HARLEQUIN ŞUBAT 2013 KİTAPLARI

24 Oca 2013



Evet, aylık yayım hakkına sahip olan Harlequin TR'nin Şubat Ayı için yayımlayacakları kitaplar bugün görücüye çıktı. Açıkcası içlerinden özellikle Nora Roberts Alacakaranlık benim için harika bir süpriz oldu.Ayrı eten Desire Kategorisinde Maya Banks'ın hikâyesininde çok ilgimi çektiğini belirtmek isterim. Bu ay biraz Harlequin kitaplarına yönelmek istiyorum. Kısmetse bunların birkaçını okuacağım.Benim ilgimi çeken kitapların buradan size konularını paylaşmak istedim.

AYRINTILI BİLGİ İÇİN; HARLEQUIN FACEBOOK SAYFASINI İNCELEMENİZİ ÖNERİRİM.


1. ALACAKARANLIK / Nora ROBERTS (Historical)

İskoçya, 1745... Kanlı bir meydan savaşının yanı sıra, başka bir savaş daha yaşanmış ve kazanılmıştı... Bedeli onur, zaferi aşk olan savaştı bu...
Serena MacGregor, bir İskoçyalı olarak, tüm İngilizlerden nefret ediyordu ve son derece geçerli nedenleri vardı. İngiltere’nin, Ashburn Kontu, Brigham Langston da bu nefretten payına düşeni alacaktı.
Brigham, İskoç davasına olan sadakatiyle MacGregor ailesine kendini kanıtlamış ve saygılarını kazanmıştı, ama Serena’nın, ona ve ırkına duyduğu nefretten vazgeçmeye hiç niyeti yoktu.
Güzelliği, tutkuları, inançları, davasına olan adanmışlığıyla Serena’ya âşık olan Brigham, onun bu nefretini yenmek ve onu kazanmak zorundaydı...

--------------------------------------------------------------------------------------------------------
TENDEKİ KIVILCIM - MAYA BANKS

“Seni sevmek istemiyorum.”
Pippa Laingley bunu nasıl düşünememişti ki? Cameron Hollingsworth’la geçirdiği ateşli gecenin sonunda hamile kaldığını anlayınca bir yol ayrımına gelmişti.
Bu gizemli adamın, duygularının çevresini kale duvarlarıyla ördüğünü nasıl unutmuştu?
Bunun nedeninin de daha önce sevdiklerini yitirmesi olduğunu yeni öğreniyordu.
Cameron şimdi aynı tehlikeyle yüz yüzeydi. Ya Pippa’yı kendinden uzak tutacak, böylece yeni acılar yaşamayacak; ya da kalbini ona açacak ve her tehlikeyi göze alacaktı.
Her iki halde de acı çekmeye mahkûmdu…


KORSAN ROBIN HOOD - CATHERINE MANN

Hillary Wright, her zaman yanlış adamları kendine çeken bir mıknatısı gibiydi. Son sevgilisi de Hillary’nin başının yasalarla derde girmesine neden olmuştu.
Adını temize çıkarmak ve dolandırıcıları yakalatmak için hükümetle yaptığı anlaşmanın içeriğinde, kötü şöhretli Troy Donavan’ın sevgilisi olmakta vardı.
Troy eskiden adı çıkmış bir bilgisayar korsanıyken, şimdi bir trilyoner ve hükümet için çalışan bir ajandı.
Hillary’nin uzak durmak için ant içtiği her şey bu adamda toplanmıştı. Troy’ un sır saklayan doğası da yaralı kadının güvensizliğini körüklüyordu.
Aralarında oluşan ve dizginlenemeyen bu büyük tutkunun karşısında, Hillary’nin mantıklı olmak gibi bir seçeneği yoktu.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
ŞEYTAN VE MELEK – KATE WALKER

Marta Jones ömrü boyunca en küçük bir riski bile göze almamıştı. Ta ki kendi düğününden kaçtığı gün yolda karşılaşıp çekiciliğine yenik düştüğü adamı tanıyana kadar, sadece Diablo diye bildiği adamı…
Yalnız kurt Carlos Ortega, Marta Jones’a tutkulu bir geceden fazlasını vaat etmiyordu. Yine de Marta’nın tatlı masumiyeti kendisini şaşkınlığa uğratmıştı. Kaçak gelin bir bakireydi. Öyle görünüyordu ki bu ateşli karşılaşma hiç de bir gecelik olmayacaktı…

VAHŞİ KEDİ – ANNE McALLISTER

Yiannis Savas, Savas Hanedanlığının gözde bekârıydı. Cat’le ilişkilerinde geleceğe dair hiçbir düşüncesi olmadığını açık yüreklilikle ifade ederek Cat’in hayallerini yıkmıştı.
Aradan zaman geçmiş, Cat artık büyümüş ve Yiannis’le ilgili romantik hayallerinden çoktan vaz geçmişti. Artık onun tatlı diline ve cazibesine kapılmayacaktı; aklı başında ve ayakları yere basan biriyle nişanlanmıştı.
Olmayacak aksilikler birbirini kovalayınca ikisinin bir haftayı birlikte geçirmeleri gerekecekti. Cat, yüreğinden tamamen silemediği bu adama karşı, düşündüğü kadar dirençli olup olmadığını görecekti.


Ne Okuyorum ? 24.01.13

23 Oca 2013

Ne okuyorum ? Bu hafta ne okuyorum hemen kisaca bir değineyim. Bu hafta elimde iki kitap birden var. Birisi -ki ilk başladığım- Cecilia Ahern / Keşke Beni Görebilseydin diğeri ise Lisa Kleypas / O Yaz kitapları. Açıkcası kitapların şu ana kadarki gidişaları benden 3 puandan  fazla alacak bir duruma gelemediler ama sonunu görmeden kesin bir yorumda da bulunmak istemiyorum.

Öncelikle Keşke Beni Görebilseydin'den bahsedeceğim.
Kitap çok dramatik ve sürekli bir detaycılık üzerinde anlatım sağlanmış. Açıkcası okumaya başlarken daha farklı bir kurgu bekliyordum. Gerek ismi gerekse konusu bakımından biraz gizemli gelmişti ama dramatik yanı ağır basan bir kitap çıktı . Bu da şu aralar kaldırabileceğim bir konu olmadığı için araya kitap alma gereği duydum.Güzel bir kitap ama ağlayacak havamda değilim.



Keşke Beni Görebilseydin üzerine biraz değişiklik olsun ve hareket gelsin diye elime aldım bu bu kitabı ama ondan tek farkı dramatik olmaması galiba.. Yoksa en az onun kadar ağır işleyen bir konusu var. Ama en çok da sinirime dokunan kitabın edisyonu. Tam bir felaket (!) Karakter isimlerinin yanlış yazılması mı dersiniz ? Kitabın her paragrafında bir sözcüğün yanlış olması mı dersiniz. Yoksa en basitinde koca kitabı yarılamama rağmen hâlâ elle tutulur birşey olmaması mı, inanın karar veremedim.


Bu iki kitap da en başta da belirttiğim gibi, şuan için benden 3 puanın üzerinde bir puan almayı haketmediler. Gerçi sonuna gelmeden asla kesin bir yargıda bulunmak istemiyorum ama az çok belli ediyorlar kendilerini. Boş boş hiç bir hareket yok. Artık aynı tip kitaplardan çok sıkılmaya başladım. Biraz hareket şart oldu...


Ginban Kaleidoscope || ANİME TANITIM

21 Oca 2013

 Ginban Kaleidoscope

 NOT: Tanıtım Manga.gen.TR'ye tarafımca yüklenmiştir.

Tazusa Sakurano ve Pete Pumps, Kanada'da yolları ve kaderleri kesişecek olan birbirlerinden habersiz iki gençtirler. Tazusa Sakurano, Japon Olimpik Figürlü Patencisi, Pete Pumps ise Kanada'lı bir akrobasi gösteri pilotudur. Bu iki genç birbirlerinden habersiz Kanada'da gösteri sundukları bir sırada Tazusa'nın pistte zor bir hareket denemesi ve aynı anda Pete'nin de uçağındaki teknik bir sorundan dolayı gösteri yaptığı sırada Tazusa pistte düşer ve bayılır Pete ise uçağıyla yere çakılarak ölür.
Tazusa pistte bayıldığında hastaneye kaldırılır ve kendine geldiğinde başta her şey normal giderken daha sonra garip garip sesler duymaya başlar. Başta seslere bir anlam veremese de daha sonra bu seslerin kaynağının Pete olduğu ortaya çıkar. Pete öldüğü zaman Tazusa'nın bedenine girmiştir ve 100 gün boyunca Tazusa'nın bedeninde kalacaktır başta bu olaya alışmak Tazusa için çok zor olmuştur ve Pete'ye ne zaman kızsa Domates ve Domates Suyuna saldırır. Çünkü Pete'nin bir zayıf noktası vardır domatesten hiç hoşlanmaz...
Tazusa için başlarda zor başlayan bu arkadaşlık sonraları için çok değişecektir. Tazusa, Pete ile yaşamaya alışacak ve önündeki Kış Olimpiyatlarına Pete sayesinde hazırlanacaktır...

Karakterler:

    Tazusa Sakurano:



Tazusa Sakurano 16 yaşında Japon Olimpik Figürlü patencisidir çok iyi paten kayar. Kanada yaptığı bir gösteri sırasında zor bir hareket dener ve başarısız olur. Hareketi yapamadığı için yarışmayı kaybeder ama o hareket denemesi onun hayatında çok değişiklik yaratmıştır. Artık bedeninde Pete adında bir ruh yaşamaktadır ve Tazusa'nın buna alışması pek de kolay değildir.

    Pete Pumps:



Pete Pumps 16 yaşında Kanada'lı bir akrobasi pilotudur. Kanada da gösteri yaptığı bir sırada uçağındaki bir sorun yüzünden yere çakılır ve hayatını kaybeder. Öldüğü zaman bir hayalet olarak Tazusa'nın bedeninde 100 gün kalması için yollanır. Tazusa ile yaşamak Pete için bir sorun olmasa da Tazusa'nın hoşuna gitmez ve ne zaman Pete'ye kızsa hemen domates yemeye başlar çünkü Pete domatesten nefret eder.




Türkçe Bölüm Listesi:

1-10 Milyar Dolarlık Güzellik
2-Anahtar Domates.
3-3 Misli Felaket
4-Korkunç Serbest Program
5-Yalnız Bir Dönem
6-Değişim
7-Buzdaki Garson
8-Toplu Medya Savaşı
9-Üçgen Aşk
10-Sınırlı Zaman
11-Öp ve Ağla
12- Cinderella

SAFKAN || Jennifer L. Armentrout

20 Oca 2013





SAFKAN || Jennifer L Armentrout
Üçüncü kitabını istiyorum . İstiyorum.. İstiyorum.. İstiyorum...Meraktan öleceğim bir sonla biterken nasıl istemem ki ? Ah ah, üçüncü kitap çıkana kadar çatlarım şimdi ben. Gel de bekle iyi mi. İşin tek güzel tarafı kitabı alalı epey bir zaman olmasına rağmen ancak okuma fırsatım oldu. Ki çok şükür ''ancak'' okudum. Ya ilk aldığımda okusaydım, nasıl beklerdim devamını Allah bilir. En azından şimdi çıkmak üzere olduğunu biliyorum.
Bu ara üst üste iki güzel fantastik okudum ve gerçekten çok keyif aldım.İkisininde Dex'ten olması şaşırtmamlı değil mi ? Ne de olsa, Dex'in YA(Young Adult)'da çığır açtığını artık çok iyi biliyoruz.Safkan'da çok güzel bir kitaptı.En az Melez kadar hayretler uyandırıcı bir sonla bitti. Aslında merak ediyorum bu yazar böyle heyecan verici yazmayı nasıl beceriyor? Sessiz , sakin, hatta VA(Vampir Akademisi) çakması olarak ilerlediğini düşündüğüm bir anda kitabı, hiç beklemediğim bir şekilde arap atı gibi dört nala koşturuyor. Öyle ki, heyecan tavan yapıyor birde ''Vay be! Kadının hayal gücü sınırsız..'' felan derken buluyorsunuz kendinizi.
Bu kitabı da aynı duyguları hiç eksiksiz hissettirdi. Yazarın tek anlamadığım yanı, neden kitabı VA'dan esinlenerek yazmış? Aslında kadında çok iyi bir hayal gücü var ama bu kitapta da ilk kitaptaki gibi VA'dan bazı esinlenmeler vardı ve her ne kadar az da olsa ister istemez ''Neden?'' sorusunu sordurtuyor.Yine de , kesinlikle Melez Sözleşmeleri her kitabında daha bir heyecanlanılıyor. Üçüncü kitap çok ses getirecek hiç şüphem yok.Ama nasıl bekleyeceğim işte o muamma bir durum. Gerçekten bazı yazarların her kitabında kendilerini aşmaları işi çok ilginç kılıyor.

Bu seriyi gidişatı yüzünden VA'ya benzetmeme rağmen işlerin ondan daha farklı gelişmesi beni seriye ayrı bağladı. İlerleyen kitaplarda karşımıza ne çıkacak acaba? Umarım ki, fazla arası olmadan tüm seriyi okuruz.

----------------------------------------------

KONUSU: 

Alex ilk kitapta Apolyon olduğunu öğrenince bu kitapta Seth'le de Apolyon güçlerini kullanmayı öğrenmek için çalışmaktadır. Hem Seth'le hem de Aiden'le yaptığı çalışmalar hem de okuldaki dersle rAlex'i çok yormaya başlar. Bunlar yetmezmiş gibi bir de okulda bir iblis saldırısı olur ve herkes özellikle de melezler için inceleme istenir. Alex, hepsinden muaf tutulmasına rağmen arkadaşlarına yapılanlar onu çok üzer. İblis saldırılarının önüne geçilemediği gibi bir gece Alex'in hayatındaki tek dostu Caleb'in de iblislere kurban gitmesine sebep olur.
Bu gece yüzünden Alex'in de sicili kötüleşir ve onu Akit'te mahkemeye çıkarmaya karar verirler. Kendisini zorlu bir  sorgulama bekleyen Alex'in bir yandan da canına kasteden kişiye karşı korunması gerekmektedir.
Ama bazı şeylerin bedelleri ağır olur. Öyle değil mi?









EARL AND FAIRY || ANİME TANITIM



Orjinal Adı: Hakushaku To Yosei
İngilizce Adı: Earl and Fairy
Türkçe Adı: Kont ve Peri
Orjinal Eser:Mizue Tani
Orj.Karakter Dizayn:Asako Takaboshi
Karakter Dizayn:Maki Fujii
Direktör:Koichiro Sotome
Müzik:Takehiko Gokita
Tür:Macera/Romantizm/Fantazi/Büyü
Bölüm Sayısı:12
Gösterim:28 Eylül 2008


DETAYLI BİLGİ İÇİN ----> KONT VE PERİ Sitemi İnceleyiniz.



Anime Genel:


''Lord Ibrazel,Peri Ulusu'nun Kontu!Aynı zamanda Mavi Şovalye Kontu olarakta bilinir.Bir de Peri Uzmanları var,ki........''


Lydia Carlton,İskoçya'nın Edinburg kıyılarında yaşayan 17 yaşlarında genç bir kızdır.Aslında Lydia diğer kızlardan çok farklıdır çünkü Lydia bir Peri Uzmanı'dır ve perileri görebilme yeteneğine sahiptir.Lydia bu yeteneğini annesinden almıştır ve onun gibi kendide bir Peri Uzmanı olmayı seçip periler ve insanlar arasındaki bağlantıyı sağlamayı kendine görev edinmiştir.Ama ne yazık ki bu yaşlarda perilerin varlığına sadece çocuklar inanmaktadır.Bu yüzden çocuğu insan Lydia'yı anlamaz ve onun mesleğine inanmaz bu da Lydia'nın sürekli işsiz kalmasına sebep olmaktadır.Ama buna rağmen Lydia perilere olan inancından ve perilerinden vazgeçmez ve Edinburgh'ta küçük bir evde perileri ve en iyi arkadaşı aynı zamanda da yardımcısı olan peri kedi Nico Nico Lydia'nın periler dünyası ile bağlantısını sağlamak ve Lydia'nın periler dünyasına geçimesi için geçit açmakla görevlidir. ile yaşamanı sürdürür.Ama yine de inasanlar Lydia'nın perilere inanması ve perilerle konuşmasından dolayı Lydia'nın bir deli olduğunu düşünürler.
Bir gün Lydia, babasından gelen bir mektupla babasının onu Londra'ya çağırması üzerine Londra'ya gitmeye karar verir.Lydia'ya Londra'ya kadar Bay Huskley'i eşlik edecektir.Ancak Lydia, gemiye bindikten sonra odasındaki dolapta bir ses duyar,önce korkmasına rağmen yine de dolabı açar ve dolap boş çıkar ama arkasından genç bir adam Lydia'yı yakalar...
Bu adam, perişan bir halde kahverengi saçlı ve kül leylak rengi gözlü biridir ve Lydia'ya orada esir olduğunu söyleyerek, kendisini kurtarması için yalvarır. Bunun üzerine Lydia bu adama inanır ve yardım eder. Lydia ve bu genç adam gemiden kaçarlar ve bu adam Lydia'ya kendisinin Peri Ulusu Kontu, Lord Ibrazel Soyundan gelen bir ''Mavi Şovalye Kontu'' olarak tanıtır ve ''Kont Edgar Ashenbert'' olduğunu söyler.Lydia buna inanmaz ama Edgar Lydia'dan kendisine inanmasını ve Soylu Kılıcı bulmasında yardım etmesini ister.(Çünkü;Edgar Peri bilmecesini anlayamamaktadır ve Kılıcın yeri bir peri bilmecesinde gizlidir.)
Lydia, Edgar'ın kendisini kandırarak kaçırmasıyla ve Lord İbrazel Soyundan geldiğini söylemesiyle, artık Kont Edgar J.C Ashenbert'in Peri Uzmanı olarak Merrow'un Soylu Kılıcı'nı aramasında ona yardım etmek zorunda kalır. Ama Merrow'un Soylu Kılıcını bulmak herşeyin bir sonu değilde başlangıcı olacaktır...



Bölüm Listesi:

  1. Soylu Bir Hırsız - Aitsu wa Yuuga na Daiakudou
- Aired on September 28, 2008

2. Perim-Boku no Yousei
- Aired on October 14, 2008

3. Merrow'un Adası-Merou no Shima
- Aired on October 21, 2008

4. Bir Soylunun Görevi [Soylu Olmak] - Kizoku no Gimu
- Aired on October 28, 2008

5. Peri Kraliçesi'nin Damadı - Yousei Joou no Hanamuko
- Aired on November 4, 2008

6. Beyaz Yay Kırmızı Yay [Beyaz Ay Kırmızı Ay] - Shiroi Yumi Akai Yumi
- Aired on November 11, 2008

7. Evlenme Teklif Ederken Kibar Ol - Puropouzu wa Oteyawaraka ni
- Aired on November 18, 2008

8. Göz Yaşlarının Gizemini Söyle- Namida no Himitsu wo Oshiete
- Aired on November 25, 2008

9. Banshee'nin Anıları-Banshi no Kioku
- Aired on December 2, 2008

  10. Zaman Doluyor - Nokosareta Jikan
- Aired on December 9, 2008

11. İki Mavi Şovalye Kontu-Futari no Aokishi Hakushaku
- Aired on December 16, 2008

12. Kont ve Peri-Hakushaku to Yousei


SİPARİŞ SEPETİMDE BEKLEYENLER

19 Oca 2013

                     
Bu ay sepetim epey bir birikti. Alacaklarım birkaçını buradan sizlerle de paylaşmak istedim. Aslında sepetim hâlâ bekliyor. Bilenler vardır ama bilmeyenler için Pegasus Yayınları'ndan bu yıla bir Brenda JOYCE ile gireceğimizi duydum. O yüzden sepetimi bekletiyorum. Malumunuz Brenda Joyce'un çıkacağını bilip de sipariş verilir mi? :)) Neyse.

-------------------------------------------------------------------------------------------

 Gelelim alacaklarıma;


Orjinal Adı: Until I Die
Bağlı Olduğu Seri: Revanants #2
Ülkemizde Yayımlanan Kitabı: Benim İçin Öl (Die For Me)
Yayıncı: Akılçelen Yayınları
Bu ay beni en çok mutlu eden haber Akılçelen Kitaplar'dan geldi. Revanant(Geri Dönenler) Üçlemesi'nin ikinci kitabı olan Ben Ölene Kadar'ın çıkmasını nereden bakarsanız tam bir yıldır bekliyorum.Yayınevi ikinci kitapta gereğinde fazla bir ara verdi. Kitabın çıkmasına çok sevinmiş olmama rağmen kapağının bu kadar beklediğimizi de göz önüne alırsak, orjinal -ya da en azından daha güzel- olmasını dilerdim. Ama şu an için çıktığına bile şükrediyorum.




Orjinal Adı: Mephisto Kiss
Bağlı Olduğu Seri: The Mephisto Covenant #2
Ülkemizde Yayımlanan Kitabı: Mefisto(The Mephisto)
Yayıncı : DEX Yayınları
Bu serinin ilk kitabını geçen sene tam Aralık ayının sonunda okumuştum ve kitabı bitirdiğimde aklımda kalan tek şey;'' DEVAMI olmalı''ydı. Hızlı bir aramayla kitabın daha çıkmamış hatta yazılmamış olduğunu öğrenmem ise tam bir felaket oldu. Bir yıldır çıksın diye dört gözle ve büyük bir heyecanla bekliyorum. Sipariş sepetimin en gözlerinden birisi.



Orjinal Adı:How to Marry a Duke(Bir Dük Nasıl Evlenir)
Bağlı Olduğu Seri: How To Series #1(Nasıl Yapılır Serisi)
Ülkemizde Yayınlanan Kitabı: Serinin ilk kitabı olarak yayınlanacak.
Yayıncı: Koridor Yayınları
Koridor Yayınları birkaç aydır sessizliğe gömülmüşlerdi. ama geçenlerde facebook sayfalarında yakında yeni kitaplarının geleceklerini bildirmişlerdi. Çok şükür 2013 yılının ilk kitaplarını da göörücüye çıkardılar. Açıkcası kitabı çok beğendim. Seriyi Goodreads'te biraz inceledim ve ilk kitaptan sonra ciddi bir düşüş yaşadığını gördüm ama yine de konuları bakımından ilgim çekti.Takip edeceğim.




Orjinal Adı: An Offer From a Gentleman
Bağlı Olduğu Seri: Bridgertons #3
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Bu seriyi yazarın yazım tarzını çok birbirine benzettiğim için yavaş yavaş ve ara vere vere okuyorum.Yoksa kitaplardan tat alamıyorum.  Açıkcası geçen sene tanıştım bu yazarla ve bu serisinden iki kitabını okudum. İlk kitap gerçekten harikaydı. Aslında okuduğum her kitabı harikaydı fakat konular çok benzer geliyor. Sanırım yazarın kalemi böyle. Ben de biraz değişik şeyler seven biri olduğum için zoraki aşkları tercih ederim. Ara ara okunacak kitaplarımdan birisi bu seri. Zaman ve para buldukça alığp okuyorum.


Orjinal Adı: The Naked Duke
Bağlı Olduğu Serı: Naked Nobility #1
Yayıncı: Nemesis Yayınları

Bu kitabı kapağını gördüğümden beri almak istiyorum. Çok nadirdir böyle renklerin gözüme uyumlu geldiği kitaplar. Bazen gerçekten yayıncılar işlerini çok iyi yapıyorlar. Kitabın Goodreads'teki puanları çok da iyi değil hatta serinin adını da kitabın adını da hiç beğenmedim ama bir denemek istiyorum şans vereceğim.
















Kamisama Hajimemashita || ANİME TANITIM

18 Oca 2013



  Orjinal Adı: Kami-sama Hajimemashita
  İngilizce Adı : Kami-sama Kiss
  Türkçe Adı: Tanrı'nın Öpücüğü
  Türü: TV Serisi
  Bölüm Sayısı: 13
  Kategori: Romance, Comedy, Shoujo, Fantastic, Magic,Supernatural, 
 Fansub Durumu: Mevcut


Görüşüm:  Fansub durumu aktif animelerde genelde fansub bitmeden izlememyi tercih ediyorum. Her hafta beklemek zor geliyor. Bu animede de fansub biter bitmez animeyi izlemeye başaldım ve zaten 13 bölümden ibaret kısacık bir anime olduğu için hemen sona geldim.Kısa animeleri bu yüzden pek tercih etmiyorum, animeden tat alana kadar sonuna varıyorsunuz. Tabi birde Kami-sama Hajimemashita gibi sonu muammalık olan animelerden hiç söz etmiyorum bile. Bence kesinlikle ikinci sezonu olacak bir anime olduğu için bekleyeceğim. Ne de olsa en kötü ihtimal mangasından devam ederim. Ama bir devam sezonunu hakettiği kesin.Ve romantizmi yüksek bir ikinci sezon fena olmaz..


Konusu: Nanami'nin babası kızını bir yığın borç içinde bırakıp kayıplara karışır. Borçlardan habesiz Nanami ise birgün kapısına gelen icracıların elinde ne var ne yok almasıyla acı gerçekle yüzleşir.Dahası babası kayıplara karıştığı için kızımız kimsesiz ve yersiz yurtsuz kalmıştır. Gidecek bir yeri olmadığı için ne yapacağını düşündüğü sırada bir adamı köpeğin birinden kurtarır ve adam bunun karşılığında Nanami'ye evini verir. Ama eviyle beraber bazı yükümlülüklerde. Nanami, adamın gitmeden önce alnına kondurduğu öpücüğe ve kendisine verdiği adrese pek inanasada şansını denemeye karar verir.Fakat ne var ki, gittiği yer yıkık dökük bir tapınaktır. Hatta daha da fazlası. Nanami tapınağa ayağını basar basmaz etrafında garipten sesler duymaya ve hayalatler görmeye başlar.Peki bu tapınaktakiler aslında Nanami'nin tapınağın yeni Bölge Tanrısı olduğunuzu söylerse ne düşürsünüz?

Hadashi de Bara wo Fume || MANGA TANITIM

16 Oca 2013

Orjinal Adı: Hadashi de Bara wo Fume 
İngilizce Adı: Stepping On Roses
Türkçe Adı: Güllerde Yürümek
Cilt Sayısı: 9 Cilt
Manga-ka: Ueda Rinko
Türü:Romance, Historical, Drama, Comedy, Love
Çeviri Durumu: Mevcut.
Çeviri : Mabushi Majo

Bu mangaya dün akşam başladım, gecesine bitti. Aslında ilk cildini daha önce okumuştum ama çok ilgimi çekmemişti. Tesadüf eseri dün okunacak ''shoujo'' manga ararken , bunun ilerki ciltlerinden birkaçına denk geldim ve hemen baştan okumaya başladım.Manga Historical Romance tadındaydı- ki bu kadar çabuk okumamın sebebide budur.
Son cilde kadar büyük bir merakla , hop oturup hop kalkarak okudum ama son cilt beklediğim gibi çıkmadı.En azından çok saçma bir sonuçlandırma yapılmış o beni sinir etti. Kendimi Türk Filminden bir sahnenin içinde bulur gibi oldum. Ama genel olarak kesinlikle tavsiye edeceğim bir manga ,soluksuz okutuyor kendisini. Hele bir de Historical Romance sever biriyseniz , resimlendirilmiş halini gözlerinizin önüne getirmenizi tavsiye ederim...

KONUSU: Sumi, (üvey)küçük kardeşleri ve abisi ile bir handa yaşıyordur. Ama buranın kirasını ödemekte zorlanıyorlardır. Han sahibi de çok çirkef birisidir ve parasını almak için ''ahlaksız'' tekliflerde bulunacak kadar alçalabiliyordur...
Böyle iğrenç bir teklif sırasında bir soylu Sumi'ye yardım eder ve onun adına han sahibine parasını öder. Sumi ise bu gizemli ''prensine'' aşık oluverir....
Birgün Sumi'nin abisi çekip gider ve Sumi ile kardeşlerini bir başına bırakır. Ev sahibide Sumi'nin kardeşlerini almak ve onu dışarı atmakla tehdit eder. Bu duruma engel olmak isteyen Sumi, işi kendisini satmaya kadar götürür. Ne var ki tam böyle bir durumla karşı karşıya iken bir soylu çıkar ve Sumi'yi kolundan tuttuğu gibi evine götürür. Onunla bir anlaşma yapar ve ''eşi'' olması , ''hayatını ona adaması'' karşılığında istediği parayı tedarik edeceğini söyler. Sumi'de mecburiyetten bu durumu kabul eder. Ama soylunun kararları kesindir. Anlaşma yapılır kurallar koyulur. İlk kural ; ''Sana aşık olmayacağım. Sen de bana..'' olur...
Soichirou, sonunda kendisine bir eş bulur ve büyük babasına sözünü tutar. Şimdi tek istediği Ashida ailesine getirdiği bu gelinin topluma uygun bir hanımefendi yapmaktır. Bu ne kadar zor olursa olsun, Soichirou gelinin Ashida ailesinin imrenilen bir ferdi durumuna getirmeyi boynunu borcu bilir.Ama tek fark, bu on beş yaşındaki küçük kızın birkaç dokunuşla nasıl çekici bir kadına dönüşebileceğini bilmiyor olmamsıdır.

Dikkat SPOILER:
Karakterlerin geçmişleri de içler acısı bir durumdur. Sumi kimsenin bilmediği bir sebepten çiçeklerin - özellikle de gül- kokusundan nefret etmektedir. Hatta öyle ki, bir kısımda koku yüzünden korkudan ağlayacak duruma gelir.Ama ileri ki ciltlerde bu durumun sebebi ortaya çıkıyor.Gerçi ben pek bağdaştıramadım , o da ayrı mesele...
Soichirou ise yıllar önce ailesini yangında kaybetmiştir. Aslında kendisi bir metresin çocuğudur ama babası onu nüfusunda almıştır. Ve büyük olduğu için varistir.Ama üvey annesi Soichirou'dan hiç hoşlanmaz.Bigün küçük kardeşi kibritle oynarken evi yakar ve Soichirou'nun uşağı onu alıp dışarı çıkana kadar herşey yanıp kül olur. Ailenin tek yaşayan ferdi olarak kendisi kalınca çok zorlu bir çocukluk geçirir... Bu yangın deneyimi de onda kalıcı bir hasar bırakmıştır en küçük yangından korkar.Ama bir bölümde Nozomu denen hödük Sumi'yi kaçırdığında götürdüğü yerde yangın çıkar ve Soichirou karısını kurtarmak içinn tüm korkularına rağmen o yangına dalar. Çok taktir ettim orada ya..

Sonra şu başlarda bahsettiğimiz ''prensimiz'' var ya, Soichirou'nun en yakın arkadaşıdır ve Sumi'ye takıntı derecesinde abayı yakar. Bu durum öyle bir hal alır ki, Nozomu, Soichirou'yu batırıp Sumi'yi elde etmeye kararlıdır. Adamın yapmadıkları kalmadı ya ama böyle çirkef bir duruma öyle saçma bir son çok komik olmuş... Nozomu, Soichirou'nun malını mülkünü elinden alınca Sumi'ye ''benim olursan onu kurtarırım,'' der bizim salak kızda bu çocukla evlenmeyi kabul eder. Hoş diğeriyle ne ara boşandıysa artık :D Sonra efendim bomba tepki gelir; Siz evlenemezsiniz. Siz kardeşsiniz!
Bu cümleyi okudum ya tüm manga öldü ben de. Bu nedir abi ya , öyle soluk soluğa oku sonu resmen Türk Filmi gibi olsun...


MANGA İÇİN PUANIM:


''Ne Okuyorum ?'' SAFKAN || Jeniffer L. Armentrout

14 Oca 2013


SAFKAN

Bu haftaya ne okuyarak başladım.Merak edenlere hemen söyleyeyim; bu haftaya dün akşam Safkan'a başlayarak giriş yaptım.Okuyan ve seriyi takip edenlerin de bildiği gibi Safkan, Melez Sözleşmeleri Serisinin ikinci kitabı.İlk kitap olan Melez'i geçen sene okumuşumtum ve yazarın ilginç bir kalemi olduğunu gördüm.Kitap çok ilginç bir şekilde kurgulanmış ve mitolojininde aralara serpiştirilmesiyle, ortaya gerçekten tadına doyum olmayacak bir seri çıkmış.













Gelelim Safkan'la ilgili şuana kadar ki görüşüme; kitap ilkinden daha etkileyici başladı.Özellikle bu kitapta Seth'in daha aktif olması benim için yeterli bir durum oluşturuyor. Seth ve Alex birer Apollyon'lar ve kaderleri bir yazılı..Alex önceki yaşadığı İblis deneyiminden sonra sıkı bir eğitime tabi tutulur. Hem Seth tarafından Apollyon olarak uyanana kadar güçlerine hükmetmeyi hem de Aiden'le avcı olarak İblislere karşı savaşma eğitimi alır.Kitabı Seth'in espirileri ve hareketleri öyle dolu dolu yapmış ki , her cümlede gülmekten öldürüyor insanı...Tavsiye ettiğim bir seridir. Kitapla ilgili detaylı yorumumu bitirince yapacağım. Ama bence kesinlikle okunması gereken bir seri...

Kitaptan Alıntı
"Biliyor musun, Alex?"
"Neyi?"
 "Daha çok dinlenmen gerek senin. Uykusuzluk muhakemeni bulandırıyor. Ben bu kadar süperim ve sen biraz önce ölümcül bir hata yaptın."
"Hı?"
"Kolumu asla gevşetmemeliydin." Sonra beni çevirip omzundan attı.Yüksek sesli bir inlemeyle mindere çarptım. "Ay, düştün mü?"
"Yo." Yüzümü buruşturarak yuvarlanıp sirt üstü yattım. "Yere saldırdım."
Diz çöktü, iki bacağını birer yanıma koydu. Çenemi tuttu. "Dün Aiden'la antrenmanda ne yapıyordunuz öyle?"
"Çalışıyorduk, hem benimle konuşmak için üstüme oturmana ne gerek var?"
"Çünkü yapabiliyorum ve hoşuma gidiyor."


Melez'i Hatırlayalım;

İlk kitap Melez'de Alex bir Melez'dir yani bir safkan ve insanın birleşiminden doğmuştur. Fakat melezler çok değer görmezler ve Safkan'lar için ya avcı ya da köle olarak yaşamlarını sürdürmek kaderleridir. Alex'in annesi ise onu İblislerden ve bu saçma sistemden kurtarmak için kızını insanların dünyasına kaçırmıştır. Ne yazık ki, uğradığı bir iblis saldırısında ölünce Alex bir süre tek başına kalmıştır. Ama safkanlar Alex'in yerini bulurlar. Alex annesinin ölümünden sonra bir İblis öldürdüğü için onu Avcı olarak eğitme kararı alırlar...

OBSIDIYEN || JENNIFER L. ARMENTROUT

13 Oca 2013


OBSIDIYEN || JENNIFER L. ARMENTROUT

''Bir ÖKÜZ gördüm sankim. Ve gördüğüm en huysuz, aynı zamanda da en çekici öküzdü galiba.. :))''

Ne kitapmış yahu, bu kadar dolu dolu ve akıcı olacağını hiç düşünmemiştim.Yapılan yorumların abartı olduğunu düşünürken, şimdi kendim nasıl ballandırarak anlatacağım resmen onu derdine düştüm. Açıkçası uzun bi' süredir doğru düzgün fantastik okumuyordum Obsidiyen resmen imdadıma yetişti. Ne kadar güzel bir kitap olduğunu sürekli vurgulamak için deli bir istek yatıyor içimde.. Bir solukta okuyup bitirdiğim yetmezmiş gibi ikincisi içinde deli gibi bir meraka kapıldım.

Yazarın bu kitapla neden böylesine adından bahsettirdiğini -artık- çok iyi anlıyorum. Kitabın konusu resmen günümüzden esinlenme, hatta o kadar ileri bir bakış açısı var ki, kızım Kat şu anda benim -ve tıpkı sizlerin- gibi bir Blogger (!) İnanılması güç ama gerçek. Kızımız bir blogger ve daha da güzeli ise tam bir kitap kurdu.Kitap Blog'u sahibi. Bundan daha güzel bi'şey olabilirim? Bir kitap kurdu olarak böylesine ''ben işte ya!'' diyebileceğim bir karaktere rastlamak kitabı ayrı bir keyifle okuttu.

Ama aslında kitabı bu kadar keyifle okumama sebep olan en etkin faktör (kişi) içinde barındırdığı Öküz karakteridir.  Peki neden ? Öküzlere zaafım mı var benim ? Yok ama işte söz konusu Öküz Daemon olunca işler değişiyor.Adam resmen kazma ya, kitap boyunca deli etti beni. Ha bir duvara konuşuyorsun ha buna, hiç farkı yok yani :) Ama bu kadar öküz olup da nasıl böyle bir karizma konuşuyor bu kitapta, işte bunun da yazarın ehli kurgusunun bir örneği olduğunu söyleyebilirim.

Sadece bu da değil kitapta akıcı bir uslup kullanılması kitabı çok farklı bir fantastik konumuna getiriyor bence. Diğer fantastik kitaplardaki gibi olayı sarpa sardırmadan yalın bir konu üzerinde tutmuş yazar.Bu sayede kitap, farklı anlatımı ve ilginç kurgusu ile bu tam bir MÜKEMMELİYET abidesine dönüşmüş.Bu sıralarda çıkan YA romanlarının çoğu elimde süründüğü için, uzun süredir fantastiklere ara vermiştim. Gerçekten bu kitap ilaç gibi geldi. Dex'ten devamı için hızlı bir atak bekliyorum..

Kitabın konusuna biraz değinecek olursam; ana karakterimiz Katy ve annesi babasının ölümünden üç yıl sonra yeni bir hayat kurmak için Florida'dan ayrılıp sessiz ve küçük bir kasabaya gelirler ama bu kasaba biraz farklı bir kasabadır.
Kat'lerin evin yan tarafındaki ikiz kardeşler yaşamaktadır ve bunlardan kız olan Dee , Katy ile arkadaşlık etmek ister.

Katy, kasabada kimseyi tanımadığı için bu kızla arkadaşlık kurma fikrinden çok hoşlanır ama bir farkla ikiz kardeşi ve Kat'in değimiyle Öküz olan Daemon Kat'ten hiç hoşlanmaz ve kardeşşi ile arkadaşlık etmesine de karşıdır.

Ama Kat bu iki kardeşte bir tuhaflık olduğunu sezinlememye dahası kasabada söylenen bazı dedikoduları duymaya başlayınca, kendisini bir anda fantastik bir dünyanın içinde bulur...



MY RATING:

ANİME AMV'LER

11 Oca 2013

Hoşuma giden Anime AMV'lerinden seçmeler;
       Anime: Hakushaku to Yosei
       AMV: Our Story
       Song: Taylor Swift / Love Story
   
 Bu AMV'yi çok seviyorum. Yapan oldukça ilgi çekici bir karma oluşturmuş.Favorilerimde her zaman başı çekecektir.

                                                                                       Anime : Kirarin Revoluation
                                                                                       AMV: You're gone.
                                                                                       Song: -
                                         Bu animeyi tam izleyemesem de , Hiroto hafızasını kaybettikten sonra çok dramatik bir hal aldı. Açıkçası uzatacağız diye animeyi bok ettiler yoks açok keyifli bir animedir.






Anime: Chrono Crusade / Sinner Chrono
AMV: Goodbye to you
Bu animeyi çok büyük meraklarla izlemiştim ama o sonu beni öldürdü ya..

                                                                                          Anime : Final Approach
                                                                                     Geçen sene Romantik Komedi olarak izlediğim güzel bir animeydi.Ryo'nun Shizuka'yı evine alması ile eğlence başlıyor. Çok eğlencelidir, tavsiye edilir.



Anime : Tokyo Marble Chocolate OVA
İzlediğim en mükemmel OVA'ydi . Kesinlikle tavsiye ederim. Keşke bu kadar kısa olmasa dedirtiyor.


                                                                                  Anime : Pretear
                                                                                 Anime Song:  White Destiny
                                                                                 AMV: by ME.













Sukitte Ii Na Yo (Say I Love You) || Anime Tanıtım

Sukitte Ii Na Yo

KONUSU:
Mei Tachibana , kendi halinde sessiz saki herkesten uzak duran bir kızdır. Küçükken kurduğu arkadaşlıklar kendisini yaraladığı için kimseyle konuşmamayı ve dostluk kurmamayı seçmiştir.Lisedeki hayatıda böyle giderken birgün okulun popüler çocuğu Yamato Kurosawa'ya bir tekme savurur ve Yamato'nun dikkatini çeker. Yamato , Mei'nin sessiz ve herkesten uzak haline rağmen ona erişmeyi ve arkadaş olmayı kafaya koyar.Ve sonunda Mei'nin duvarlarını yıkarak onunla çıkmaya başlar. Fakat bu aşk hem Mei hem de Yamato için gerçek bir aşk mıdır ? Mei daha önce kimseye karşı böyle şeyler hisstmemiştir ve Yamato kadar açık davranamaz.Acaba Yamato onun kalbini çalabilecek midir ? Peki Mei , Yamato'ya onu sevdiğini söyleyebilecek midir?

YORUM:
Bu sıralar izlediğim en iyi animelerden birisi bence. Çok sık güncel anime takip etmem , yorucu oluyor ve pek de vakit ayıramıyorum ama bu anime için herşeye değer.Yamato'nun samimi davranışlarının Mei'yi hem arkadaş çevresi hem de kendi içinde bambaşka birine dönüştürür.Her bölümünden büyük keyif alarak izlenecek bir anime. Açıkçası iki taraf içinde çok farklı bir arkadaşlık var bu animede. Yamato , Mei'nin temiz kalbini gördükçe ona daha da çok aşık oluyor Mei ise daha önce hiç bilmediği bir duyguyla ilk kez birine ''benim'' demek için cesaret arıyor.
İzlemenizi şiddetle tavsiye ederim . :)))



HONEY HONEY DROPS OVA || ANİME TANITIM



Anime'nin Adı: Mitsu x Mitsu Drops
Diğer Adları: Honey x Honey Drops
Kategori: OVA
Bölüm Sayısı: 2
Tür: Shoujo , Romance , School
Türkiye'de: Yayımlanmadı.
Fansub Durumu: Mevcut değil.

KONU:
Houjou Lisesi'ni diğer liselerden ayıran bir özelliği vardır.Bu lisede ''HONEY SİSTEMİ'' adında özel bir sistem bulunmaktadır.Houjou Lisesi , sadece asil ve zengin öğrencilerin gidebileceği bir lisedir ve lisedeki Honey Sistemi ile bu özel öğrenciler alt sınıflardan öğrencileri bu okula kabul ettirebilirler.Ama bunun belirli şartları vardır , eğer Houjou Lisesi'nden bir öğrenci kendisine birini HONEY olarak seçerse , bu seçilen kişi diğer öğrencinin hizmetine girer.Bu sistem bir tür efendi uşak durumu olarakta gözlemlenebilir.Bir HONEY'nin görevi , efendisinin her türlü isteğini yerine getirmek ona yardımcı olmaktır.HONEY Sistemi'nin özel birde simgesi vardır.Her efendi kendisine seçtiği Honey'sini ona ait olduğunu belirtmek için kulağına ''piercing'' (küpe benzeri) takıyor ve Honey görevden alınana kadar bu simge asla çıkmıyor.
Hagino Yuzuru , ailevi durumu orta derece olan ve yaz tatlinde bir otelde part-time çalışan bir öğrencidir.Tesadüf eseri Houjou Lisesi'nden Renge Kai ile tanışır ve hayatı bir anda değişiverir.Kai , Yuzuru'yu gözüne kestirip onu HONEY'si yapar.Yalnız Yuzuru bu sisteme dahil olmaktan pek memlun olmasa da ailesi için bu bulunulmaz bir fırsattır.Ve Yuzuru bu teklifi değerlendirmeye karar verir.Kai'nin bu zamana kadar ki tüm Honey'leri görevlerini terk edip kaçmışlardır.Ancak Yuzuru'nun ne kadar dayanabileceğini izleyip görebilirsiniz..

Güzel bir OVA'ydı beğendim.Mangasında sarmayı planlıyorum. ^^'



Hira no Kakera || ANİME TANITIM



Hiiro No Kakera

KONUSU:
Tameki Kasuga , büyükannesi tarafından Tamayori Kanını devralması ve Tamayori Prenesesi olarak kasabanın çevresini saran Onikirimaru mühürünü koruyup mühürlemesi için çağırılır. Tameki bu zamana kadar ailesiyle herşeyden habersiz yaşamıştır fakat kasabaya Baba-sama(büyükannesi)'nın yanına geldiğinde herkesin kendisini tanıdığını ve Tamayori Prensesi olarak Onikirimaru kılıcını mühürlemesini beklerler.Ama Tameki henüz girdiği bu dünya hakkında hiç birşey bişmez ve kendisini korumakla yükümlü Beş Koruyucu ile beraber hem Onikirimaru Mührünü hem de Tamayori Prensesi'nin gövrelerini öğrenerek mührü simgeleyen eserleri korumaya kararlıdır.

DÜŞÜNCEM:


Animeyi izleme sebebim ; kesinlikle ama kesinlikle mükemmel Opening'dir.O nasıl bir ses öyle bittim kadına. Fujita Maiko bundan sonra kesin takip listemde olacak bir Japon Şarkıcıdır. :)))

Animeye gelirsek ; ilk sezon bence çok vasat. Yani bir kere konuya damdan düşer gibi giriyor ve pek de etkileyici olduğunu söyleyemeyeceğim. Daha güzel animeler izlemiştim.Açıkçası birazda Pretear esinlenmesi buldum. Ama ikinci sezonu olan ; Hiiro no Kakera Dai Ni Shou daha etkileyici. Gerçi biraz daha romantizm yüklü olsa daha da mükemmel olabilir ama ilk sezona göre dehşet olduğu kesin. :))
Güzel bir anime izlenebileceklerden demenizi tavsiye edderim. ^^'


 Ve bu da 2. Sezon Açılış / Kapanış

PRETEAR || ANİME TANITIM



NOT: Tanıtım Manga.gen.TR'ye Tarafımca Yüklenmiştir. 

PRETEAR 
16 yaşındaki Himeno Awayuki'nin hayatı annesinin ölümünden sonra babasının zengin bir dul kadınla evlenmesi ile tam anlamıyla değişime uğramıştır. Himeno ve babası bu zengin kadınla birlikte şehirde onun evinde yaşamaya başlamışlardır. Fakat Himeno her ne kadar yeni hayatlarına alışmış gibi görünse de aslında hiç de göründüğü gibi değildir. Çünkü bu yeni hayatlarında Mawata ve Mayune adında iki üvey kardeşi vardır ve üvey kardeşleri Himeno'dan hiç hoşlanmamışlardır. Özellikle de üvey kardeşlerinden Mayune Himeno'yu hiç sevmediği için ona karşı olan tepkisini ona zarar vererek göstermektedir.

Diğer üvey kardeşi Mawata ise Himeno'ya ve babasına olan tepkisini sessiz kalmayı seçerek göstermektedir. Aslında Mawata'nın tepki gösterdiği kişi kendi annesidir, çünkü babasının ölümünden sonra başka biriyle evlenmesini kabul etmek istemediği için sessiz kalarak tepki vermeyi seçmiştir.

Bütün bu olanlara rağmen gülümsemekten asla vazgeçmeyen Himeno'nun hayatında ki asıl değişiklik okula geç kaldığı bir sırada Leafe Şovalyeleri'nden Hayate ile çarpıştığında olur. Leafenia adındaki bir ülkenin koruyucuları olan bu 7 kişilik Leafe Şovalyeleri kendilerine Fanrir Prensesi'ni durdurmalarına yardım edecek bir Pretear aramaktadırlar ve Himeno tam da onların istediği gibi bir kızdır. Bu andan itibaren Himeno artık Leaf eŞovalyeleri'nin yeni Pretear'ıdır ve Fanrir Prensesi'ne karşı savaşı başlamıştır.

Karakterler:

Himeno Awayuki:

Ad: Himeno
Soyad: AWAYUKI
Yaş: 16
Doğum Tarihi: 9 Temmuz
Gizli Kimliği: Pretear-Pretear Prenses

Himeno Awayuki'nin hayatı okula geç kaldığı bir gün karşısına çıkan Rüzgar Şovalyesi'yle tamamiyle değişime uğrar. Hiç bir şey anlamadan bir anda kendini Leafe Şovalyeleri'nin Pretear'ı olarak bulan Himeno'nun Leafenia ve kendi dünyası için Prenses Fanrir'e karşı savaşı artık başlamıştır.



HAYATE:
Ad: Hayate
Yaş: 18
Doğum Tarihi: 27 Nisan
Gizli Kimliği: Rüzgar Şovalyesi

Leafenia'nın koruyucuları olan Leafe Şovalyeleri'nin başı Hayate, Rüzgar Şovalyesi'dir. Rüzgarı kontrol etme gücüne sahip Hayete, kendileri için bir Pretear aradıkları sırada Himeno ile çarpışır.

Sasame:

Ad: Sasame
Yaş: 17
Doğum Tarihi: 30 Aralık
Gizli Kimliği: Ses Şovalyesi
Sasame, sesin şovalyesidir. Leafe Şovalyeleri'nde Hayate'den sonra en güçlü kişidir.



Kei
Ad: Kei
Yaş: 16
Doğum Tarihi: 1 Şubat
Gizli kimliği: Işık Şovalyesi

Kei, Işık Şovalyesi'dir. Sasame'den sonra ki en güçlü kişidir.



Go:
Ad: Go
Yaş: 16
Doğum Tarihi: 22 Ağustos
Gizli Kimliği: Ateş Şovalyesi

Go, Ateş Şovalyesi'dir. Ateşi kontrol edebilir, duygusal olmasa da Himeno'ya çok değer verir.



Mannen:
Ad: Mannen
Yaş: 10
Doğum Tarihi: 25 Kasım
Gizli Kimliği: Buz Şovalyesi

Mannen, Buz Şovalyesi'dir. Küçükler arasında en güçlülerdendir, biraz fazla ateşli biri olduğundan başı çok derde girer.


Hajime:
Ad: Hajime
Yaş: 7
Doğum Tarihi: 8 Nisan
Gizli Kimliği= Su Şovalyesi

Hajime, Su Şovalyesi'dir. Yaşına göre çocuklar arasında en olgunudur.



Shin:

Ad: Shin
Yaş: 5
Doğum Tarihi: 8 Nisan
Gizli Kimliği= Doğa Şovalyesi

Shin, Doğa Şovalyesi'dir. Çok sessiz ve sakin bir çocuk olan Shin yaşına oranla şovalyeler arasındaki güçlülerdendir.
By . Me



Bölüm Listesi:

01. Kader Rüzgarı
02. Kalbinin Sesini Duymama İzin Ver
03. Pretear Olmanın Yolu
04. Günışığı Altında Verilen Söz
05. Karanlığın Gülümsemesi
06. Gizemli Ruj
07. Daha Fazla Kimseyi Koruyamam
08. Uyanış Vakti
09. Ulaşılma Melodi
10. Hatıraların Sonunda
11. Gözlüklerin Gözü
12. Biraz Daha Samimiyet
13. Beyaz Karın Efsanesi

HAYALLERE KAPILMA // CELESTE BRADLEY

10 Oca 2013



HAYALLERE KAPILMA

Yalancılar Klübü serisi ile ses getiren yazar Celeste Bradley'den serinin ikinci kitabı olan Hayallere Kapılma'yı da nihayetinde okudum. Gelelim yorumuma; kitap hiç ama hiç beklediğim gibi çıkmadı.Ama altını çizerim ilk  kitaptan çok etkilendiğim için bu kitap bana hiç bir anlam ifade etmedi. İlk kitabından sonra bu kitabı yazarken ne düşünüyordu bu yazar çok merak ettim.Bi' kere kitap çok gereksiz bir konu işliyor. Hadi onu geçtim biraz daha dolu dolu olsaydı bari. Yok, nerdeeee..
Gönlünü Kimseye Kaptırma'da her sahnede gülerken bu kitapta en fazla 5 kez felan tebessüm etmişimdir.Ve gereğinde fazla hızlı giden yerlerine de ayrı ayar oldum.Misal; kızın Monty ve peşinde olan Dalton'un aynı kişi olduğunu nasıl anladığı gizemini korumakta. Sadece gece adamla beraber oluyor, sabahına yakalanmadan kaçması gerekiyor ve öğreniyoruz ki, Mont ve Dalton olayını çakmış.Eee, en azından nasıl anladığını anlatsaydınız.Neyse..
Konuyu okuduğumda daha eğlenceli hatta çekişmeli bir kitap çıkar diye düşünüyordum. Fakat bu daha çok trajıkomik bir aşk romanı oldu çıktı.O kadar merakla bekledikten sonra benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Sanırım kitabın ismini verirken bunu göz önüne aldılar.Zirâ çoook fazla hayale kapılmışım okurken anladım.Eğer ilk kitabını orta kararlı yazmış olsaydı bu kitap için ''güzel kitaptı'' terimini kullanırdım ama ilk kitaptan sonra beklentimin altında bir kitap oldu.Okunamaz değil ama benim için iyi de değildi.Yazarı sevdiğim için kitaba 3 verdim.Umuyorum ki, James(Griffin)'in hikâyesinden daha çok etkileneceğim..

Konusu:
Sör Thorogood adında bir adam tarafından, kıdemli üst düzey sosyete mensuplarının hayatları ve yaptıkları ele alınarak gazatenin birine çeşitli karikatürler çizilir.Öyle ki, bu karikatürlerin birkaçı büyük ölçüde hâksızlığı ve yolsuzluğu ortaya çıkarmıştır.Tabi bunu yapan Sör Thorogood'un kimliği ise gizemini korumaktadır.Kimse Sör Thorogood'u ve bu kadar şeyi nereden öğrendiğini bilemez. Ta ki bir partiye kadar...

İlk kitapta sakin dul olarak gördüğümüz Clara Simpson, bu kitapta görünmeyen yüzüyle ortaya çıkıyor.Gerçi ben kadında fazla sakinlik olduğunu ilk kitapta anlamıştım.Agatha'nın -sözde- ölmüş kocası bir anda odaya girdiğinde onun dışında herkes fenalık geçiriyor. Kadın gereğinden fazla dingindi yahu.İnsan ''Nasıl?'' felan eder.Neyse..
Karakterimiz eşinin ölümünden sonra kayınbiraderi ve eltisi ile yaşamaya başlamış ve sakin bir hayat sürmektedir.Etrafın gördüğü gözüyle; sessiz , sakin, yaslı bir dul olan Clara aslında kimsenin bilmediği gizli bir kimliğe sahiptir.Sör Thorogood ismini kullanarak sosyetedeki çeşitli olayları karikatürlerle gazetede ifşa eder durur.Eh, ama bir yere birinin kuyruğuna basmış.Bunca zaman durması bile ilginç ya neyse.Kimin kuyruğuna bastığından bir haber olan Clara karikatürlere devam ederken, bir partide Sör Thorogood'u görünce işler sarpa sarar.Kendi yarattığı Sör Thorogood'un kanlı canlı karşısında durması ise Clara'yı bu işi çözmeye iter.Ve bir anda kendisini garip bir kaçma kovalamacanın ortasında bulur.

Bu kısımlardan sonrası ise erkek karakterimiz Dalton'un Yalancılar Klübü -eski- Lideri Simon tarafından klübe lider atanması ve kendisini yalancılara kabul ettirmek için Sör Thorogood gizemini çözme işiyle devam eder.Dalton, Sör Thorogood'u bulacak ve İngiltere için bir komplo peşinde olup olmadığını çözecektir.Tabi çatlak ve binbir çeşit karaktere sahip Clara Simpson'dan kurtulabilirse..


MY RATING:



Tonari No Kaibutsu-kun || ANİME TANITIM

9 Oca 2013




Tonari No Kaibutsu-kun

Orjinal Adı: Tonari No Kaibutsu-kun
İngilizce Adı: My Little Monster
Türkçe Adı: Benim Küçük Canavarım/ Canavar Komşum
Bölüm Sayısı: 13
Çıkış Tarihi: Ekim 25
Türü: Romantik Komedi, Okul, Shoujo
Fansub Durumu: Fansub Var





Konusu: 
Shizuku, okulun inek öğrencilerinden birisidir.Bütün bir zamanını ders çalışarak geçirir ve  bu yüzden de arkadaş çevresi pek geniş değildir.Okuldaki öğretmenlerinden birisinin ayak işlerini yaparak kendisine ek gelir sağlayan Shizuku'nun monoton hayatı Haru'nun kendisini arkadaşı olarak seçmesiyle epey bir renklenir.. Haru, okulun ilk günü birkaç üst sınıf öğrencisini dövdüğü için ceza alır ve ondan sonra okulu asmaya başlar.Her gününü oyun salonlarında kendisine arkadaşmış gibi davranan ve Haru'nun parası için onunla takılan birkaç çocukla geçirir.Fakat okuldaki öğretmenlerden birisi Haru'nun okula geri dönmesini ister ama onu ikna edemez.İkna edemediği içinde birgün Shizuku'dan Haru'ya bazı fotokopiler iletmesini ister. Shizuku, Haru'ya fotokopileri götürdükten sonra onun aslında okula dönmek istediğini ve arkadaşları tarafından sömürüldüğünü görünce işe karışır ve Haru kendisine ilk defa dürüstçe yaklaşan Shizuku'nun arkadaşı olmaya karar verir. Ne yazık ki, Shizuku'nun buna ayıracağı vakti yoktur.Bu durumda ortaya trajı komik bir arkadaşlık çıkarır... :)))



GÖRÜŞÜM: Bence harika bir romantik komedi animesi. Açıkçası daha açılışında bile kendisini gösteriyor. İzlerken çok eğlendim.Haru çok komik bir çocuk. Biraz saf gibi dursa da alttan alttan çok zeki olduğu belli oluyor.Shizuku ise her ne kadar ''buz'' diye anılsa da içinde küçük bir cadı olduğu belli.Şiddetle tavsiye ederim, keşke 13 bölümden daha uzun olsaydı demekten kendimi alamayacağım kadar keyif verici bir anime.





Ne Okuyorum?

8 Oca 2013

''Ne Okuyorum ?'' bir bakalım mı ?

Bu akşam elimde dün başlamış olduğum - deli gibi bekeldiğim- Hayallere Kapılma yani Lair's Club#2 The Impostor var.
Bu yazarın okuduğum ikinci kitabı olacak. Serinin ilk kitabı olan, The Pretender bizdeki edisyonu ile Gönlünü Kimseye Kaptırma sayesinde yazarla tanışma fırsatı edindim.Yazar bu serisinin ilk kitabı sayesinde Rita ödülü almış.Ki bence de hakkıdır. İlk kitap gerçekten çok ama çok güzeldi.Dahası bu kitabı okurken ilk kitabın ne kadar güzel olduğunu bir kez daha görmüş oldum...Kitapla ilgili -şu an için- söyleyebileceğim tek şey, beklentimi karşılamadığıdır. İlk kitapla kıyasladığımda çok hareketsiz bir konusu var. Dalton için daha dolu dolu bir kitap beklerdim. Ama bir yandan da kitabın asıl bombayı sonlara sakladığı izlenimini ediniyorum. Gerçi bu kitabın şuanki gidişatı için aldığım izlenimi değiştirmiyor.Herneyse. Kitabı bitirdiğimde kesin yargıya varacağım. :)

Serinin ilk kitap olan Gönlünü Kimseye Kaptırma'yı biraz hatırlayalım.

Agatha, erkek kardeşi James'ten uzun bir süredir haber alamamıştır ve onu bulmak için Londra'ya gelir. Ama elinde avucunda hiç para olamadığı gibi kardeşine dair tek bildiği şeyse elindeki Griffin olarak imzalanmış bir mektuptur.
Agatha , kardeşini bulmak için sosyetenin üst tabakasından yardım almaya karar verir ama bunu da sessiz sedası yapmak ister.Bunun içinse önce bir koca bulması gerekince kendisine kardeşi ve kendisi arasındaki bir sırrı kullanarak hayali bir koca yaratır. Ama bu koca öyle bir kocadır ki , Agatha bir anda tüm Londra'da kocasıyla anılan biri durumuna düşer. Ve bu öyle bir hal alır ki, hayali kocasını artık herkese takdim etmesi gerekir. Derken, evin bacasını temizlemeye gelen yakışıklı tam da aradığı tipte bir adam olunca Agatha'nın yalan dolu dünyası başlar. Tabi bu sırada erkek karakterimiz Simon ise Yalancılar Klübü'nün lideri ve en kıdemlisi olarak uzun zamandır haber alamadıkları James'i bulmak zorundadır. Ama James'i ararken karşılaştığı yalancı güzel hayatını bayağı karıştırır..


MUHAFAZAKÂR AŞK // CAROLINE LIDEN

6 Oca 2013


MUHAFAZAKÂR AŞK
Kitaptan Alıntı

"Sanıyorum ortada bir yanlış anlama olduğunu herkese açıklamak zaruri bir hal aldı."
 Marcus arkasına döndü, surat ifadesi sertti. "Olanlar dikkate alınırsa hanımefendi, buna inanılacağından şüphedeyim." Birer birer saymak için parmaklarını havaya kaldırdı. "Birincisi , evlilik kaydında benim adım var , benim senin evlendiğin adam olduğuma yemin etmeye gönüllü bir papazın yürüttüğü bir törende , benimkinden ayırt edilemez bir el yazısıyla imzalanmış. Ikincisi, London Times'da edindiğimize dair bildiri var, benim el yazımla, benim kullandığım mektup kağıdı ve zarfla gönderildiğinden ise ufak bir şüphem yok. Üçüncüsü , David'den gelen bir mektup var. Bizim sözde hızlı aşkımızın detayları.. "



GÖRÜŞÜM:

Çok tatlı ve harika bir hikayeydi. Açıkçası şu kapağı yüzünden kitaptan hiç bir beklentim olmadan ve tesadüf eseri tedarik ederek başladım. Hâlâ da bu kitaba o saçma kapağı yaparken ne amaçlıyorlardı merak etmekteyim.Zirâ kapaktan başka herşeye benziyor...
Kitaptan bahsedecek olursam ; son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan birisiydi. Böyle ikiz kardeşleri konu alan kitapları her zaman çok sevmişimdir.Ama kitabın farklı bir tadı vardı.Marcus ve David her ikizin olacağı gibi zıt kutupları temsil ediyorlar.Fakat bu size alışıla gelmiş bir konu izlenimi vermesin. Zinhar, Marcus ne kadar zıt karakterlere sahip olsalar da kendisini kardeşinin arkasını toplamaya adamış bir Dük. Tabi bunun yanında ''muhafazakâr'' kelimesinin şekil bulmuş hali olması da cabası.İşte iki kardeşi koparan noktada burası, David rahat bir kişilik ama Marcus hem Dük olmasının verdiği yükler hem de karakteri gereğince tam bir disiplin timasali olunca zavallı David için hayat çekilmez durumlara geliyor.
Tabii ki bu onun hşarı karakterine en ufak bir sarsıntı getirmiyor. Öyle ki, kitabımızın konusunu resmen David oluşturuyor desem abartmam. İkiz kardeşlerden beklendiği üzere yer değiştirmelerini esas alan bir kısım var -gerçi çok bariz anlaşılıyor ne olacağı- ama öyle bir yer değiştiriyorlar ki Marcus durumdan haberdar olduğunda ''İşe bunu bekliyordum.'' dedim. Fakat ne hikmettir ki konunun oluşumunu tahmin etsem de , okurken çok büyük keyif aldım. Özellikle David'in Marcus'u hiç tanımadığı bir kadınla evli bıraktıktan sonra da evliliği tüm Londra'ya duyurup sırra kalem basması görülmeye değerdi.
Gerçi David'in gitmeden yaptığı bu muziplikle sadece Marcus değil Hannah'da zor bir durumda kalıyor.Zavallı kadının yerinde olmak istemezdim.
Marcus'un karakterini çok beğendim ama Hannah'nın üzerine çok gitti başlarda. Buz duvarı gibi duruyor ama tam bir ağabey, sırf kardeşi -kendisine kazık attığı halde- ve ailesi üzülmesin diye o da kendini bu oyunun içinde buluveriyor.
Kitap kesinlikle çok güzeldi ama keşke yazar Marcus ve Hannah'ya biraz daha odaklansaydı. Aşık olmalarını işlerken çok yüzeysel davranmış bence. Zirâ öyle bir adam sürekli gördüğü için bir kadına aşık olmaz. Sanki yazar kızın karakterini hareketlerine yansıtmamış gibi geldi.Yine de kitabı çok beğendim, kesinlikle tavsiye edeceklerimden birisi..

MY RATING:




 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS