Julia QUINN - Bana Sevdiğini Söyle || YORUM

14 Şub 2013



BANA SEVDİĞİNİ SÖYLE || Julia QUINN

Klasik Julia Quinn kalemlerinden birisi daha.. Ben bu yazarı daha çok çerezlik olarak görüyorum. Aralarda okunduğunda farklı bir tat veren kalemiyle okuyucuyu mest ediyor. Ya da en azından beni. Yazarın kalemini beğeniyor olsamda çok da aman aman bir kurgusu olan kitabına henüz denk gelemedim. En azından Yüreğe Söz Geçmiyor ile yarışacak bir kitabını henüz okumak nasip olmadı. O yüzden bu kitabını da klasikleri kategorisinde görüyorum. 
Julia'nın kitaplarındaki karakterler her zaman orta halliler ve öyle aman aman bir güzellikleri , yakışıklılıkları yok.Kadını bu kısımda takdir ediyorum. Gerçekçi göstermek için çıtayı yükseltip tadını kaçırmıyor.Fakat hepsinde de aynı tür olunca bu da biraz sıkıyor beni. Yine de seviyorum bu yazarı.Aralarda çerezlik olarak çok tatmin edici geliyor. Özellikle de okuduğum vasat kitapların üzerine alınca gerçekten tadından yenilmiyor.

Kitaba gelirsek;
Okuduklarım arasında en basit bulduğum Julia Quinn kitabı bu oldu galiba.Bi' kere konu başından çok belli ediyor kendisini, yani açıklamam gerekirse Agatha'nın James ve Elizabeth'i bir araya getirmeye çalıştığı daha ikinci bölümde ortaya çıkıyor. Bu da kitaptaki tüm büyüyü öldürdü. Yine de olayın ilerleyişini ister istemez merak ediyorsunuz. :D Sonlarına kadar çok durgun ama aşk kokan bir halde gittiğini düşünürken, kızımızın Leydi Danbury'nin evindeki partide -neredeyse- tecavüze uğrayacak bir duruma düşmesiyle heyecanı tavan yapan bir hâl alıyor. Ki en sevdiğim kısım orasıyıdı. 

Yani biraz daha gizem ya da daha çekişmeli bir kitap tercih ederdim. James'in bir yerde söylediği gibi Agatha'ya şantaj yapan kişiyi bile araştırmadı. Adam bile farkında. :D Ama birçok yerinde gülmekten kendimi alamadığımı da es geçmemek lazım. Bu yazarı özel kılan şeyde sanırsam kaleminin bu yönü. Çünkü gerçekten ince ince espirileriyle kitabı tam bir çerezlik hâle getiriyor.

Konusu:

Elizabeth ailesinin ölümünden sonra üç küçük kardeşine bakmayı kendisine vazife edinmiş genç , güzel ve alımlı bir bayandır.Fakat ailesi kıtkanat ancak geçinmektedir ve Elizabeth onlara bakabilmek için bir leydinin refakatçiliğini yapar... Konumuzun esas erkek kahramanı James ise yıllar önce kendisini yanına alıp büyüten Agatha Teyzesi'ni canı gibi sevmesinin yanı sıra kendisini ona borçlu hissetmektedir. Ve birgün teyzesi kendisinden bir yardım talep edince eğlence başlar...
Leydi Danbury'nin çiftimizi bir araya getirmeyi planladığını daha ilk andan anlamanın dışında çiftimizin ilk karşılaşmalarında arkadaşlıklarına kadar rutin ama aşk kokan bir anlatım mevcut kitapta. Özellikle Elizabeth'in ailesinin durumunu düşünerek zengin bir koca avına başlaması ve buna  da ön ayak olan Leydi Danbury'nin ''MARKİ İLE NASIL EVLENİLİR?'' adlı kitabından yardım alması ise tam bir eğlence. Kitaptaki maddeleri okudukça gülme krizlerine girdim. Daha önce de belirttiğim gibi bu yazarın espirileri kitaplarını özel kılıyor.Herneyse..

Elizabeth bu MARKİ İLE NASIL EVLENİLİR? kitabını eline aldıktan sonrası tam bir kahkaha tufanı kızımız karakter sahibi birisi ve o kitapta verilen saçma sapan emirleri yapmayı reddediyor ama bir yandan da buna mecbur. Bir Marki olmasa bile zengin birisiyle evlenmek zorunda. :D             James'e gelince teyzesine şantaj yapan kişiyi ararken ilk şüpheli olarak Elizabeth , yani Bayan Hotckiss'i seçiyor ve onu baştan çıkarmaya karar veriyor. Gerçi kendi kazdığı kuyuya kendisi düşüyor demek daha doğru olur. Çünkü o kendi planını kurarken Elizabeth'te elindeki MARKİ İLE NASIL EVLENİLİR?'i James'in üzerinde denemeye karar veriyor.

Sonlarına kadar sakin gitsede güzel bir kitaptı fakat daha güzellerini okuduğum için çok da etkilendim dersem yalan olur. Yine de çerezlik , deneyebilirsiniz. Ve şuda bir gerçek ki , kitap çok beğenilmiş. Farklı bakış açılarını da göz önüne almak lazım. :D



MY RATING:
                                                                             3,5


12 Şub 2013

Ve Doğan Kitap'tan Beklenen Seri: CROSSFIRE !

11 Şub 2013


Bared to You yani Tükçe adıyla Sana Soyundum 20 Şubat'ta Türkçe edisyonuyla biz kitap severlerle buluşuyor...

Yurtdışında E.L James'in Fifty Shades of Grey serisine rakip gösterilen ve özellikle de ikinci kitabı Reftlected In You ile satışları tavan yapan Crossfire Üçlemesi sonunda Doğan Kitap markasıyla ülkemizde görücüye çıktı.Serinin Goodreads'teki okurlarından aldığı paunlar ve yorumlarla çok tutulacak bir seri olduğu belli oluyor.

Fifty Shades of Grey(Grinin Elli Tonu) serisine oranla daha cezbedici ve etkileyici bir konusu olan kitabın bir kısmına orjinalinden göz atmıştım. Gideon Cross'a aşık olacaksınız.. :)

Seriyle ilgili her türlü detaylı bilgiye ; Crossfire Trilogy TR Facebook sayfasından erişebilirsiniz. Kitaplardan çeşitli alıntılar, kitap yorumları ve daha fazlası...

Thea'nın Suçu Ne? || HARLEQUIN - YORUM

10 Şub 2013


Thea'nın Suçu Ne? || HARLEQUIN - YORUM

Harlequin Yayınları'nda okuduğum daha doğrusu okumak için kendimi zorladığım ama anlamsız cümlelerinden ve karakter isimlerin karıştırılarak çevirilmesinden dolayı okuyabildiğim kadar ki hâliyle tam bir umutsuz vaka olan bu kitapla zaman geçirmek zorunda kaldım.
Birçok çevirisi kötü kitap okumuştum ama bunun çevirisine kötü bile diyemiyorum.Çünkü o kadar dahi çeviri yoktu kitapta.

Örnek olarak verebileceğim birçok cümle var ama ben size en çok güldüklerimi paylaşacağım;

Richard bazı konularda hiç değişmemişti. Sadece Leydi Arnsworth'dan azar işitmemek için yerlerin kirlenmesini önlemek üzere yere serdiği gazeteler, tam olarak Richard değildi.

"Evet oydu. Richard Blakehurts... Yani Leydi Arnsworth'un yeğeni ve de vaftiz annesi."

"Saçlarının gri renginin yas tutmaktan olmayacağını biliyordu. Demek ki Thea'nın gözleri her zaman bu renkteydi."


"Beni bir haksızlığın insanı olarak görmeni istemem."


Birkaç dakika sonra Richard, oymalı tahta bir beşikte zor görünen yeğenini baktı. "Ayol ne ufak şey bu böyle...."

Thea, Richard ondan sekiz yaş büyük olduğuna göre, otuz iki yaşında olmalıydı. - KIZ 24 YAŞINDA AMA-

Ve daha sayısız anlamdan yoksun cümle. Özellikle de A kişisini betimleyip  B kişisiyle bitirilen... Kendi kendine reverans yapan insanlar olan cümleler :D


Kısacası kitabı hiç ama hiç beğenmedim. Bu kadar iğrenç bir çeviriden ötürü kitap için ''sıkıcı'' gibi bi' tabir kullanamıyorum ama konusu da öyle ahım şahım değildi. Okumasam da olurmuş bunu anladım..En azından yazar işleyişini daha çekici yapsaydı kesinlikle farklı bi' kulvarda incelerdim kitabı. Fakat şu haliyle denemeyin derim...

Konusu:

(Doro)Thea 16 yaşında ailevi zorunluluklarla nişanlandırılmıştır ama nişanlısı bir kaza kurşunuyla ölünce kızımız inzivaya çekilmiş ve Londra'dan uzakta 8 yıl boyunca halası ile yaşamıştır.


Sekiz yıl sonra babası Thea'dan evine dönmesini ister ve onu kendisine kalan mirası alabilmesi için evlenmeye zorlar. Thea içinse evlilik çok uzak birşeydir.Fakat babasının isteği üzerine Londra sosyetesine girer. Ama sosyete 8 sene önce olanları unutmamıştır. Nigel kendi mi ölmüştür yoksa Thea'nın bu ölümle bir alakası mı vardır? Dedikodular yolunu almayabaşlayınca , Thea için yeni bir korku baş gösterir...

Kendisine şaperonluk yapmasını rica ettikleri eski dostları Leydi Arnsworth'un evine yerleştikten sonra ise Thea'nın tüm hayatı değişiverir. Çünkü Leydi Arnsworth'un vaftiz oğlu Richard'da oradadır ve Thea ile çocukluk arkadaşıdırlar. Thea sırlarını sekiz yıl boyunca herkesten saklayabilmiştir ama Richard Thea'nın için görmeye başlayınca bütün sırlar ortaya dökülür. Şimdi Richard Thea'nın suçsuz olduğunu ispat  etmeye ve onu sosyeteden korumaya karar vermiştir.




MY RAITING:


Ballerina'dan Güzel Bir Çekiliş


İzleyicisi olduğum bi' blogger arkadaşın yaptığı çekiliş.



Çekiliş Linki İçin; BALLERİNA HEDİYE




You Can't Disappear From Me || MANGA İnceleme

8 Şub 2013





You Can't Disappear From Me || İNCELEME

Orjinal Adı: Boku kara Kimi ga Kienai
İngilizce Adı: You Can't Disappear From Me
Türkçe Adı: Benden Kaçamazsın
Türü: Manga
Cilt Sayısı: 4
Bölüm Sayısı: 23
Durumu: Tamamlanmış
Kategori: Drama, Romance, School, Shoujo
Mangaa-ka: Aikawa, Saki
Çeviri Durumu: Mevcut Değil.

Manga'nın Konusu İçin; KONUSU

Yorum ve Eleştiri

4 Ciltlik bu romantik manga benim için güzel bir çerez oldu diyerek başlamak istiyorum incelememe.

Okurken çok keyif aldım. Fakat sonuyla ilgili görüşüm SIFIR (!) İki gün aralıksız okumamın sonucu öyle bir son olmamalıydı. Bazen manga-ka'lar neden böyle olur olmaz yerde kesiyorlar bu mangaları hiç anlamıyorum. Yine de tavsiye ederim, keyifli bir çerezlikti.

Gelelim incelemeye;

DİKKAT ŞİDDETLİ SPOILER İÇERİR (!)

Yukarıdaki linkte yayımladığım konuyu incelediyseniz karakterleri göreceksiniz. Konusu hakkında da az çok fikriniz olacaktır...

Haruna Kousuke abisinin gölgesinde hep ezilmiş bir çocuktur. Abisi Kakeru, onun değişiyle Aniki çok başarılı ve popüler bir çocuk olmasının yanı sıra Kousuke'lerin okulda da öğretmendir. Okçuluk sporuyla ilgilenen Kousuke yıllar önce abisiyle bir rekabet başlatmıştır ve kendisini onun gölgesinde kalmaktan kurtarmak için uğraşır.

Küçükken abisiyle okçuluk turnuvasında yarışa girer ve tüm kuvvetiyle onu geçmeye çalışır ama ikinci olur. İkinci olmasının yanı sıra hem gururu kırılır hem de kendisini çok zorladığı için elleri yaralanır. O sıralarda okçuluk klübünde olan bir kız kendisine yardım etmeye gelir ve ; ''Sen elinden geleni yaptın. Sakın okçuluğu bırakma.'' der. Bu cümle Kousuke için çok büyük anlam içerir, çünkü kendisine yeniden inanacak bir güç bulur. O andan sonra da bu kızı izlemeye başlar...

Kanzaki Hotaru , iki sene önce trende bir kazadan kıl payı kurtulur. Daha doğrusu kurtarılır. Bir genç adam kendisini ölümden son anda kurtarır ve Hotaru'nun gönlünün prensi olur. Hotaru kendisini kurtaran prensinin adının Haruna Kakeru olduğunu öğrenir ve öğretmen olan Haruna-Sensei ile tanışıp kendisini hatırlatmayı kafaya koyar. İki sene sonra birinci sınıf olduğunda Haruna-Sensei'nin karşısına çıkar ve şans bu ki sensei Hotaru'yu hatırlar ama ona da diğer öğrencilerinden farklı davranmaz.
Hotaru ile aynı sınıfta olan Kousuke ise abisine hayran bir kız daha görmeye dayanamaz ve Hotaru'yu ondan uzak tutmaya çalışır. Ama bu süreçte kendisini ona kapılırken bulur..


Kanzaki Hotaru , lise birinci sınıf olmuştur ve iki senedir hayalini kurduğu kurtarıcısını görmeyi çok ister ama bir anda karşısında beliren ve ''Benim Aniki'mden mi hoşlanıyorsun?'' diye soran bir çocuk yüzünden tüm planları boşa gider.Dahası bu çocukla aynı sınıftadır ve ona katlanmak zorunda kalır..

Şimdi gelelim detaylı bir anlatıma;

Buraya kadar manganın konusu gayet normal gelse bile aslında işler düşündüğünüzden de karışık bir durumda.Yıllar önce kendisine yardım eden o kızı her an takip eden Kousuke kızımız bunu hatırlamasada inatla onu korur. Kızımızda tahmin ettiğiniz gibi Hotaru'dur ama kendisi bunu hatırlamaz.Diğer bir ilginç olansa manganın başında Hotaru'yu trende kurtaran kişinin Haruna-Sensei olduğunu gööstermelerine rağmen onu asıl kurtaran kişi Kousuke'dir.Aslında kızın direkt Haruna-Sensei olarak düşünmesi çok saçma.Çünkü Kousuke onu kurtardıktan sonra üzerine ceketini bırakmış ve ceketin üzerinde HARUNA yazıyormuş. Yani kardeşlerden herhangi birisi pekâlâ olabilir.Herneyse..
Kousuke bu itirafını Yakako'ya yapıyor.Yakako ''Neden söylemiyorsun?'' diye sorduğunda ona ''Onun bana minnet duyup yaklaşmasını istemediğim için.'' diye karşılık verir. Ve bu kısımalar çok içtendir.Açıkçası bu kadar samimi olması beni çok etkiledi.Neyse.
Hızlıca Yakako'ya da değinelim. Kendisi Hotaru'nun en yakın arkadaşı ve bir beden dersi sırasında Hotaru'yla bir çitin önünde otururlarken çit üstlerine yıkılır. Kousuke hemen Hotaru'nun yanında biter ama o, kendisinin iyi olduğunu ve Yakako'ya bakmasını ister. Yakako'da Kousuke'nin bu yardımından sonra ona aşık olur. Hatta bu aşkı kendisini öyle bir duruma getirir ki, Hotaru'yu devredışı bırakmak için o ve Kousuke'nin arasını açar.Tabi bunların arasını açmak için sadece Yakako'ya gerek yok. Abisi Aniki'de bunu yeterince yapar. Yakako'nun bir numarası ile Kousuke ve Hotaru'nun ilk buluşmaları tam bir felakete döner. Biri başka yerde diğeri başka yerde bekler dahası Yakako Kousuke'nin yanıan gider ve ona ''Hotaru gelmedi, işi çıkmış. Beni gönderdi.'' der. Bu sırada Hotaru ise yağmur altında sırılsıklam Kousuke'yi bekler. Gecikmiş olmasına rağmen inatla bekler. Tam o sırada oradan geçen Haruna-Sensei onu bayıldığı sırada tutar ve evine götür.Bu bölümün sonunda ise kızımız sucuk gibi olduğundan Haruna'nın kıyafetleri giymiştir.Kousuke ise akşam neden gelmedi diye sormaya evine geldiğinde onu abisinin kıyafetleriyle arabadan inerken görünce ilk sorduğu soru; ''Neden onun kıyafetlerini giyiyorsun?'' olur.Sonrası koca bir ayrılık..Yakako'nun yaptıkları bunla kalmaz tabiki. :D
Ama bir kamp sırasında Kousuke bunun için yaralanır ve ona birşey olduğunu sanıp peşinden koşan Hotaru'yu görünce aşklarını anlar. ''Şimdi senin duygularını çok iyi anlıyorum. Onu Hâlâ seviyorum. Bu savştan vazgeçmeyeceğim.'' der ama ondan sonra herşeyi akışına bırakır.

Sonuna kadar bir küs bir barış devam eden manganın sonlarına doğru Kousuke ve Hotaru herşeye inat aşklarını yaşarlar ama Hotaru'nun babasının başka bir şehre tayini çıkar ve bunu Kousuke'ye nasıl söyleyeceğini düşünürken, onun etrafında olan kızları görür. Kızlar ona hayran olduğu için kendisini Kousuke'den uzaklaşırsa onu unutacağı gibi garip düşünceler içinde bulur ve bunu Kousuke'e ağzından kaçırır. Ama Kousuke ; ''Kıskançlığını sevsemde bana daha çok güven.'' diyerek ona olan aşkını göserir.Sonunu saçma bulma sebebim ise bu cümlenin hemen ardına ''Hadi kendimize daha çok anı yaratalım,'' gibisinden saçma bir cümle ile mangayı bitirmeleri..

İşte bu mangada böyle bir konuya sahipti. Keyifli okumalar. :D




Mangadan beğendiğim birkaç kare ;


Merdivende çöp atma kavgası ederlerken kavganın sonunda Hotaru kendisini Kousuke'nin kucağına düşmüş buluverir.



Üsteki sahneden sonra Hotaru arkasına bakmadan kaçar ama Kousuke onu yakalar ve kızımız ona: ''İlk öpücüğümü bir kazayla aldım.'' der bunun üzerine de Kousuke Hotaru'yu gerçekten öper ve ''Senin ilk öpücüğün bir kaza değildi.'' der.









Hotaru'nun doğum gününde sözleştikleri yere gitmektense eski sevgilisinin oyununa gelir ve onu -sözde tehlikeden- krutarmaya gider. Sonuç olarak Hotaru o kadar çok bekler ve gelmeyince ona olan güveni sarsılır. Sonrasında da Kousuke'yle konuşmaz ona: ''Sen bir yalancısın '' der.Kousuke ise okulda Hotaru'ya bir not bırakır ve onu beklemeye başlar.







Yeni Bir Yayınevi ve İLK kitapları: Sokak Kedisi BOB

 Henüz haklarında detaylı bir bilgiye sahip olmadığımız Yabancu Yayınları yanda gördüğünüz logo altında ilk kitapları olan Sokak Kedisi Bob'u çıkardılar. Kitap 14.02.13 tarihinde ön siparişte olacak, Sevgililer Gününde harika bir dostluk hikayesi ile kendilerini tanıyacağız. Umarım, hem onlar için hem de bizim için hayırlı olur.Başarılar diliyorum.

Yayınevi Facebook Sayfası İçin: TIKLAYINIZ

VEEE, İŞTE İLK KİTAPLARI ;



Sokak Kedisi Bob

Yazar: James Bowen
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Fiyatı : 15,00 TL
Çevirmen : Işıl Karahanoğlu Zaimoğlu
Hazırlayan : Seda Ersavcı
Şubat 2013
Sayfa Sayısı: 224 sayfa,

Tam 22 dile çevrilen gerçek bir öykü.

Bu kitapta okuyacaklarınız hayal ürünü değil.


Sokaklarda yaşayan James Bowen yaralı bir sarman bulduğunda hayatının ne denli değişeceğini bilmiyordu.
Kıt kanaat geçiniyordu ve son ihtiyacı olan şey bir kediydi.
Oysa tanıştıktan sonra ayrılmaz bir ikili oldular ve birbirlerinin yaralarını sardılar.
Sokak Kedisi Bob herkesin yüreğine işleyecek, umut dolu ve sıcacık, gerçek bir hikâye…

“Yaralı bir sarmanın sokaklarda yaşayan bir adamın hayatını nasıl değiştirdiğine dair sıcak ve etkileyici bir hikâye…

Yayımlandığı andan itibaren çok satanlar listesine giren bu kitap hayat dolu bir dostluk hikâyesi olmasının yanı sıra sokaklardaki hayatın ne denli adaletsiz olduğunu da gözler önüne seriyor.” —The Guardia

“Yürekleri ısıtan bir umut mesajı…” —Daily Mail

“James ve Bob’un ilk imza gününde hayranları metrelerce kuyruk oluşturdu. Uslu kedi Bob, sadece iki saatte tam 180 kitap imzaladı.” —Bookseller

BEN ÖLENE KADAR || Amy PLUM - YORUM



BEN ÖLENE KADAR || Amy PLUM 

Kimseye bu kitabı yalan yere övmeyeceğim. Seriyi çok seviyorum ama bu yazarın kitabı vasat bir şekilde yazdığı gerçeğini değiştirmiyor.Açıkçacı çok şaşkınım, o kadar bekledikten sonra daha dolu dolu bir kitap okumayı isterdim. Kitap çok mu kötü ? Hayır. Okunabilir.Ama ''Soluksuz okudum, ayraç bile kullanmadım,'' gibisinden bir tepki vermemi de beklemeyin.

Yine de bunun çeşitli sebepleri var ve bu sebepleri göz önüne alınca kitaba 3,5 arası bir puan vermeye karar verdim. Öncelikle ilk kitabı okuyalı nerden bakarsanız bir seneyi aşkın oldu ve doğal olarak onun etkisinde kalmanın dahası devamından çooook büyük beklentiler edinmenin  ilk sırada yer edindiğini söyleyebilirim.Bunun yanı sıra ilk kitapta daha çok konu odaklı olduğu için tempo yüksek bir haldeydi ama bunda sırlar açığa çıktığından daha çok Vincent ve Kate'e odaklı bir kitap vardı.Ve beni en çok sıkan olaysa ; Kate'in ön planda olması Vincent'ın ise resmen kayıplara karışması. Hatta kitapta geri dönenler ailesine katılan Violette'in Vincent'dan daha çok yer aldığını bile söyleyebilirim.

Yazarın bu kitapta olaylara yaklaşımı geçmiş , mitoloji ve araştırma üzerine olmuş bu da beni epey bir sıktı.Vincent ayrı bir araştırma ve gizem içerisinde, Kate , ayrı bir araştırma ve gizem içerisinde, yazarın ikisini birden böylesine bir konuma sokarken ne düşündü bilmiyorum ama ben sıkıldım o kesin.Çünkü ikisi de birbirinden gizli birşeyler yapacaklarına -en azından- Kate'in Vincent'ın neler karıştırdığını öğrenmek için harekete geçmesini felan bekledim. Ama nerde..Sonra birde büyükbaba faktörümüz var. ADam kendisini Geri Dönenler'i araştırmaya adamış ama Vincent'ın ne olduğunu anlamıyor. Yani bu kısım saçma ya , en azından bu kadar araştırma içerisinde olan bir insan ilk bakışta olmasa bile  bir şekilde anlamalıydı.Ya da ben çok taktım bu kısımlara...

Sonuna gelecek olursak , normalde yazarların böyle olur olmaz yerde kitapları kesip sonlandırmalarına çok sinir olur ve ağzıma geleni söylerim ama bu kitap için yazarın yazdığı en iyi kısım olduğunu düşünüyorum.Neden derseniz? Okurken o kadar gereksiz bir şekilde ilerledi ki, aklıma sürekli ''bu kitapta son kitap için bir geçiş olmalı, nasıl sonlandırmayı planlıyor?'' gibisinden düşünceler vardı. En nihayetinde seri 3 kitaptan oluşuyor ve ikinici kitapta bir bomba olmasaydı son kitabın uyduruk bir şekilde hızlandırılacağını düşünecektim.Fakat yazar buna meyil vermedi.Neyse kitapla ilgili düşüncelerim bunlar , okunamaz değil ama beklediğim gibi de değildi.

******


Konusu:
Kate ve Vincent Lucien'ın ölümünden sonra numaların sessizliğe gömülmesiyle, aşklarını yaşamaya ve bir yandan da olası bir saldırıya karşılık Kate'in savaş eğitimi almasına karar verirler.Charles geri gönenlere ihanet edip Lucien'ın tuzağına düşmelerini sağladığı için biraz uzaklaşmasına karar veren JB hem onu hem de Charlotte'i gönderir ve onların yokluğunda geri dönenlere destek olması için Violette ile Arthur'u evlerine davet eder.Çok yaşlı olan bu iki geri dönen yeni ailelerine ve Fransa'daki numaları yakalamalarına yardım etmeye hazılardır..
Bu arada da Vincent , Kate'e verdiği sözü tutmak için elinden geleni yapar ve ölmemeye hatta bunu engelleyecek bir yol bulmak için araştırmalara başlar.Bu araştırmalar onu Kate'ten uzak tutsada kararklılıkla araştırmalarını sürdürür. Ama araştırmalarını ve deneylerinin kendisinde olumsuz etkileri olur , bunu fark eden Kate ise Vincent'a yardım etmek adına kendisi de bazı araştırmalara başlar. Fakat bu araştırmaların onları götürdüğü yerler çok tehlikeli olacaktır..


                                                                    MY RATING:


You Can't Disappear From Me || Manga Tanıtım

7 Şub 2013


Orjinal Adı: Boku kara Kimi ga Kienai
İngilizce Adı: You Can't Disappear From Me
Türkçe Adı: Benden Kaçamazsın
Türü: Manga
Cilt Sayısı: 4
Bölüm Sayısı: 23
Durumu: Tamamlanmış
Kategori: Drama, Romance, School, Shoujo
Mangaa-ka: Aikawa, Saki
Çeviri Durumu: Mevcut Değil.



KONUSU:




Esas olarak bu dört gencimizin etrafından cereyan eden olaylarla dolu romantik bir manga. İsimlerden de fark edeceğiniz üzere erkekler kardeş Kakeru , Kousuke'nin abisi ve bir öğretmen dahası ise çok popüler ve başarılı birisi. Kousuke ise kendi halinde bir okçuluk sporu öğrencisidir.

Kanzaki Hotaru iki sene önce Haruna Kakeru tarafından bir yardım görür ve ona hayran olur. O günden sonra da bu hayranlığı bir tür takıntı gibi devam eder. Sürekli Haruna-Sensei'nin peşinde gezmekte ve kendisini hatırlayıp hatırlamadığını öğrenmek istemektedir. Bu sıralarda ise Kousuke yine abisine kapılan kızlardan birisi olarak Hotaru ile karşılaşır. Hotaru Kousuke'ye başlarda pek kibar davranmaz ve onun Haruna-Sensei'nin kardeşi olduğunu öğrenmesi de buna tuz biber eker. 

Gelgelelim, çiftimizin geçmişe dayalı bir anıları vardır ve Hotaru bunu hatırlamasa bile Kousuke ona duyduğu sempatiden vazgeçmez.Hotaru Haruna-Sensei'ye aşıkken , Kousuke her zaman abisinin gölgesinde kalmış biri olarak bu aşkı aşabilir mi? Hotaru gerçekten kimi sevdiğini anlaaybilecek mi?

Peki Yukako kim ? O kime aşık ? Ve aşkı için neler yapacak ?




DETAYLI İNCELEME PEK YAKINDA :)))

Çeşitli Alıntılar

6 Şub 2013


Bazı kitaplar için fanlar tarafından seçilen alıntılar. Kendi alıntılarımı da ara ara paylaşacağım. :))
Bu şekilde alıntı paylaşmayı çok severim , elmden geldiğince de kendim hazırlayım paylaşacağım. Keyifli okumalar. :)))


''Aniden bu bakışlar mantıklı geldi. Benim niyetlerimin bir önemi yoktu.Bunu istemediğimi bilmiyorlardı. Onların gözünde, ben bir tehtittim. Ve benim yok olmamı istediklerini görebiliyordum.''
-The SELECTION

BENİ SEÇ ismiyle 14 Şubat'tan itibaren DEX etiketi altında tüm kitapçılardan tedarik edebilirsiniz.





''Bugün, aşık oldum.'' -Miranda Cheever

-Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü - Epsilon Yayınları
''Çünkü ben Sebastian'ım, Lord St.Vincent.
Bakir değilim.
Bunu herkes bilir.''

- Sevgim Sana Ait / Lisa Kleypas'ın Wallflowers serisinden 3.kitap.







''Onunlayken, sadece yaşadığımı hissediyorum, ölümsüz olduğumu değil.''
-TANRIÇA 







''Benimle kal.''
''Evlendik,'' diye fısıldadım. ''Tabii ki kalacağım.''
''Benden ayrılmaya karar verebilirdin.''
''Ayrılmayacağım.''
''Söz ver, bana.''
''Söz veriyorum. Söz.''

- Jennifer Ashley / The Madness of Lord Ian Mackenzie







'''Hepimiz kırık bir kalbi haysiyetimizin altlarına gömmeyi öğreniriz.''
-Simply Unforgettable / Mary Balogh

 



**********************************************************************************


Bu kısımdan itibaren benim alıntı tasarımlarım;

''Onu bulacağım.''
''Ne zaman?'' diye sordu Rouge.
''Onu benim yapacağım,'' kararlı , sert bir sesle cevapladı savaşçı. ''Benim olacak. Yemin ederim.''

Gentle Warrior - Julie Garwood



Başını çevirdi ve ağzıyla onun ağzını yakaladı, onu umutsuzca öpüyordu.
''Beni anladığını söyle bana,'' diye talep etti, dudakları onunkilerin altında hareket ediyordu. ''Senin de bunu hissettiğini söyle.''
''Seni hissediyorum,'' diye soludu, iyi bir bordo şarabında olduğu gibi onun çabalarıyla sarhoş olarak.
''Sen benim herşeyimsin.''









''Kalp her zaman akıldan üstündür. Kalp, kendi başına pervasız , intahara meyilli ve mazoşist olmasına rağmen , daima yol alır.''

― J.A. Redmerski, The Edge of Never

Yakında Ephesus Yayınları'nda...












Kargo Durmak Bilmiyo'

5 Şub 2013



Harika! Harika ! Harika! Kargolardan bugün harika gönderiler teslim aldım.İlk önce DEX'in Facebook sayfasında yapmış olduğu bir yarışmada 2012 yılının sonlarına bombasını vuran Obsidiyen'in hem posterini hem de kartpostalını kazanmıştım o elime ulaştı. Ama sadece onunla kalmadı ve bir saat kadar sonra da Harlequin Yayınları'nın 14 Şubat'a özel internet sitelerinden alışveriş yapan ilk 100 kişiye verecekleri küçük süpriz hediyeye bende nail olmuşum. Kargoyu bir açtım ki, Harlequin'in özel baskılı bir çift kupası ve 14 Şubat'ın anlam ve önemine yaraşır harika bir paket çikolat (!)


İnsan kıyıp da yiyemiyor bu çikolataları. Ama Harlequin kitaplarımı okumaya başlarken bana eşlik etmelerini sağlyacağım. Zira sakalyıp da harcanamayacak kadar da güzeller. :)))

Harlequin Kitaplarım Geldi. :))

4 Şub 2013

 
Sabah ofisime bir girdim ve ne göreyim; kargom gelmiş. :D Açıkçası bugün gelir felan diye beklerken cumartesiden ofiste olacağını bilseydim erken çıkmaz beklerdim.Harlequin'in yeni kurduğu kendi satış sitelerinden daha ilk alışverişim ama hızlı oldukları bir gerçek.

Ama beni en çok sevindiren şey ayraçlar (!) Harlequin kitaplarının ayraçlarını bulmak pek kolay olmuyor. Kitaplarla beraber ayraçları da görünce çok sevdim.Hiç oılmamasındansa birkaç tane de olsa Harlequin ayracım olması çok hoş bir duygu.Neyse.Elimdeki kitaplarla ara ara bunlarıda okuyacağım.Çerezlik niyetine iyi giderler.Özellikle de Yalnız Adam'ı okumak için sabırsızlanıyorum.O seriden bir bunu alamamıştım, çok da içimde kalmıştı.Şimdi tedarik ettim.En kısa zamanda da okuyacağım.

Nora Roberts'ın bir diğer hikâyesi olan Mcgregor'ların atasının oluştuğu Alacakranlık'ta oldukça ilgimi çekmekte sırayla okudukça buradan yorumlarımı paylaşırım.


Kitapların konuları;


  THEA'NIN SUÇU NE - ELIZABETH ROLLS

Thea, henüz on altı yaşındayken, babasının zoruyla Nigel Lallerton ile evliliğe doğru yol alırken, nişanlısına, kendisiyle kesinlikle evlenmeyeceğini söylemesinin ardından, genç adam, ölü bulunur. Kurşun kendi silahından çıkmıştır.
Bu olayı izleyen sekiz yıl boyunca Thea, ufak bir kasabada, Maria halasının yanında tam bir inziva hayatı yaşar.
Sonrasında, acımasız babasının zoruyla, Londra sosyete hayatına yeniden girmesi, bir anda söylentilere neden olur. Nigel ölmüş müdür, öldürülmüş müdür? Nigel öldürüldüyse bunu kim yapmıştır? Thea'nın inzivaya çekilmesinin ve bir daha hiçbir zaman evlenmeme kararının nedeni, ölen nişanlısı Nigel'e olan aşkı mıdır, yoksa bunun arkasında başka bir bit yeniği mi vardır?
Bütün bunların Londra sosyetesinde en acımasız şekilde tartışılması, bu işlerde 'Thea'nın Suçu Nedir?' sorusunu gündeme getirir.

Thea'nın yıllar sonra çocukluk arkadaşı Richard ile karşılaşması ve eli onun eline değdiği anda dünyasının değişmesi, onun yaşamında çok önemli bir dönüm noktası oluşturur. Ve Richard'ın da manevi desteğiyle bütün gerçekler ortaya çıkar.



YALNIZ ADAM - NORA ROBERTS

En çok sevdikleri kişileri kaybetmenin travmasını bir şekilde atlatmış ama hâlâ acı çeken bir erkek ve bir kadın…
Karikatürist Grant Campbell, babasının ölümünden sonra şehirde barınamamış, ücra bir sahildeki deniz fenerinde münzevi bir hayat yaşıyordu.
Ünlü ressam Gennie-Genviève Grandeau ise kız kardeşini kaybettikten sonra kalabalıklar içinde olmasına rağmen kendini yapayalnız hissediyordu.
İki acılı insan, fırtınalı bir gecede karşılaştılar ve içlerinde bambaşka fırtınalar koptu. Şiddetle direnmelerine karşın gittikçe birbirlerine yaklaştılar.
Grant, yalnız bir adamdı ve hâlinden memnundu. Gennie’ye ilk görüşte kapılmış, onun çarpıcı güzelliğiyle sarsılmıştı ama o, yıllar önce terk ettiği pırıltılı bir dünyada yaşıyordu.
Gennie için Grant tam anlamıyla bir muammaydı ve onu çözmek için yanıp tutuşuyordu.
Birbirlerine âşık olmalarına rağmen, acaba korkularını ve sırlarını gömüp, birbirlerine güvenebilecekler miydi? Ortak bir noktada uzlaşabilecekler miydi? Grant ya geçmişin etkisinden kurtulacaktı ya da gelecekteki mutluluğunu riske atacaktı.






 ALACAKARANLIK – NORA ROBERTS

İskoçya, 1745... Kanlı bir meydan savaşının yanı sıra, başka bir savaş daha yaşanmış ve kazanılmıştı... Bedeli onur, zaferi aşk olan savaştı bu...
Serena MacGregor, bir İskoçyalı olarak, tüm İngilizlerden nefret ediyordu ve son derece geçerli nedenleri vardı. İngiltere’nin, Ashburn Kontu, Brigham Langston da bu nefretten payına düşeni alacaktı.
Brigham, İskoç davasına olan sadakatiyle MacGregor ailesine kendini kanıtlamış ve saygılarını kazanmıştı, ama Serena’nın, ona ve ırkına duyduğu nefretten vazgeçmeye hiç niyeti yoktu.
Güzelliği, tutkuları, inançları, davasına olan adanmışlığıyla Serena’ya âşık olan Brigham, onun bu nefretini yenmek ve onu kazanmak zorundaydı.



TENDEKİ KIVILCIM - MAYA BANKS

“Seni sevmek istemiyorum.”
Pippa Laingley bunu nasıl düşünememişti ki? Cameron Hollingsworth’la geçirdiği ateşli gecenin sonunda hamile kaldığını anlayınca bir yol ayrımına gelmişti.
Bu gizemli adamın, duygularının çevresini kale duvarlarıyla ördüğünü nasıl unutmuştu?
Bunun nedeninin de daha önce sevdiklerini yitirmesi olduğunu yeni öğreniyordu.
Cameron şimdi aynı tehlikeyle yüz yüzeydi. Ya Pippa’yı kendinden uzak tutacak, böylece yeni acılar yaşamayacak; ya da kalbini ona açacak ve her tehlikeyi göze alacaktı.
Her iki halde de acı çekmeye mahkûmdu…


KORSAN ROBIN HOOD - CATHERINE MANN Hillary Wright, her zaman yanlış adamları kendine çeken bir mıknatısı gibiydi. Son sevgilisi de Hillary’nin başının yasalarla derde girmesine neden olmuştu.
Adını temize çıkarmak ve dolandırıcıları yakalatmak için hükümetle yaptığı anlaşmanın içeriğinde, kötü şöhretli Troy Donavan’ın sevgilisi olmakta vardı.
Troy eskiden adı çıkmış bir bilgisayar korsanıyken, şimdi bir trilyoner ve hükümet için çalışan bir ajandı.
Hillary’nin uzak durmak için ant içtiği her şey bu adamda toplanmıştı. Troy’ un sır saklayan doğası da yaralı kadının güvensizliğini körüklüyordu.
Aralarında oluşan ve dizginlenemeyen bu büyük tutkunun karşısında, Hillary’nin mantıklı olmak gibi bir seçeneği yoktu.




Cesaretin Var Mı? - Vicky Dreiling || YORUM

3 Şub 2013



Cesaretin Var Mı? || Vicky Dreiling

Bu kitabı önce konusunu okuduğumda sonra da birkaç alıntısını görünce kesinlikle almam gerektiğine karar verdim.Historical Romance türü kitaplarda artık konular birbirine benzer olmaya başladığı için bu kitabın konusu beni ilk anda cezbetti. Kadın kahramanın bir çöpçatan olması ve bir Dük'ün de ondan yardım alması ilginç geldiği gibi kafamda bir ton değişik konu oluşmasına sebep oldu. Bu yüzden de kitabı siparişlerim gelir gelmez okumaya başladım. Açıkçası çok hoşuma giden akıcı ve değişik bir konusu olan kitaptı. Kitabın kusursuz olduğunu söyleyemem.

Birkaç yerinde çok basit buldum.Misal; sevgili kadın kahramanımız Tessa'nın geçmişinde yaşadığı olay çok bariz belli oluyor. Yani daha çok gizem olmasını tercih ederdim. Sonra erkek karakterimizin de bazı kısımlarda çok gereksiz davranışları vardı. Yazarın öyle gereksiz kısımlar yazması konuyu dağıtmış.
Buna rağmen okurken gerçekten çok keyif aldım. Özellikle de kitaba katılan ince espiriler çok etkileyiciydi. Yazarın tarzını da sevdiğimi söylemem gerekir.Ama en önemlisi Koridor Yayınları'nda çıkan yeni yazarlarda genellikle hem yazarın tarzından hem de çevirilerinden ötürü çok teredütte kalıyorum. Fakat bu kitapta hem çevirisi hem edisyonu hem de konusu bakımdan tek laf edecek unsur bulamadığım gibi, Koridor Yayınları'ndaki en tertipli çevirmenle karşılaştığımında altını çizerim. Her türlü ayrıntı için not düşmeyi esirgemeden özenle bir aktarımda bulunmuş kendileri...

Kıscası kitabı beğendiğimi belirtmek isterim. Ben tavsiye ederim, okunası bir kitap. Okuduğumuz çoğu benzer konuya oranla eğlenceli ve güzel bir kurgusu var. Keyifli okumalar.


******
Tessa geçmişte yaşadığı bir olaydan ötürü kendisini evlilikten men eder ve birbirinden hoşlanan insanlar için çöpçatanlık yapmayı kendisine görev edinir. Bunun için hiç bir gelir talebi olmadığı gibi işini ciddiyetle sahiplenen Tessa'nın birleştirdiği birçok çift birbirine gerçek aşkla bağlanmıştır. Her ne kadar toplum bu mesleğe ve Tessa'ya saygı duymasa da Tessa kendi yaptıklarından gurur duyar.

Shelbourne Dükü Tristan artık Dükalığı için bir vârise sahip olması gerektiğinde ötürü evlenmeye karar verir. Ama kendisi adı çıkmış bir zampara olduğu ve ünvanından ötürü ömrünü geçireceği kızı seçerken çok titiz davranır. Çünkü her ne kadar zampara da olsa ''sadakat''e çok önem verir.Bu yüzden sığ ve salak bir gelin yerine sadık ve akıllı bir eş ister. Ama bu standartlarda ve koca sezonda bir eş bulmak gözüne imkansız görününce çareyi bayan çöpçatana başvurmakta bulur.
Ama istekler ve arzular çakışmaya başlayınca Shelbourne Dükü kendini bir çıkmazda buluverir.


Kitaptan alıntılar;


'Efendim; bana yelpazemden geriye kalanları verirseniz onu defnedebilirim.''
''Verdiğim hasar için özür dileirm. İzin verin tamir edeyim.''
''Pek tamir edilecek bir durumda değil,'' diye cevap verdi genç kadın.
''Israr ediyorum, bedelini ödeyeyim.''
''Acı ve ıstırabımın mı?'' diyerek güldü. ''Sizi temin ederim ki yelpazenin vefatı benim için bir kurtuluş.Bakın sizce de son derece çirkin değil mi?''
''Zavallı yelpaze, huzur içinde yat.'


***********************************************************************

 Kızlar piyano çalarak Dük'e hünerlerini gösterirler. Leydi Elizabeth piyano çalarken , Leydi Hannriet ona eşlik eder ve bağıra bağıra şarkı söyler...
Hawk Tessa'nın yanında bitti. "Bu kız sağğır mı?"
"Onu bilmem ama performanstan sonra belki biz oluruz," dedi dük.
Düşes ve Julianne yanlarına geldi. "Bu zıpırın sesi berbat , " dedi düşes.
"Ağabey, " dedi Julianne. "Onunla evlenirsen, yemin ederim dudaklarını birbirine dikeceğim ki bir daha ağzını açmasın."


MY RATING:
4 YILDIZ



Yeni Kitaplar ve Mutluluk

2 Şub 2013


Sonunda kitaplarım geldi. Daha doğrusu ben sabırsızlandığım için kargonun kapısına dayandım ve aldım desek daha doğru olur. Bugün kargomun şubeye teslim edildiğini ve ancak pazartesi dağıtıma çıkacağını duyunca ve elime geçer geçmez okumak için hayallerini kurduğum kitaplar olduğundan bekleyemedim ve şubeye gidip kargomu aldım. İyiki de almışım. Şu anda hem sevinçten hem de okumaya başladığım  Cesaretin Var mı ? kitabı sayesinde gülmekten harika bir zaman geçiriyorum. Kitap kesinlikle hatta şiddetle tavsiye edilir. ''Daha başından nasıl karar verdin?'' diyenler olaiblir ama inan kitap o kadar harika ki , başından eğlenmeye başlıyorsunuz.. :))

Kitaptan birkaç alıntı;

''Efendim; bana yelpazemden geriye kalanları verirseniz onu defnedebilirim.''
''Verdiğim hasar için özür dileirm. İzin verin tamir edeyim.''

''Pek tamir edilecek bir durumda değil,'' diye cevap verdi genç kadın.
''Israr ediyorum, bedelini ödeyeyim.''
''Acı ve ıstırabımın mı?'' diyerek güldü. ''Sizi temin ederim ki yelpazenin vefatı benim için bir kurtuluş.Bakın sizce de son derece çirkin değil mi?''
''Zavallı yelpaze, huzur içinde yat.''
*****
Böyle bir sınavı teklif edebilmesi için aklını kaçırmış olması gerekiyordu.Bir kağıt parçasına bakarak evleneceği kişiyi seçecek değildi. Hele ki bağlığı ; '' Aradığını Mükemmel Düşes Olduğuma Dair Nedenler'' olan bir kağıt paçasına...


''O, Aşkı İçin Ölmeye Değil, Ölmemeye Söz Verdi.''
Ve hemen ardından okuamyı dört gözlebeklediğim , çıksın diye sürekli yayıncıya sorularla saldırdığım BEN ÖLENE KADAR var.Revenant Serisinin 2. kitabı Until I Die yani Ben Ölene Kadar ilk kitabıyla geçen sene benim için fantastik serilerde en iyi kitaplarda başı çekti. İkincisinin daha iyi olacağını biliyorum.Elimdeki biter bitmez Vincent'a yeniden kavuşacağım... 

GÖLGE VE KEMİK- || İNCELEME

1 Şub 2013


GÖLGE VE KEMİK- || İNCELEME

Kitapla iligli yorumuma ; GÖLGE VE KEMİK || Leigh BARDUGO - YORUM'dan ulaşabilirisniz.

Martı Yayınlarında 2013 Ocak Ayı'nda yayımlanan Gölge ve Kemik , yayıncı tarafında inceleme ve yorumlama açısında tarafıma gönderilmiştir.Öncelikle kendilerine buradan teşekkürlerimi sunuyorum. Daha sonra ise The Grisha Serisi'ne ve içerisinde yer alan terimlere değinerek Gölge ve Kemik'ten biraz bahsetmek istiyorum. Umarım sizlere faydalı olur...

Gölge ve Kemik , The Grisha Serisi adındaki 3 kitaplık serinin ilk kitabıdır. Kitap türü bakımından fantastik olarak görülsede içerisinde bir miktar gizem ve macera da barındırmaktadır.

Serinin sıralaması ise;
  1. Shadow and Bone (Gölge ve Kemik -2013 Martı Yayınları)
  2. Siege and Storm (Kuşatma ve Fırtına - Hanüz yayımlanmadı)
  3. Ruin and Rising (Yıkılış ve Yükseliş - Henüz yayımlanmadı)


 The Grisha Series Goodreads'te oldukça güçlü puanlara sahip bi' seri ve ilk kitabıyla birçok okurun ilgisini çekmeyi başardı.Umarım kısa zaman sonra ikinci kitabını da görebiliriz.
Gelelim kitabımızın hem karakterlerini hem de konusunu anlatan içeriklere... Kitabı okurken içerisinde yer alan terimler, mekanlar ve isimler beni çok zorlamıştı.Aynı sorunla karşılaşabilecek başka arkadaşlar için kısa bir özet vermek istedim..

GRISHA : Hem kitabımızın karakterlerini hem de serinin ismini oluşturan bu Grisha'lar Ravka'nın İkinci Ordu'suna mensup özel yeteneklere sahip kişilerden oluşmaktadırlar. Özel yeteneklerine göre de kendi içlerinde sınıflara ayrılırlar. 


Grisha Sınıfları : Corporalki , Etherealki  ve Materialki adı verilen üç sınıftan meydana gelmektedir.Bu sınıfların her biri kendine özel yeteneklerine göre Grisha'lardan oluşuyordur.Aynı şekilde hangi sınıfa mensupsan o sınıfın kendine özgü giydiği Kefta adındaki bir kıyafeti de giymek zorundasınızdır.Bu hem sizin gücünüzü hem de sınıfınızı belirtmek adına yapılır.

Gelelim Grisha sınıflarına ve temsil ettikleri güçlere;

CORPORALKI;  Diğer bir ismiyle Canlılar ve Ölüler sınıfıdır. Bu sınıfa mensup Grisha'lar iyileştirme ve öldürme güçlerine sahiplerdir.

 ETHEREALKI: Yani Elçiler Sınıfı. Bu sınıf diğer sınıflardan daha güçlü Grisha'lardan oluşmaktadır. Bu sınıfa mensup Grisha'ların elementlere hükmetme güçleri vardır. Kendi içlerinde Rüzgar Hâkimleri , Ateş Hâkimleri , Dalga Hâkimleri olarak da ayrılırlar. Bunun yanı sıra Karanlıklar Efendisi'de bu sınıfa mensup ve en güçlü Grisha'dır. Aynı şekilde kayıp Güneş Elçisi'de bu sınıfta Karanlıklar Efendisi kadar güçlü bir yere sahiptir.

MATERIALKI: Fabrikatörler sınıfı. Bu sınıfa mensup Grisha'lar ise farklı tür elementleri birleştirerek Grisha'lara yarar sağlamakla görevlidirler. Maddelere hükmedebilmelerinin yanı sıra değişik maddeleri de meydana getirebilirler.


Kitapta Yer Alan Terimler:


  Mekanlar:

Keramzin :  Dük Keramsov'un evinin bulunduğu ülke ve aynı isimli şehir.
Tsibeya:  Ravka'nın kuzey doğu sınırındaki bölge
Kribirsk: The Unsea yani Karanlıklar Diyarı'nın kıyısında bir şehir.
Os Alta: Ravka'nın başkenti.
Ryevost: Bir nehir şehri.







  Bazı Terimler:

Oprichnik : Birinci ordudan Karanlığın elit bekçisi
Moi Soverennyi: Karanlığı anlatırken Grisha'ların kullandığı isim.
Moi Tsar/ Moya Tsaritsa:Ravka'nın Kral veKraliçesi'ne hitap ederken kullanılan terimler. Açıkçacı kitapta bunlar için dip not düşülmemişti ve ben acaba bir anlamları var mı diye merak etmiştim.
Kefta: Grisha'ların mensubu oldukları sınıfları belirtmek için giydikleri kaftan tarzı bir giysi. Bu giysi kişiye özel olarak onun gücünü simgeleyen işlemelerle işlenip hazılanıyor. Her sınıfın kendine göre bir rengi ve her gücün kendine özgü bir simgesi var..

GÖLGE VE KEMİK || Leigh BARDUGO - YORUM


GÖLGE VE KEMİK || Leigh BARDUGO


YORUM / ELEŞTİRİ :

Başı sıkıcı sonu müthiş , ''ikinci kitabı istiyorum.'' diye yakarabileceğiniz ilginç bir kurgu , soluksuz bi' hikâye...

Kitabın değişik bir konusu ama bir o kadar da basit bir kurgusu vardı. Başlarında biraz sıkıldığımı belirtmem gerekir. Özellikle de Alina'nın Grisha'ların arasına karıştığı yerde hiç ilginç bir olay olmadı. Bu da okurken biraz sıkılmama sebep oldu.Fakat sonlarına doğru kitap resmen arap atı gibi açıldı. Son sayfalarından böyle bir kurgu çıkacağını beklemiyordum. Özellikle 260'dan sonrasını ''Bir sayfa daha... Bi' sayfa daha...'' tarzında okuyorsunuz ki bu da kitabın gözümde başlarda edindiği izlenimi resmen çürütüp attı. Yine de , okurken zorlandığım birkaç yer vardı.Kitabın içerisindeki karakter bolluğu kafamı kurcalamadı dersem yalan olur. Kitabın güzel olduğunu kabul ediyorum fakat o kadar çok karakter ve o kadar çok mekan isimlendirilmiş ki, ''Ne ? Nerde? N'oluyor?'' gibi sorularla kitaptan koptuğum kısımlar oldu. Buna rağmen o son kısımlar gerçekten şaşırtıcıydı.İkincisi daha ilgi çekici olacaktır.

Martı Yayınları'nın özenilerek bastığı kitabın, kapak ve iç sayfa baskısı insanı tatmin edercesine göz doyumuna sürüklüyor. Okurken sayfalardaki baskıya gözümün ilişmediği tek bir an yoktu. Özellikle de her bölüm başında..Diğer yayıncıları düşününce bu konuda Martı Yayınları'nı gerçekten tebrik ediyorum. İşlerine ne kadar bağlı oldukları verilen emekle kendisini belli ediyor...          Sonra kitabın çevirisini de çok beğendim. Sadece takıldığım birkaç nokta vardı.Bu kısımlar için de yazarın resmi sayfasını biraz kurcaladım ve cevapları buldum.Ama yine de çevirmenin dipnot düşmesi gerekirdi diye düşünüyorum. Kral ve Kraliçe'ye hitafen Ravka'lıların kullandıkları   Moi Tsar/ Moya Tsaritsa hitaplarının bir anlamı olup olmadığı kafamı kurcaladı durdu.Bunun dışında çevirisinin çok akıcıydı. Kitap hiç takılmadan okutuyor kendisini...

Kitapla ilgli eleştirilerim bu kadar. Genel olarak beğendiğim bir kitap oldu. İkincisini mutlaka okuyacağım. Siz okumayı düşünenlere de keyifli okumalar.


KONUSU:
Alina Starkov ve Malyen Oretsev küçükken yetim kalmış o zamanlar yetimlere sahip çıkan Dük Keramsov'un evinde Ana Kuya'nın disiplini altında büyütülmüş iki çocuktur.O zamanlar Grisha adı verilen özel yeteneklere sahip kişilerin oluşturduğu bir topluluk bu gibi çocukları bir sınamadan geçirip aralarında Grisha gücüne sahip birisi varsa onları kendi toplulukları altına alıp yetiştiriyorlardır. Aynı şekilde bir sınamaya maruz kalan bu iki küçük ama birbirine bağlı çocuklarda herhangi bir Grisha gücü bulunmaz. En azından Alina içindeki gücü Malyen'den ayrılmamak için bastırıp sınayan Grishalara kendini güçsüz gibi gösterene kadar...
Alina ve Malyen güçsüz çocukların verildiği orduda göreve verilmişlerdir. Malyen kendi alanında usta bir İz Sürücü iken Aline bir Kartografçıdır.Ve Karanlıklar Diyarı adı verilen , içiden geçenlerin bir çoğunun Volcra denen yaratıklar tarafından öldürüldüğü bir yerden ordularının geçmeye çalıştığı sırada uğradıkları saldırıda yıllar önce gücünü gizleyen Alina, arkadaşı ve tek ailesi saydığı Malyen'e saldıran bir Volcrayı durdurmaya çalışırken gücü açığa çıkar...
İşin ilginç yanı kızın bunca zaman gücünü içinde bastırmış olması. Yani bahsi geçen güç o kadar büyük ki , nasıl oluyor da bunu bastırıyor anlamlandırmadım pek..

Bundan sonrası ise Grisha'ların yıllar önce ümitlerin kestikleri Güneş Elçi'sinin bulunduğunu öğrenmeleriyle Alina'yı yanlarına aldıktan sonrasını içeriyor. Alina Güneşin gücüne sahip bir Grisha ve Etherealki Sınıfına mensup..
 Karanlıklar Diyarının diğer tarafını yöneten ve güçlü bir Grisha olan Karanlıklar Efendisi , Güneş Elçisi'nin bulunduğunu öğrenince Alina'nın hayatı tamamen değişir....

Kızımız Güneş Elçisi olarak önce gücüne hükmetmeyi daha sonra da gücünü kullanmayı ve bir Grisha gibi özel olmayı öğrenir. Her ne kadar istemese de o da bir Grisha'dır. Ve şimdi Karanlıklar Efendisi'ne yardım ederek Karanlıklar Diyarı'nı ortadan kaldıracaktır. Ya da daha büyük bir felakete ön ayak olacakatır...
 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS