Nemesis Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nemesis Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Adım Adım Mutluluk | Jennifer Probst [Kitap Yorumu]

2 May 2014

Orjinal Adı: The Marriage Mistake
Edisyonu: Adım Adım Mutluluk
Yazar: Jennifer Probst
Yayınevi: Nemesis Kitap
Seri: The Marriage Bargain
Seri Sırası: 3

ADIM ADIM MUTLULUK/Jennıfer PROBST
Carina Conte, üniversite eğitimini İtalya’da tamamladıktan sonra evine döner. Döner dönmez abisi Michael’ın kurduğu işte çalışmaya başlar. Bir diğer çalışan da abisinin en iyi arkadaşı ve Carine’nın yıllardır âşık olduğu Max’tir.

Bir gün Max ve Carina, iş toplantısı yapmak amacıyla Vegas’a giderler. Vegas’ın büyülü ortamı ve aralarındaki çekim bir araya gelince, bu duruma daha fazla karşı koyamayarak tek gecelik bir ilişki yaşarlar. Tam o esnada Carina’nın annesi, Carina ve Max’i yakalar; aile geleneklerine son derece bağlı olan kadının o günden sonraki tek amacı, kızıyla Max’i evlendirmek olacaktır.

Carina ve Max için zorlu günler başlamıştır.




                                                                               ******



 

"Hayalini dahi kuramadığı her şeyi yanlış evliliğine vermişti. Sonsuza dek mutlu olabilimek için."


Açıkçası seride okuduğum en iyi kitap buydu! Çünkü Carina ve Max'in çekişmeli hallerine arada bir de kıskançlıkları eklenince kitap tadından yenmez bir şekilde okundu. Gerçi konunun netleşmesi kitabın yarısını buldu ama olsun bu zaman zarfında bir atışmaları var ki benim çok hoşuma gitti. Özellikle de Max'in Carina'yı kıskanma bölümleri.

Carina bir önceki kitap olan Aşk İkinci Şans'taki kahramanımız Micheal'ın küçük, el bebek gül bebek büyütülen kız kardeşi. Aşka İkinci Şans'ı okuyanlar bilirler; Micheal kız kardeşine feci düşkün. Özellikle de ailenin en küçük kızı olduğu için. Neyse efendim. Biz Carina ve Max'e dönersek eğer, Carina, küçüklüğünden beri Max(imus) Gray'a âşıktır. Aşk da ne aşk. İkinci kitabımızda Maggie'nin bile bir bakışta farkına varacağı, herkesin farkına vardığı ama bir tek Max tarafından görülmeyen aşk!

Aslında görülmeyen değil de fark edilmeyen diyelim. Çünküüü, Max, Carina'ya daima bir kız kardeş gözüyle baktığı için Carina'nın o umutsuz aşkını görmemesi gayet doğal. Micheal'la o kadar eski dostlarmış ki Carina'nın küçüklüğünü bildiği için kızımız Max'e tamamen küçük bir kız kardeş olmuş, ya da öyle görünmüş. XD

Neyse konuya gelelim.Carina yurt dışında aldığı eğitimden sonra geri dönüp çalışmak isteyince Micheal kız kardeşini -hâlâ çocuk sanıyor da- Max'in sekreterliğine verir. Bu sayede kızımız hem staj görecek sanki görmemiş, hem de işi öğrenecektir. Aile şirketini çözünce de istediği konuma gelecektir. Fakat bir sorun var bizim kız aile şirketinde çalışmak istemiyor. America'da onu işe alabilecek bir ton şirket varken neden aile şirketinde çalışma zorunda olduğunu da anlamıyordur. Ama Micheal'ın kararları kesindir. Carina, Max'in yanında çalışacaktır!
İyi, güzel çalışsın. Tabii çalışabilirler ise. Carina yurt dışına eğitim için gittiğinde Max'i kalbinden çıkarmıştır. Ya da kızımız bunu kendine söyleyerek kendini buna inandırmaya çalışıyordur. Bence ikinci seçenek. Çünkü hâlâ sırılsıklam âşık adama. Şimdi bu ikisi beraber çalışırsa ne olur sizce?! :D Max, Carina'nın yanında çalışacağını duyunca kem küm ediyor ama kızımızı o karşısında gördüğü ilk ânı unutmayacağım. Hâlâ bir çocuk beklerken karşısındakinin son derece baştan çıkarıcı bir "kadın" olduğunu görünce resmen şoka giriyor. Sonrası ise konun asıl eğlenceli kısmı. Carina kendisine veyahut çevresine Max'i aştığını kanıtlamakta kararlı olunca adamı görmezden gelmeleri çok eğlenceli oluyor. Ama içten içe girdiği kıskançlıkları biz okurlar görmezden gelelim tabi. Hele Max'in ağzını aramasını sormayın bile. XD

"Bir gün," dedi Max. "Doğru kişiyle tanıştığım gün."

Max'in şirketindeki çalışanlarından Edward, daha ilk andan Carina'dan hoşlanınca da bu kez Max'in kıskançlıklarını görmezden gelin. Gelebilirseniz. XD
Carina, Edward'la bir partiye gider ve bu partide kendini aşıp tam bir dişilik timsali olarak en eşsiz elbisesini -hem de sütyensiz!- giyerek partideki yerini alır.Eh tabi Max de hiç niyeti yokken sırf, Carina'yı korumak için! partiye gider.Tabi partiye gitmeden önce Laura'ya sarkması, bunları da Carina'nın gözüne sokmasını es geçiyoruz.

Sevgili eşlikçisi Laura ile de partide takılırken Carina ve Edward'ı görünce hele bir de Carina'nın kıyafetini görünce tamamen yoldan çıkar :D Sen git bir de kızla dans ederken arsız arsız kızı kızdır o da yetmemiş gibi Edward'ı hangi ara yaptıysa artık kıza el sürmemesi için uyar !
"Güzel elbise."
"Teşekkür ederim."
"Biraz kışkırtıcı değil mi sence de? Sutyen bile giymezken."
Çok iyiydi ya.Koptum o kısımlarda cidden.Eh, Carina Edward'tan Max'in onu uyardığını öğrenince "Öldün Maximus Gray!" diye bir çığlıkla kendisini Max'in evine doğru atınca sonucu ne siz sorun ne ben söyleyeyim. :D

Max Carina ile yaşadığı iki sakıncalı andan sonra kendisini geri tutmakta kararlıdır. Nitekim Carina da öyle. Ayartılarına tepki alamayınca kendini geri çeker. Ta ki Micheal'ın ikisini birden Vegas'a iş için göndermesine kadar. Yasakların ve günahların şehri Vegas ikili için çok yeni günahlar hazırlar Ve çiftimiz Vegas'a ayak basar basmaz, havasından mıdır suyundan mıdır yoldan çıkarlar. Çünkü Carina Max'ten bu yolculukta "tek bir gece" diye düşündüğü o ilişkiyi almakta kararlıdır.

Carina'nın gözleri kocaman açıldı. "Grinin Elli Tonu şeyini mi yapacağız?"
Max güldü. "Sana tapıyorum. Bunun tadını çıkarabiliriz. Bu gece lezzeti test etmek için gözlerini bağlamak istiyorum.Bana güveniyor musun?"
"Evet."

El insaf yani Max de en nihayetinde taştan yapılma değil. Carina'nın dişiliğine bir yerden sonra o da direnemez olunca aralarındaki ateşli tutku ikisini de yatağa götürür. Tek farkla bir gece, bir gece olarak kalmaz. Hal böyle olunca da gizlilik hak getire der ve bir gece Bayan Conte tarafında basılırlar. 
Sonra kendilerini nikâh hazırlıklarında bulmaları ve Max'in evliliğe karşı korkusunu hiç sormayın. Babasının kendilerini terk etmesinden ötürü evlilik onun lügatında bulunmayan bir kelimeyken kendisini Carina'yla evli bulur..

Kesinlikle eğlenceli bir kitaptı. Özellikle de Carina'nın o dişilik inadı yok mu! Kızın inadı için sardım kitaba. İstediğini elde edene kadar azimle savaştı ve kazandı. :)))



Gelinin Kolyesi | Kat Martin [Kitap Yorumu]

4 Mar 2014

Orijinal Adı: Bride's Necklace
Edisyonu: Gelinin Kolyesi
Yazar: Kat Martin
Yayıncı: Nemesis Kitap
Türü: Historical Romance, Tarihi Aşk Romanı
Puanım: 2,5/5
Tedarik İçin: kitapsihirbazi.com

Tory, kız kardeşi Claire'i, şehvet düşkünü üvey babalarının kötü planlarından kurtarabilecek tek kişidir. Çünkü annelerini kaybetmişlerdir. Kız kardeşiyle birlikte kaçmaya karar verirler. İhtiyaç duyacakları parayı sağlamak için, baron üvey babalarının aile yadigârı kolyesini çalar ve satarlar.

Kolyeden gelen para onlara kısa bir süre için yeterli olur ancak sonrasında, soylu olmalarına rağmen asıl kimliklerini gizleyerek bir malikânede hizmetçi olarak çalışmaya başlarlar. Hizmetine girdikleri Kont Cord, bu iki genç kızın gerçek kimliklerini bilmemektedir. Kötü kalpli üvey baba, kolyesini çalan üvey kızlarını bulmak için harekete geçtiğindeyse, hem Kont Cord hem de kız kardeşler için gerçek bir yüzleşme yaşanacaktır.


Çok övüldü diye aldık ama fos çıktı işte.Boşuna para verdim. Tabi bu benim "şahsi" görüşümdür. Çünkü bu tarz o kadar çok kitap okudum/okuyorum ki bundan kat kat iyilerini gördüm be birader! Ne saçma şeydi bu. Derleme gibi kitap. Kitaba yorum yapmak bile zaman kaybıdır bana göre. Ama "seri" olarak konusunu beğendiğim ve ikinci kitabına da bir şans vereceğim çıktığında. Tabii bu da serinin kalitesini belirlemek için yoksa bu kitapla karar verirsem yanlış karar verip de seriyi de kararlamak istemem. Neyse, ben kitaptan hoşlanmadm anladığınız üzere. Bana çok boş bir kitap izlenimi verdi. Hani konu olarak bakarsak cidden temeli sağlam ama gidişatı boktan! En güzel tabirle.

Sebebinden bahsedecek olursam, öncelikle; kitap cidden başlarında çok güzel başladı ama yazarının gidişatında elde etmeye çalıştığı şey ne ise artık kitabın ilerleyişi o kadar saçma, sıkıcı ve tuhaft idi ki bir ara iki farklı kitap okuyorum izlenimine kapıldım..Hayır, yani güzel başlattın ne diye yolundan sapıyorsun. Anlamıyorum ki. En çok takıldığım yer ise, kesinlikle şu Cord denen dallama(!) lordun tavırları. Adam ilk başlarda ayakları yere sağlam basan, istediğini elde eden zengin asillerden iken ne zaman kızla evlendi bir evrim geçirdi. Ama tabii biz kitapta bu evrim sürecinden bihaber durumdayız. Adamın gözümde canlandığını halinden bahsettsem korkar kaçarsınız buradan. O kadar yani.



Diğer bir hususta kesinlikle kadın karakterin salaklığı. Aslında çok zeki ve etkileyici bir karakter yaratmaya çalışmış (Tabii temel Whitney'den geliyor. Satranç falan. :p) fakat kızımızın da bir yerde kayışı kopuyor. Ondan  önce, ki özellikle de kitapta adamı kardeşinin odasına gönderdiği sahne, gerçekten zekasına ve tavırlarına hayran kaldığım bir karakterdi ama bu da evlenince sapıttı. Evlilik bu ikisine yaramadı. Çünkü çok çabuk evlenmeleri gerekti. Yazar o kısımları çok boş geçmiş. Konu deseniz o da başta bir kurguyu görünce "Ha!" falan ediyor sonra ilerleyişten "Pöf!" oluyorsunuz.

Ama kitabın yorumlarına biraz bakındım ve bu kitabın göreceli olduğu kanaatına vardım. Çünkü beğenen de beğenmeyen de hemen hemen aynı oradan. Misal, benden önce kitabı kız kardeşim okudu. Ona göre mükemmel bir konusu ve çok hoş bir kurgusu vardı bana göreyse vasattın biraz üstüydü. Kısacası okuyup değerlendirin diyebilirim sadece.

Kitabın konusunu arka kapak yazısından biraz tahmin ediyorsunuz.Victorya (Tory), babası öldükten sonra annesinin evlendiği ve o da öldükten sonra yaşamak zorunda kaldığı üvey babasından hiç hazzetmiyor. Çünkü herif cinsi sapık! Bildiğiniz sapık hem de. Tory'nin küçük kardeşi Claire'ye de kafayı takmış. Kitabın başlangıcını sevmemnin bir nedeni de bu üvey baba müsvvettesi kızın odasına girince Tory'nin adamın hakkından gelmesiyle başlıyor kitap, sanırım ondan.Neyse sonra da kız kardeşini aldığı gibi evden kaçıyor ama beş parasız olduklarından yanlarına üvey babasının aile yadigarı kolyesini alıyor. Satarız hesabı. Bu arada koley kitabın temeli anlayacağınız üzere. Kitapta anlatıldığına göre yıllar yıllar öncesinde nişanslısından bir kolye hediye alan gelin nişanlısı ölünce onun arkasından kendisini atıp öldürüyormuş bu da kolyeyi "Gelinin Kolyesi" yapmış. Neyse. Kolye çok değerli tabii. Ama Tory boğaz tokluğuna satıyor sonra da Kolye'nin parası bitince iş aramaya başlıyorlar bu araştırmalar da onları Kont Cord Brant'a getiriyor. Sonrasını da tahmin edersiniz. Derleme gibi kitaptı zaten. Bir tek girişini bir de şu kolye mevzusunu cidden çok sevdim ben.

Yalancı Âşık | Tawna Fenske [Kitap Yorumu]

14 Şub 2014

Orijinal Adı: Beleive It Or Not
Edisyonu: Yalancı Âşık
Yazar: Tawna Feske
Yayınevi: Nemesis Kitap
Tür: Romantik Komedi, Çiklit
Puanım: 2/5

Violet McGinn, anormallikten ve soyut şeylerden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışan, mantıklı bir kadındır. Belki de bu yüzden kendine meslek olarak muhasebeciliği seçmiştir. Annesi ünlü bir medyumdur ve bir gün hastaneye yatırılır. Violet, annesinin işini bir süreliğine devralmak zorunda kalır ve hiç istemese de sahte medyumluk yapmaya başlar.
Drew Watson, yakışıklı bir bar işletmecisidir. Cumartesi geceleri barında çaldığı müzikler eşliğinde dans eden müşterileriyle ve arkadaşlarıyla mutludur.
Chris Abbott ise her kadının hayalini kurduğu genç, yakışıklı, kibar ve başarılı bir doktordur.
Violet birini seçmelidir. Kalbini mi yoksa mantığını mı dinlemelidir? 
Yolunu bulmaya çalışırken yapacağı bir hata, belki de üçünün kaderini toptan değiştirecektir.



Pem pem pem.. Yine bir yorum zamanı. Yorumlarım da gecikiyor. İşten güçten fırsat bulamıyorum. Pazar günü okudum şu kitabı ancak yorum geçiyorum.Gerçi bu kitaba da yorum yapmasam bile olur ama epeydir yayın girmemiştim. Yayın olsun bari demi? :D

Bu yazarı daha önce hiç okumamıştım. Aslında diğer kitabı Dalgarlar Hep Aşk Getirse de elimde mevcut ama bir türlü okuyasım gelmediği için kitaplığımda bekliyor. Yalancı Âşık ise tamamen tesadüf eseri kitapçıda -tesadüf bile değil. Elektrik kesilince elimde kalması yüzünden- aldığım bir kitap. Kısa ve romantik komedi türünde olduğu için de eve gider gitmez okumaya başladım. Hiç yalan söylemeyeceğim başlarında çok güldüm ya! Gülmek de ne kelime. İfade etmiyor durumu. Bir kere kızın çocuğu "eşcinsel" sandığı kısımlar tam matrak.

Oraları okudukça kopuyorsunuz. Sonra -hiç inanmadığı halde- annesinin yerine medyumluk- evet, medyum :D- yapması ve özellikle dedektifin karşısında astral yolculuk yaptım diye sürekli; "ommmmm... ommmmm... ommmm.." yaptığı yerde gülmekten karnımı ağrıttı kitap. Ama işte bir aması da var. Tüm kitap bu şekilde ilerlemiyor ne yazık ki. İlk 100 sayfadan sonra kitapla ilgili düşüncelerim o kadar değişti ki, ilk sayfaları başka sonrasını başka yazar yazmış diye düşündüm.Zira gereksiz uzatılmış yerler ve erkek karakterin absürt hareketlerini okuyunca böyle düşünmemek elde değil.

Violet, -esas kızımız- :p- medyum annesi merdivenden düşüp sakat kalınca onun yerine geçmek zorunda kalıyor. Bu arada kitapta en sevdiğim şey kızın karakteri. Muhasebeci olması da çabası tabi. :D Ee, Violet annesinin yerine geçince onun sevgili komşusu Drew ile de tanışıyor. Tabii adamımız bir striptizci bar işletmeni olduğu için ve partnerinin-iş ortağı olarak :D- adı Sam olunca da Violet için direkt, eşcinsel! kategorisine giriyor. Adamı eşcinsel sanınca da kitabın ilk sayfaları sizi gülmekten kırıp geçiriyor.

"Elleri erkek arkadaşı Sam'e dokunabilirdi sadece, diye hatırlattı kendine. Kes şunu Violet kes!"

Tabi buralara kadar çok gülmüş olmam kitabı kurtarmıyor işte. Temelde sağlam başlasa da çok saçma bulduğum yerler olmasının yanı sıra bir de rutin bir hal alması durumu var. Örnek verecek olursam en sinir olduğum sahne; Drew barda striptizci(onun deyimiyle egzotik dansçı) seçimi yapacak ve bunu izleyip fikir vermesi için de Violet'tan yardım istiyor. Hem de kıza âşık olduğunu düşünürken! Absürd yani. Ya da Drew'in çoook geniş bir midesi var. Neyse işte.Bunlardan sonra da oturup birbirleriyle konuşmalarını, birbirlerinden uzak durma çabalarını okumaktan epey sıkıldım. Kitap sıkıcıydı. Çiklitlerde beklediğim bir akıcılığı yok kitabın.










Konuşan Kitaplar Blog Tur: Aşka İkinci Şans || Jennifer Probst [Ön Okuma]

24 Ara 2013


Herkese Selamlar! 
Bu aralar işlerim çok yoğun olduğu için hiçbir şey yazamaz oldum. Bu akşam da Konuşan Kitaplar Ekibimizin yeni turu olan "Aşka İkinci Şans" daha önce okuyup yorumlamış olduğum; Marriage Trap'in ön okuması bende. 
Serimizin daha önceki kitabı İlk Öpücüğün Büyüsü hakkındaki yorumumu da buradan inceleyebilirsiniz. Ben ilk kitabı daha çok sevmiştim ama Aşka İkinci Şans da en az ilki kadar güzel. Umarım sizler de turumuzla bu güzel kitap hakkında yeterli bilgiye sahip olur ve okumak için  bekletmezsiniz. :))




Orijinal Adı: The Marriage Trap
Edisyonu: Aşka İkinci Şans
Bağlı Olduğu Seri: The Marriage to a Billionaire# 2
Yazar: Jennifer Probst
Kitap Dili:Türkçe
Goodreads Puanı: 3,92

Aşk sıra tanımaz. 
Michael, aşkı kendinden önce bulan ve evlenmeye karar veren kız kardeşinin önünü açmalıdır. Kardeşlerin en büyüğü olduğu için önce onun evlenmesi konusunda ısrar eden annesine bir oyun oynamaya karar verir. Sahte bir geline ihtiyacı vardır. Hem de hemen! 

İşler istediği kadar hızlı ilerlemeyince, eski sevgilisi Maggieden yardım istemek zorunda kalır. Maggienin ise bir şartı vardır. Hem de ne şart 
En iyi romantik komedi yazarlarından biri.  



Maggie Ryan, margarita kadehini dudaklarına götürüp büyük bir yudum aldı.Ekşilik tuzla buluşup diline yayıldı ve kanına karıştı. Ancak ne yazık ki bu yeterinece hızlı olmadı.Hâlâ hareketlerini sorgulamasına yetecek kadar mantıklı düşünebiliyordu.

Eflatun kumaş kaplı kitap ona göz kırpıyordu. Kitabı tekrar eline aldı, sayfalarını karıştırdı ve modern tasarımlı cam masanın üzerine geri fırlattı. Saçmalık. Aşk Büyüleri'ymiş, Tanrı Aşkına! Bu kadar alçalmayı kabul etmiyordu. Yine de en yakın arkadaşı Alexa kendi büyüsünü yaptığında, arkadaşını ruh eşini bulması için desteklemiş  ve yüreklendirmişti elbette.

Ama bu tamamen farklıydı.

Maggie fıısıltıyla lanet okudu ve pencereden dışarıya gözlerini dikti. Organik bambudan yapılmış perdelerin aralıklarından içeriye ay ışığı sızıyordu.Bir akşam daha bitmişti işte. Bir başka talihsiz gün sona ermişti.Sanki şeytanlar tarafından tehdit ediliyordu ve ortalıkta şafak sökene kadar onlarla savaşacak kimse yoktu.
Neden hiçbir zaman bir bağ hissedemiyordu? Şu sonuncusu örneğin; oldukça etkileyici, zeki ve uysal bir adamdı. Nihayet birbirlerine dokunduklarında cinsel bir titreşim oluşacağını, ya da en azından bir çekim hissedeceğini düşünmüştü.Oysa hiçbir şey hissetmemişti. Sıfır.Belden aşağısı hissizleşmiş, yalnızca boşluk duygusundan dolayı hayal meyal bir ağrı ve daha fazlasına dönük bir özelemle dolmuştu.
Umutsuzluk azgın bir dalga gibi üzerine vurdu. O tanıdık panik hissi midesini tırmalamaya başladı ama karşı koyup kendini kurtarmayı başardı.Canı cehenneme! Kendi sahasında saldırıya uğramayı kabul etmeyecekti. Öfkesine bir can simidi gibi sarılıp, derin derin, uzun uzun nefes aldı.

Aptal nöbetler. Maggie ilaçlardan nefret ediyor ve içmeyi reddediyordu, hayata karşı olumlu olduğu takdirde nöbetler yalnızca kendi çabasıyla son bulacaktı. Muhtemelen erken gelen orta yaş kriziydi bu. Ne de olsa hayatı neredeyse mükemmel gidiyordu.

Çoğı insanın hayalini kurduğu her şeye sahipti. Göz alıcı erkek mankenleri iç çamaşırlarıyla fotoğraflamış, dünyayı gezmişti. Bakım masrafı olmayan son moda apartman dairesine bayılıyordu. Mutfak paslanmaz çelikten yapılmış aletlerle ve parıltılı sermaik fayanslarla süslüydü. Modern espresso ve margarita makineleri eğlenceli, Sex and the City tarzı hayatını yansıtıyordu. Beyaz peluş halılar ve onlarla uyumlu deri mobilyalar çocuğu olmadığını gururla sergiliyordu ve şeffaf tarzını ortaya seriyordu. Canının istediği zaman istediğini zaman istediğini yapmış ve kimsede özür dilememişti.Çekici, mali durumu iyi ara sıra baş gösteren panik atakları saymazsak sağlıklı bir kadındı. Hal böyleyken de, o soru her geçen gün biraz daha artarak rahatsız edici bir inatla beynini kemiriyordu.

Bu o mu?

Ayağa kalktı ve üzerine kırmızı, ipek bir elbise giydi; sonra da ayağına elbiseyle uyumlu, üzerinde şeytan boynuzları olan tüylü terliklerini geçirdi. Yeterince sarhoş olmuştu ve kimse bunu bilemezdi. Belki biraz egzersiz sinirlerini yatıştırabilirdi. Eline bir defter sayfası aldı ve bir erkekte aradığı tüm özelliklerin bir listesini çıkardı.

Küçük bir ateş yaktı.

Mantrayı okudu.

Beyninin içinde deliriyormuş gibi sinsice kahkahalar yankılandı; ama tekiladan bir yudum daha alarak onları yok etti ve kağıdın yanışını izledi.

Ne de olsa artık kaybedecek hiçbir şeyi yoktu.


İntikam Ateşi | Sarah MacLean [Kitap Yorumu]

15 Ara 2013


Orijinal Adı: A Rouge By Any Other Name
Edisyonu: İntikam Ateşi
Bağlı Olduğu Seri: The Rules of Scoundrels#1
Yazar: Sarah MacLean
Yayınevi: Nemesis Kitap
Kitap Dili:Türkçe
Goodreads Puanı: 3,99
Puanım: 5/5

Toprakların kaderi, bir gün yeniden gerçek sahiplerinin adımları altında uzanmaktır.
Michael Bourne, topraklarını kumarda kaybedince elinde malikânesi ve unvanından başka hiçbir şeyi kalmaz. Ancak aradan geçen yıllar ona iyi davranır ve kaybettiklerinden daha fazlasını aynı yolla kazanır: kumarla. Elde edemediği tek şey çocukluğunu geçirdiği Falconville topraklarıdır.

Çocukluk günlerinden kalma eski bir kıpırtı, insanın kalbini yeniden attırabilir.
Penelope Marbury'nin evlilik yaşı geçmiştir. Babası onun hayat arkadaşı bulmasını kolaylaştırmak için, sahip olduğu Falconville topraklarını da kızının çeyizine dahil eder. Bu haber kısa sürede yayılır ve birçok erkek gibi Michael'ın da dikkatini çeker. Kendisini, bir vakitler kaybettiği topraklarına götürecek yolu bulduğunu düşünmektedir.



Bazı kitaplar gerçekten okuma aşkı aşılıyor!
Ne zamandır elime doğru dürüst kitap almıyordum. Aldıklarımı da iki günde okuyordum. Ama dün gece şöyle bir okuyup aradan çıkarayım diyerek el attığım İntikam Ateşi adlı kitapla sahalara geri döndüm desem yeridir. Dün gece elime bir aldım kitabın tüm akıcılığı kendini gösterdi. Sular seller gibi okudum bitirdim ve yorumuna da geçmek için sabırsızlandım.

Historical Romance'larda değişik kurgular bulmak artık zor olmaya başladı.Bu yüzden de böyle güzel kitaplar görünce hoşuma gidiyor. İntikam Ateşi de güzel bi' kurgu, harika bir anlatıma sahip çarpıcı bir kitaptı.Yazarı ne çok uzatıp sıkmış ne de absürd denilebilecek şekilde, bir anda bitirmeye kalkmış. Konuyu çok yerinde tutmuş bence.Okurken cidden çok keyif aldım. Hele hele erkek kahramanımızın arkadaşlarını bir görseniz direkt ikinci kitap çıksın da okuyalım hallerine girersiniz. O arkadaşlıkları, tatlı tatlı atışmaları çok keyifliydi.Sonraki kitaların arkadaşları üzerine kurgulu olmasıı harika. Zirâ en az ilk kitap kadar etkileyici olacaklarına inanıyorum. Ama tabi ilkinin yerini de tutamazlar. Bu kitabın içindeki duygusal iniş çıkışlar ve çiftimiz arasındaki aşk çok iyi aktarılmış okura. "Bana böyle kitaplarla gelin!" diye bağırasım geldi okuduğum sıralarda.Kısacası; gidin, alın ve okuyun.


Kitaptan da biraz bahsedeceğim ki gidip almanız daha kolaylaşsın :)))


Kitabımız genç Bourne Markisi, Micheal'ın gençliğinin verdiği bir cesaretle kendisini kumara kaptırması ve kazanma hırsının bir gece elinde ne var ne yok kaybetemsine sebep olmasıyla başlıyor. Bourne Markiliğine ait topraklardan tutunda nesiller boyu babadan oğula geçen malikâneleri Falconwell'inde bu kayıplar arasında yer almamsı ise konumuzun temelini oluşturuyor.Micheal o gece herşeyiyle beraber onurunu da kayetmiştir. Elinde bir tek unvanı bir de kendisine kaybını hatırlaran küçük bir altın kalmıştır.Ama Micheal'ın en çok zoruna giden malikâneleri Falconwell'i kaybetmektir. Çocukluğunu geçirdiği evi. Ailesinin anılarının olduğu yeri. Bunu yediremeyen adamımız o gece kayıplara karışırrr..

Ve kocaaaa 9 yıl sonra;

Micheal artık o genç ve tutarsız çocuk değil, Londra'nın en lüks kumarhanesi Düşümüş Melek'in ortağı, zengin mi zengin bir adam olur. Tabi ne kadar zengi olsa da hâlâ Falconwell'i geri alamadığı için de kendisini hâlâ o genç ve başarısız çocuk olarak görmeye devam eder.Yalnız kitabın adı çok güzel oturmuş ya! Adam Falconwell'i geri almayı kendisine bunu yapan insandan intikamını alıp ona hayatı zehir etmeyi o kadar kafaya koymuş durumdaki içindeki bu intikam sönmez bir ateş gibi yandıkça yanıyor, yandıkça daha da ateşleniyor. İntikam Ateşi ismini çok beğendim bu yüzden.Neyse. İşte malikânesini geri almak için tüm imkânları kullanıyor ama başaramıyor. Ta ki bir gün ortağı Chase'in ona verdiği bir habere kadar..

Bu sırada ise kitabımızın diğer temel taşı olan Leydi Penelope'i bundan sekiz yıl önce kadar bir nişan skandalı yaşamış. Nişanlı olduğu dük müsvettesi başka bir kadına aşık olunca nişanı atmışlar. Ve kızımızın da adı çıkmış. Ne de 1830'larda nişan atmak kadını kötü gösterir. Her neyse. Nişan fiyaskosundan sonra da çok fazla talibi olmamış. Olanları da kendisi istememiş. Gerçi bana sorarsanız Penelope'nin -her ne kadar kabul etmesi çok sürse de- bu kadar isteksiz davranmasının tek sebebi yıllar önceki çocuklu aşkı, arkadaşının geri döneceğine olan inancı. Haa, bu arada bu arkadaş da -tahmin edeceğiniz üzere- Micheal oluyor. :)))

Bu kitabın en sevdiğim kısmı bu çocukluk arkadaşlarının yıllar önceki mektuplaşmaları. Micheal henüz Eton Koleji öğrencisiyken Penelope'yle aralarında Micheal'ın gençliğine kadar süren bir mektuplaşma oluyor. Ve bu mektuplar ikisi arasında kendileri bile kabul etmese de aşklarını daha o zamanlarda başlatıyor. Tabi maktupların sonu da gelmiyor değil.Micheal herşeyini kaybedip çekip gidince Penelope ona yine de yazmaya devam ediyor. Yıllarca da yazıyor. Ama artık bir yerden sonra yazdıklarını gönderecek gücü kalmıyor ve göndermemeye ama yine de yazmaya devam ediyor.Bir hayalete mektup yazmaktan vazgeçene kadar.

İşte yıllar sonra Micheal malikânesini geri almayı kafasına koyup her yolu denemeye ant içince malikânenin bir şekilde Nedhelm ve Durby Markisinin eline ondan da kızı Penelope'nin çeyizine geçtiğini öğreniyor. Sonrasını siz de tahmin edersiniz ki malikânesini geri almak adına herşeyi göze almış bu adam çocukluk arkadaşını da bu yolda kurban etmekten geri durmuyor. Tek fark o kızın hâlâ arkadaşının buralarda olduğuna inanması ve onu gün yüzüne çıkarma çabalarını hesaba katmamış olması..Ben sevdim, sizinde seveceğiniz bir kitap olduğuna da eminim. Devamını da sabırsızlıkla bekliyorum.

AŞKA İKİNCİ ŞANS | JENNIFER PROBST [KİTAP TANITIM]

6 Ara 2013


Orijinal Adı: The Marriage Trap
Edisyonu: Aşka İkinci Şans
Bağlı Olduğu Seri: The Marriage to a Billionaire# 2
Yazar: Jennifer Probst
Kitap Dili:Türkçe
Goodreads Puanı: 3,92

Aşk sıra tanımaz. 

Michael, aşkı kendinden önce bulan ve evlenmeye karar veren kız kardeşinin önünü açmalıdır. Kardeşlerin en büyüğü olduğu için önce onun evlenmesi konusunda ısrar eden annesine bir oyun oynamaya karar verir. Sahte bir geline ihtiyacı vardır. Hem de hemen! 

İşler istediği kadar hızlı ilerlemeyince, eski sevgilisi Maggieden yardım istemek zorunda kalır. Maggienin ise bir şartı vardır. Hem de ne şart 


En iyi romantik komedi yazarlarından biri.  



Aşka İkinci Şans

Daha önce Türkçe olarak ilk kitabı olan İlk Öpücüğün Büyüsü 'nü okuduktan sonra bir merakla, serinin ikinci kitabı Marriage Trap'ı da okumuştum. Bugün Nemesis'in kitabı Türkçe'ye kavuşturduğunu gördüm. Keyifli bir kitaptı. Her ne kadar ilki daha özel olsa da bunu da sevmiştim.

Kitapla ilgili yorumum için;  http://www.animevekitapsever.com/2013/08/the-marriage-trap-jennifer-probst-yorum.html



"Maggie, gitmeden önce bir dakika konuşabilir miyiz?"
Omuz silkti. "Tabii, ne var?"
"Başbaşa, lütfen."
Nick ve Alexa bakıştı.Maggie onlara gözlerini devirdi. "Saçmalamayın, çocuklar. Bana evlenme teklif edecek değil ya."



İlk Öpücüğün Büyüsü || Jennifer Probst [Yorum]

13 Ağu 2013


İlk Öpücüğün Büyüsü
Orijinal Adı: The Marriage Bargain
Edisyonu: İlk Öpücüğün Büyüsü
Bağlı Olduğu Seri: The Marriage to a Billionaire# 1
Yazar: Jennifer Probst
Yayınevi: Nemesis Kitap
Goodreads Puanı: 3,80

İnceleme Linkleri: Goodreads || Amazon

Bazı anlar büyülüdür. Herkesin o anla ilgili bir hayali vardır. İlk öpücük, ilk evlilik teklifi, evet denen o an...Alexa için bu anların hiçbiri hayal ettiği gibi gerçekleşmemişti ve bunun tek bir nedeni vardı: Nick.Daha lisedeyken onu öpen ilk erkek Nick olmuştu. Yıllar sonra karşılaştıklarında aniden evlenme teklif eden de Nick'ti. Tabii söz konusu Alexa olduğunda, bunun, birbirini seven iki insanın yapacağı türden 'normal' bir evlilik olması beklenemezdi. Aralarında bir anlaşma yapacaklardı. Bu anlaşma bittiğinde yollarını sessizce ayıracaklardı. İkisinin de bu sahte evlilikle elde edeceği bazı şeyler vardı. Bunlar için birbirlerine bir yıl katlanacaklardı. Katlanabilirlerse..


Whou! İşte bana panzehir olan ve işte uzun-epey uzun-bir aradan sonra kitap yorumum. Ne zamandır, ne okuduğum kitaplardan tat alabiliyorum ne de yorum yapmak için bir isteğim var. Okuduğum kitapların bazılarını okuyup geçtim. Yorumlarını da üşendiğimden yazmadım. Bazıları değmiyordu zaten. Ama bu kitabın yorumunu yapmam gerek. Zira kitabın bana yaşattığı durumu tek bir cümleyle özetlersem; "İyi olacak hastanın doktor ayağına gelirmiş." demem yeterli olur.
Pazar günü yaptığımız bir gezintide hiçbir beklentim olmadan öylesin, kitapçıya girmişken eli boş çıkmamak adına almış olduğum İlk Öpücüğün Büyüsü bana tam bir ilaç gibi geldi. Bu yüzden de kitabı yorumsuz bırakmak bu kitaba yakışmaz dedim.

Aslında öyle ahım şahım bir konusu/kurgusu yok ama yazarın harika -hatta bana göre  muhteşem- bir kalemi olduğu için kitap okurken resmen akıyor. *tabikısacıkolmasınınbunlaalakasıyok XD*
Yazarın anlatımını cidden çok beğendim hatta ikinci kitaptan küçük bir merakla kitabı sonlandırdığı için ikinciye bakmayı düşünüyorum. Çünkü ileri ki kitapların nasıl olacağını cidden merak ettim.Tek şikayetim kitabın kısa olmasından ötürü konunu çabuk sonlanması oldu. Onun dışında keyifle okudum.Hem aşkı hem de komedi ögelerini çok iyi vermiş yazar. Tavsiye ederim.



Konumuza gelecek olursam; klasik çocukluk arkadaşı olan ama birbirlerinden ancak bir kedi ve köpeğin hazzettiği kadar hazzeden Alexa ve Nick'in yıllar sonra tekrar karşı karşıya gelmesini ve 13 yıl önceki bir öpücüğün, derinlere gömülse de hiç unutulmadığı o anları gün yüzüne çıkarmasıyla başlıyor.
Kızımız Alexa diğer kızlara oranla tam bir inek ! Kitap kurdu, kendi kitapçısı var. Okumayı, şiir yazmayı ve soyut resimler yapmayı seven kendi halinde bir tip. Ve ayrıca da çok tutkulu bir genç kadın.. Nick ise, aile sevgisinden mahrum büyümüş, sevgiye ve aile bağlarına inanmayan, sert kabuğunun arkasında çok iyi bir yüreğe sahip bir genç adam. Nick ve Alexa küçüklüklerinden beri birbirlerini tanıyorlar ama Nick için Alexa kız kardeşi Maggie'den farksız veyahut öyle görmeyi tercih ediyor. XD 13 yıl önce sık sık yaptığı gibi bir gün yine Alexa'yı kızdırmaya çalışırken arlarında bir inatlaşma oluyor ve dostumuz kızın ilk öpücüğünü bu sayede alıyor. Ama bu ilk öpücük aşk öpücüğü olmadığı için de Alexa'yla bir de alay edince yıllar sonra olacakların ilk temelini atmış oluyorlar.

Günümüze gelirsem Alexa ailesinin evini ipotekten kurtarmak için en kısa yoldan para edinmenin zengin bir kocayla evlenmek olduğunu düşünüyor. Hatta bu kısımlarda bir de doğa anaya kocasında aradığı özellikleri sıraladığı bir liste yazı göndermesiyle beni yerlere yatırıyor. Gerçi kitabın birçok kısmı böyle komik ama listede yer alanlar kesinlikle inanılmaz :D Sonra efendim, kızımız bu durumuna çözüm aradığı sırada Nick'te, Earl amcasının kendisine bıraktığı şirketi devralabilmek için en kısa zamanda evlenmesi ve bir yılda evli kalmak zorunda olacağı için kendisiyle sadece iş ilişkisi yürütecek ve bir yıl sonra arkasına bile bakmayacak bir eş aramaktadır.

Eh, bu iki inatçı keçinin ortak iletişimleri olan Mag durumları öğrendiğinde ise, her ikisine de harika bir öneri sunar. Ama ! Ama ! Ne Nick ne de Alexa bu öneriye balıklama atlar zira çiftimiz AK ve KARA tabirinin en canlı örnekleri olarak yaşıyorlar. Ne tuttukları takımlar uyuşuyor ne istedikleri gelecek. Biri çocuk ister diğeri sevgisiz bir ilişki, birisi hayvan sever diğer halısını hayvandan daha çok sever. :D Neyse. Mecburiyetin gözünü seveyim ben. Yapacak bi'şeyleri olmadığını anlayınca mecburen birbirlerine katlanmayı kabul ediyorlar.Bunun üzerine de çiftimiz bir yıl sürecek bir evlilik anlaşmasıyla hayatlarını bağlarlar. Ama ve lakin Ama gelin görün ki 13 yıl önceki şeyler unutulmamıştır. Evlendikleri andan itibaren zaten hatları koparıyorlar. Aslında biraz daha çekişmeli olsaydı kitap daha tatlı olurdu ama yazar yine de her şeyden dozunda vermiş.Uzun lafın kısası bu kitabı öneriyorum. Okuyun. :D


İlk Öpücüğün Büyüsü||Jennifer Probst
İlk Öpücüğün Büyüsü||Jennifer Probst


MY RATING: 4




Yanlış Yatak || Katee Robert --> YORUM

15 Tem 2013




Kitabın Adı: Yanlış Yatak
Yazarı: Katee Robert
Orijinal Adı: Wrong Bed,Right Guy
Bağlı Olduğu Seri: Come Undone #1
Yayımcı: Nemesis Kitap 
‘’Bazen yaptığın yanlıştan dönmek istemezsin.’’


Vee Yanlış Yatak bitti.Hatunumuz Elle. Hayatında hep 'Yanlış' erkekleri seçmiş, 'Yanlış' yataklara girmiş bir kadın. Bu duruma artık bir son vermek ister.Patronunu baştan çıkarmak için onun yatağına çıplak girmeyi düşünür.Ve o yatağa çıplak girip baştan çıkartıyor ! Ama kimi? Patronunun erkek kardeşi Gabe'i ! Başta farkına varmayan Elle biraz vakit geçirdikten sonra yataktaki adamın Nathan olmadığını anlayıp çığlığı bastığı gibi yataktan fırlayıp kaçıyor!  Kısacası Elle yine 'Yanlış Yatak' a girmiştir.


Ve yataktaki elemanımız: Gabe ! Görünüş bakımından tipik kötü çocuk imajında. Dövmeler,seksi vücut,gece kulüplerinin olması,dövmesi dükkanının olması vs..vs.. Elle'in uzak durması gereken adamlardan.Fakat kim Gabe'e karşı koyabilir Tanrı aşkına ! Ah yataktan kaçan Elle'i söyledik ama yatakta kalan Gabe'in durumuna değinelim biraz. Elle'in etkisinden henüz kurtulamadı yavrum.Kız gittikten sonra hala onu arzuluyor.Kardeşinin odasına dalıp kızın kim olduğunu öğreniyor.Gabe Elle'i elde etmeden duramayacaktır.Elle'i unutamaz ve onu elde etmek için elinden geleni yapar.




Kitabın başları oldukça eğlenceliydi.Keşke bu durum kitabın geri kalanı içinde olsaydı.Kitabın ortaları ve sonu normal bir şekilde devam etti.Gabe'in Elle'i elde etme çabaları,ikilinin birbirlerine karşı koyamaması ve ilişkileri üzerine devam etti. Çevirisinde bir sorun göremedim.Akıcı bir kitaptı.İnce kitaplara pek alışamasam da yazar iyi ki uzatmamış kitabı,yoksa çok sıkıcı olurdu.Ve sonu ! Sonu cok güzel ve tadında bitti.Kitapla ilgili tek eleştirim biraz daha olay olabilirdi.Kitap biraz daha heyecanlı olabilirdi.Güzel bir hikayeydi,keyif alarak okudum.Çok çok iyi miydi derseniz hayır değildi ama çerezlik tatlı bir hikayeydi.Tavsiye ederim. ;)

                       
                                                    

Yanlış Yatak || Katee Robert[Yorum]

14 Tem 2013

                                              
  Orijinal Adı: Wrong Bed, Right Guy
  Edisyonu: Yanlış Yatak
  Bağlı Olduğu Seri: Come Undone #1
  Yazar: Katee Robert                                                      Yayınevi:Nemesis Yayınları 
  GR Puanı: 3,79

  İnceleme Linkleri: Goodreads||Amazon
Bazen yaptığın yanlıştan dönmek istemezsin.                                                                                                                                        Elle...  Yanlış erkek mıknatısı Elle...O güne kadar hep yanlış yataklarda uyanmıştı.
Yine bir sabah gözlerini açtığında Evet, dedi. Bir Elle klasiği. Kötü çocuk ve yanlış yatak.
Fakat bu sefer, kapıldığı kötü çocukta farklı olan bir şey vardı. Yine de Elle bu farklılığın ne olduğunu keşfedemiyordu tam olarak. Bir kez daha kötü bir tercih yaptığını düşünüp yoluna devam etse her şey daha kolay olacaktı kesinlikle! Ancak bu sefer yapamıyordu.


Kitabımızı genel olarak çok beğendim. Sadece birkaç noktasına kafa taktım onlarda gerçekten tartmak durumunda kaldığım hususlar. Kitap aşkı çok güzel vermiş. Konu olarak da -çok farklı olmasa bile- güzel bir kitaptı ama 200 sayfa kitabın daha konudan fazla saptığı kanısındayım.Yazar kitabı kısa tutmamış olsaydı işte o zaman tadından yenmezdi.Bir tek bu husus biraz kafama takıldı. Onun dışında çevirisini -ki özellikle de çevirisini- çok beğendim. Çevirmeninin ellerine sağlık. Bir çiklit kitap bu kadar güzel aktarılır...

Gelelim konumuza;


Bazı yanlış yollar bizi doğru sonuçlara götürebilir. Ama sadece bu riski alabilecek cesaretiniz varsa...

Hikâyemiz bi nevi bu şekilde başlıyor. Esas kızımız Elle düşündüğünüzün aksine tam bir iyi kız örneği. Ama hepimizin bazen yaptığı gibi bir deli cesaretine kapılıyor ve kendisini hiç hesaba katmadığı bir durumda buluyor.
Hesaba katmadığı derken çok ciddiyim. Kızımın masum planı bir yıldır yanında çalıştığı patronunu baştan çıkarmak için onun yatağına girmekten ! geçiyor. Şimdi bu kızın nasıl masum olduğunu düşündüğünüzü görür gibiyim ? xD Aslında Elle'yi tanıdıkça buna nasıl cesaret ettiğini ben bile sorgular oldum yahu.Ama aşkın gözü kör dedikleri bu olsa gerek ki kızımızı bu hallere düşürdü. Neyse.
Tabi evdeki hesap çarşıya uymuyor ve Elle sevgili patronu Nathan'ın yerine kendisini onun kardeşi ama -kendisi için yasak erkek kategorisinde gördüğü- Gabe'in yatağında buluveriyor.Neye niyet neye kısmet dedikleri bu olsa gerek. Bu arada kitabımızın orijinal adı: Yanlış Yatak, Doğru Çocuk. Bu da kitabın ilerisi için size fikir verebilir. Zira Gabe gibi bar işleten, dövmeli ve serseri tipli bi çocuk Elle için kesinlikle ama kesinlikle YASAK BÖLGE! Hayatına ikinci kez böyle bir hata sokmamaya kararlı ama Gabe'de en az Elle kadar kararlı ve kızımıza o gece çarpıldı. Bu yüzden de Elle'yi elde etmeye kararlı :D


Aslında kitap çok ama çok güzeldi. Farklı bir konusu yoktu fakat güzeldi. Severek okudum. Sanırım bunda da Gabe'in aşkının byük payı vardır ama yazar kitabı çok kısa tutmuş. Biraz daha uzun olmalıydı. O zaman daha da güzel olurdu.Çünkü kitaba katılan cinsellikle kitabın kurgusu sayfa sayısının azlığından kayıplara giriyor. Bu biraz canımı sıktı.Yoksa Gabe ve Elle'nin aşklarını okumak çok hoşuma gitti. Kısa ama tatlı bir kitap arıyorsanız işte tam sizlik bir çiklit.Zaten çiklit denildiğinde Nemesis'in ön saflarda yer aldığını bilmeyen yoktur. Gülmek ve aşk keşfetmek için kısa ama tatlı bir kitap...


MY RATING:



Yeni Kitaplar ve Mutluluk

2 Şub 2013


Sonunda kitaplarım geldi. Daha doğrusu ben sabırsızlandığım için kargonun kapısına dayandım ve aldım desek daha doğru olur. Bugün kargomun şubeye teslim edildiğini ve ancak pazartesi dağıtıma çıkacağını duyunca ve elime geçer geçmez okumak için hayallerini kurduğum kitaplar olduğundan bekleyemedim ve şubeye gidip kargomu aldım. İyiki de almışım. Şu anda hem sevinçten hem de okumaya başladığım  Cesaretin Var mı ? kitabı sayesinde gülmekten harika bir zaman geçiriyorum. Kitap kesinlikle hatta şiddetle tavsiye edilir. ''Daha başından nasıl karar verdin?'' diyenler olaiblir ama inan kitap o kadar harika ki , başından eğlenmeye başlıyorsunuz.. :))

Kitaptan birkaç alıntı;

''Efendim; bana yelpazemden geriye kalanları verirseniz onu defnedebilirim.''
''Verdiğim hasar için özür dileirm. İzin verin tamir edeyim.''

''Pek tamir edilecek bir durumda değil,'' diye cevap verdi genç kadın.
''Israr ediyorum, bedelini ödeyeyim.''
''Acı ve ıstırabımın mı?'' diyerek güldü. ''Sizi temin ederim ki yelpazenin vefatı benim için bir kurtuluş.Bakın sizce de son derece çirkin değil mi?''
''Zavallı yelpaze, huzur içinde yat.''
*****
Böyle bir sınavı teklif edebilmesi için aklını kaçırmış olması gerekiyordu.Bir kağıt parçasına bakarak evleneceği kişiyi seçecek değildi. Hele ki bağlığı ; '' Aradığını Mükemmel Düşes Olduğuma Dair Nedenler'' olan bir kağıt paçasına...


''O, Aşkı İçin Ölmeye Değil, Ölmemeye Söz Verdi.''
Ve hemen ardından okuamyı dört gözlebeklediğim , çıksın diye sürekli yayıncıya sorularla saldırdığım BEN ÖLENE KADAR var.Revenant Serisinin 2. kitabı Until I Die yani Ben Ölene Kadar ilk kitabıyla geçen sene benim için fantastik serilerde en iyi kitaplarda başı çekti. İkincisinin daha iyi olacağını biliyorum.Elimdeki biter bitmez Vincent'a yeniden kavuşacağım... 

SİPARİŞ SEPETİMDE BEKLEYENLER

19 Oca 2013

                     
Bu ay sepetim epey bir birikti. Alacaklarım birkaçını buradan sizlerle de paylaşmak istedim. Aslında sepetim hâlâ bekliyor. Bilenler vardır ama bilmeyenler için Pegasus Yayınları'ndan bu yıla bir Brenda JOYCE ile gireceğimizi duydum. O yüzden sepetimi bekletiyorum. Malumunuz Brenda Joyce'un çıkacağını bilip de sipariş verilir mi? :)) Neyse.

-------------------------------------------------------------------------------------------

 Gelelim alacaklarıma;


Orjinal Adı: Until I Die
Bağlı Olduğu Seri: Revanants #2
Ülkemizde Yayımlanan Kitabı: Benim İçin Öl (Die For Me)
Yayıncı: Akılçelen Yayınları
Bu ay beni en çok mutlu eden haber Akılçelen Kitaplar'dan geldi. Revanant(Geri Dönenler) Üçlemesi'nin ikinci kitabı olan Ben Ölene Kadar'ın çıkmasını nereden bakarsanız tam bir yıldır bekliyorum.Yayınevi ikinci kitapta gereğinde fazla bir ara verdi. Kitabın çıkmasına çok sevinmiş olmama rağmen kapağının bu kadar beklediğimizi de göz önüne alırsak, orjinal -ya da en azından daha güzel- olmasını dilerdim. Ama şu an için çıktığına bile şükrediyorum.




Orjinal Adı: Mephisto Kiss
Bağlı Olduğu Seri: The Mephisto Covenant #2
Ülkemizde Yayımlanan Kitabı: Mefisto(The Mephisto)
Yayıncı : DEX Yayınları
Bu serinin ilk kitabını geçen sene tam Aralık ayının sonunda okumuştum ve kitabı bitirdiğimde aklımda kalan tek şey;'' DEVAMI olmalı''ydı. Hızlı bir aramayla kitabın daha çıkmamış hatta yazılmamış olduğunu öğrenmem ise tam bir felaket oldu. Bir yıldır çıksın diye dört gözle ve büyük bir heyecanla bekliyorum. Sipariş sepetimin en gözlerinden birisi.



Orjinal Adı:How to Marry a Duke(Bir Dük Nasıl Evlenir)
Bağlı Olduğu Seri: How To Series #1(Nasıl Yapılır Serisi)
Ülkemizde Yayınlanan Kitabı: Serinin ilk kitabı olarak yayınlanacak.
Yayıncı: Koridor Yayınları
Koridor Yayınları birkaç aydır sessizliğe gömülmüşlerdi. ama geçenlerde facebook sayfalarında yakında yeni kitaplarının geleceklerini bildirmişlerdi. Çok şükür 2013 yılının ilk kitaplarını da göörücüye çıkardılar. Açıkcası kitabı çok beğendim. Seriyi Goodreads'te biraz inceledim ve ilk kitaptan sonra ciddi bir düşüş yaşadığını gördüm ama yine de konuları bakımından ilgim çekti.Takip edeceğim.




Orjinal Adı: An Offer From a Gentleman
Bağlı Olduğu Seri: Bridgertons #3
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Bu seriyi yazarın yazım tarzını çok birbirine benzettiğim için yavaş yavaş ve ara vere vere okuyorum.Yoksa kitaplardan tat alamıyorum.  Açıkcası geçen sene tanıştım bu yazarla ve bu serisinden iki kitabını okudum. İlk kitap gerçekten harikaydı. Aslında okuduğum her kitabı harikaydı fakat konular çok benzer geliyor. Sanırım yazarın kalemi böyle. Ben de biraz değişik şeyler seven biri olduğum için zoraki aşkları tercih ederim. Ara ara okunacak kitaplarımdan birisi bu seri. Zaman ve para buldukça alığp okuyorum.


Orjinal Adı: The Naked Duke
Bağlı Olduğu Serı: Naked Nobility #1
Yayıncı: Nemesis Yayınları

Bu kitabı kapağını gördüğümden beri almak istiyorum. Çok nadirdir böyle renklerin gözüme uyumlu geldiği kitaplar. Bazen gerçekten yayıncılar işlerini çok iyi yapıyorlar. Kitabın Goodreads'teki puanları çok da iyi değil hatta serinin adını da kitabın adını da hiç beğenmedim ama bir denemek istiyorum şans vereceğim.
















 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS