gibi günlü gülistanlık gider mi hiç ! Zamanla birbirlerine duydukları çekim işleri arapsaçına sokuyor.

“İlk günden beri seni istiyordum ve bunu asla inkâr etmedim.Seninle mücadele etmekten yoruldum. Başka şeyler yapabiliriz.İkimiz için.. daha keyifli şeyler.”


Sevdiğim kısımlardan birisi:
“Yemeğe gitmek ister misin?” diye sordu Maggie.
“Hayır.”
“Bahçede yürümek ister misin?”
“Hayır.”
“Yüzmek?”
“Hayır.”
Göğüslerini gizlemek için kollarını göğsünde kavuşturdu. “Peki, ne istiyorsun? Orada dikilip beni seyretmek mi istiyorsun?
“Hayır.Eşimle sevişmek istiyorum.”

Bi’ de anne ve kız kardeşler sorunu var tabi , es  geçmeyelim ! Zira Micheal kız kardeşlerine çok düşkün -elinden gelse koruyacağım diye paketleyip saklayacak-  ve bu Maggie ile aralarında sürekli bir problem teşkil ediyor. Çünkü kızımız özgür bir birey ve onu gören kız kardeşler de Maggie ‘ye özenmiyor değil hani.Bu da Maggie için büyük bir problem oluşturuyor. Zira en küçük kardeşleri -ve bundan sonraki kitabın esas kızı- Carina, ciddi ciddi Maggie'ye hayran kalıyor ! Amma velakin kızımız Micheal'ın aşırı korumacılığı yüzünden el bebek durumlarında olduğundan Micheal kardeşine bir şey olacak diye hop oturuyor hop kalkıyor. Tabi bununda sebebi var. Zira adamımız babası ölünce tüm ailenin sorumluluğunu sırtlamış. Tek fark ağabey olduğunu unutup, baba rolü üstlenmesi ! Bunu da Maggie sayesinde fark ediyor zaten. Gelelim Bayan Conte'ye çok gözü açık biri ve her ne kadar kitapta değinilmese de bence evli olmadıklarını çaktı ! Öyle ki ipleri kendi eline alıp gelini ve oğluna bir tören düzenliyor. Ahhahah! Maggie'nin en büyük kabusu gerçek oluyor ve bi' anda kendisini resmen evli buluyor.Ondan sonra da zaten Micheal'ın Maggie'yi gerçekten sevdiğine inandırması üzerine kurgulu. Ve yaptığı şey de çok hoştu ama ilk kitapta Nick'in yaptığıyla boy ölçüşemez.

“Seni seviyorum, Maggie. Alexa’yı hiç sevmedim, sevmeyeceğim.Ben sana âşığım.”





MY RATING: 3,5



DİPNOT: Çeviriler -iyi, kötü- şahsıma aittir. Bu blogdan çeviri vs paylaşımlarından blog adı değil, LİNK belirtin, lütfen. Sevgiler,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim.

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS